T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Siyasi beklentiler

Devlet Bahçeli, Bütçe'den sonra Ecevit'in istifa edebileceğini söylemiş. Bir gün önce, bir grup milletvekilinin ziyaretini kabul eden Meclis Başkanı Ömer İzgi de, erken seçim ihtimalini dile getirmişti.

Belli ki Aralık ayının ikinci yarısından itibaren taşlar yerinden oynayacak.

İp inceldi

Ecevit giderse yerine kim gelir? Bazı gazetelerde Hüsamettin Özkan'ın adından söz edildi ama, böyle bir gelişmeyi MHP'nin onaylayacağını hiç sanmıyoruz.

Devlet Bahçeli'nin gazeteye yansıyan sözleri doğruysa, ip inceldiği yerden kopmak üzere. MHP lideri, fazla sakınmadan, ortağını rencide edecek şekilde konuşabiliyor. Aslında Bahçeli de DSP ile ortaklığın ve genelde mevcut koalisyonun, partisini nasıl yıprattığını gördü. Eğer seçime gidilirse bugünkü durumda, koalisyonu oluşturan üç parti de baraj altında kalacak.

ABD'nin eski büyükelçisi Marc Parris, "2004'e kadar seçim olmayacak" demiş. Belki de, bu şekilde, olmaması gerektiği mesajını veriyor.

Zaten önce, yeni bir seçim kanunu şart. En azından, partilerin aralarında ittifak yapabilmeleri sağlanmalı. Bir partinin, Meclis'te yeterli çoğunluğu elde edememesi sebebiyle koalisyonlara mahkûm olan ülkelerde, seçim ittifakları teşvik edilmeli. Böylece, oyunu kullanan vatandaş, seçim sonrası koalisyon sürprizleriyle karşılaşacağına, önceden ittifakları değerlendirir, ona göre tercihini kullanır. Üstelik, seçimleri takiben uzun sürecek koalisyon pazarlıkları ile istikrar sarsılmaz. Belirli bir program etrafında uzlaşan partiler toplu halde seçmenin karşısına çıkarlar.

Parti içi demokrasinin başta gelen unsurlarından biri de önseçim.

Genel Başkan'a, % 5 veyahut % 10 kontenjan tanındıktan sonra, geri kalan milletvekili adaylarının sıralamasını teşkilât yapmalı. Fakat, teşkilâtlar da üye kaydında sınırlayıcı davranmamalı. Bu yüzden partilere üye kaydı, ilçe seçim kurulları tarafından denetlenmeli. Tarafsız bir denetim yapılmadığı takdirde, teşkilâtı güçlendirelim derken, bu defa il, ilçe başkanları mutlak bir hakimiyet kurmuş olur ki, bu da demokrasinin özüne ters düşebilir.

Seçim kanunu ve 312

Seçim kanunu değişikliği gündeme geldiğinde, herhalde, bu kanunun 11'inci maddesinin bazı sınırlayıcı hükümleri de kaldırılacaktır.

Hem Siyasi Partiler Kanunu, hem Milletvekili Seçimi Kanunu'nda, kimlerin seçilemeyeceği sınırlanırken, 312'nci madden mahkûmiyet, seçilme ve siyaset yapma hakkının kısıtlanması için, gerekçe gösteriliyor. Üstelik Milletvekili Seçimi Kanunu'nda 312'nci maddeden mahkûm olanların "af edilseler bile milletvekili olamayacakları" yazıyor.

Bütün bu düzenlemeler 12 Eylül darbesiyle birlikte geldi. 312'nci madde evvelce de Türk Ceza Kanunu'nda yer alıyordu; fakat sadece umumun emniyeti için tehlikeli olabilecek bir şekilde, halkı kin ve düşmanlığa sevk edenler cezalandırılıyordu. Ayrıca, Siyasi Partiler ve Milletvekili Seçimi Kanunu'nda, 312'den mahkûm olanlara yasak getirilmemişti.

Son haftalarda, mahkemeler bazı beraat ve erteleme kararları verdi. Gazeteci Ali Bayramoğlu Türk Silâhlı Kuvvetleri'ni tahkir (TCK 159) suçundan beraat ederken, Türk Ceza Kanunu'nun 312'nci maddesinden yargılanan Mehmet Şevket Eygi'nin davası da 4 ay süreyle ertelendi.

Özellikle Mehmet Şevket Eygi'nin davasında, 312'nci maddeye dayanarak bir hüküm vermeden önce, mahkeme, son Anayasa değişikliğini göz önüne almıştı. Bu değişiklik doğrultusunda çıkacak uyum yasalarını bekliyordu.

Anayasa değişikliği

Geçtiğimiz ay, Anayasa'nın Başlangıç bölümündeki düşünceyi sınırlayan bölüm yumuşatıldı.

1982 Anayasası, "Hiçbir düşünce ve mülâhazanın, Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, devleti ve ülkesi ile bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında koruma göremeyeceğini" belirtiyordu.

Demokratikleşme paketinde, "Hiçbir düşünce ve mülâhaza" yerine "Hiçbir eylem" ibaresi konuldu; böylece düşünce değil, ancak eylemin sınırlanabileceği esası benimsendi.

Maalesef, Uzlaşma Komisyonu'nun bu ilk kararına rağmen, MHP'den itiraz sesleri yükseldi: "Eylem"in yerini "faaliyet" aldı.

Mevcut durumda, "Hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin, Atatürk ilke ve inkılaplarının ..... karşısında koruma göremeyeceği" benimsenmiştir.

Şimdi, son gelişmelere uygun yasaların çıkarılması gerekmektedir. Madem, Meclis, düşüncenin sınırlanmasına karşı bir tavır belirlemiştir, öyleyse, uyum kanunları da çıkarılmalıdır. Özellikle Türk Ceza Kanunu'nun 159 ve 312'nci maddeleriyle, Terörle Mücadele Yasası'nın 7 ve 8'inci maddelerinin ele alınmasında aciliyet vardır. Çünkü bu maddelerin değiştirilmesi, Avrupa Birliği tarafından da defalarca vurgulanmıştır.

Aksi bir tesadüf, Tayyip Erdoğan, 312'den mahkûm olduğu için, -siyasi mülâhazalarla- Türkiye'nin demokratikleşme çabalarının da önü kesilmiştir. Çünkü 312'de yapılacak her değişiklik, Erdoğan'a yarayacaktır.

Yasaksız bir seçim

Aynı şekilde, Türkiye açısından seçimin gerekli olduğunu herkes idrak ediyor. Ama, barajı aşan tek parti AK Parti olduğu için, erken seçimin de önü kesiliyor.

O zaman ittifakları serbest bırakan bir düzenlemeyi bir an önce gerçekleştirmek lâzım. Böylece, diğerlerinin de barajı aşma şansları doğar.

Bu arada, hemen kaydedelim ki, Tayyip Erdoğan ve Necmettin Erbakan yasaklı konumda bırakılarak gidilecek bir seçim istikrar getirmez.

Bırakınız, biraz da milletin istediği olsun.


8 Kasım 2001
Perşembe
 
NAZLI ILICAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED