|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Konu o kadar hassas ki, yıllar öncesine ait esrarlı bir olayı şimdilerde çözen itibarlı bir tarihçi, her ağzını açışta, "Aman ha, iki olayı asla birbirine karıştırmayın; geçmişte yapılması 11 Eylül'de de böyle olduğu anlamına gelmez" deme ihtiyacı duyuyor. Oysa, benzerlikleri ve benzemezlikleri ayırt etmeye yarayan muhakeme hassamız bizim de var … Olay 1964'te geçiyor. ABD'de başkanlık koltuğunda Lyndon B. Johnson oturuyor. "Vietnam'da savaş bitsin mi, hızlansın mı?" kararı söz konusu. Kongre, Başkan'a 'savaşa devam yetkisi' vermiş. Johnson, Kongre'yi bu yetkiyi vermeye sevk eden olayı yardımcılarıyla konuşuyor. Savunma bakanı Robert S. McNamara'ya, "Açılan ateş konusuna biraz daha yakından baktığımızda, belki de bize ateş açmadıkları sonucuna vardık" diyor… Başkanın ağzından, bir ara, "Bu savaşı kazanmak için ne askeri ne de diplomatik bir planımız bulunuyor" sözleri de dökülüyor… Johnson'un "Belki de ateş açmadılar" dediği olay, tarih kitaplarında "Vietnam Savaşı'nın yayılıp yoğunlaşmasına yol açtı" diye geçiyor. Kuzey Vietnam'a ait torpedo botları, Tonkin Körfezi'nde iki Amerikan savaş gemisine ateş açıyorlar. Bunun üzerine, Kongre, başkana, 'savaşa devam yetkisi' veriyor ve savaş milyonlarca Vietnamlı ile onbinlerce Amerikalı'nın hayatına mal olacak şekilde azıyor… Oysa, bugün öğreniyoruz ki, gelişmeyi soruşturan Johnson, "Muhtemelen ateş açma diye bir olay olmadı" sonucuna varmış… Varmış, ama o bilginin üzerine yatmaya karar vererek Amerikan gençlerini askere göndermeye devam etmiş… Bu gerçekle yüzleşme vesilemiz, Lyndon Johnson'un Beyaz Saray'daki her hareketini öğrenmemize vesile olan teyp kayıtları. Başkanın eşi Lady Bird, kocasından duyduğu her şeyi aynı gün teybe kaydetmiş… Yardımcısıyla, bakanlarla, güvendiği dostlarıyla arasında geçen konuşmalar sâdık bir gözlemcinin sesinden duyulabiliyor bugün… Lady Bird'ün 'elektronik güncesi', hiçbir yanlış anlamaya izin vermeyecek biçimde bir gerçeği gözler önüne seriyor: "Vietnam Savaşı aslında olmayabilirdi…" Tarihi düz okumaktan yana zihinlerin, Pearl Harbor baskınıyla ilgili 'saklanan' gerçeğin şokunu üzerlerinden henüz atamamışken, Vietnam Savaşı'nın da, aslında uydurma bir sebeple zıvanadan çıkarıldığını kolay hazmedebileceklerini sanmıyorum. Oysa, 11 Eylül'de yaşanan 'uğursuz saldırılar'ın akabinde piyasaya çıkan "Roosevelt's Secret War: FDR and World War II Espionage" adlı eserin yazarı Joseph E. Persico, "Amerikan yönetimi, dördü savaş gemisi olmak üzere 18 gemiyi yok edip ikibin askerin ölümüne yol açan Japonlar'ın Pearl Harbor'a yaptıkları saldırıyı önceden biliyordu; savaşa karşı olan Amerikan halkını savaş-yanlısı yapabilmek için kendi insanını ölüme gönderebildi" gerçeğini belgeleriyle açıkladı… Şimdi de, Amerikan Tarihi'nin en kanlı savaşı olan Vietnam'ın zıvanadan çıkmasına göz yumulduğu gerçeği biraz fazla kaçıyor. Bu yüzden, "Vietnam Savaşı çığrından çıkmadan engellenebilirdi; Başkan Johnson savaşı daha da yoğunlaştıran olayın gerçek olmadığını biliyordu; milyonlarca insan pisi pisine öldü" tezini yeni çıkan "Reading for Glory" adlı kitapta işleyen Michael Beschloss, "Aman ha, Vietnam'da gerçeklerin gizlenmesine bakıp 11 Eylül'le paralellik kurmayın" diyor… Size bir şey söyleyeyim mi? Pearl Harbor ve Vietnam ile ilgili daha önce bilinmeyen, her iki olaya bambaşka gözlerle bakılmasına yol açacak dünyayı sarsan gerçekleri gözler önüne seren bu iki kitap, okurların eline geçtiğinde 11 Eylül olayı yaşanacağı önceden bilinebilseydi, yayıncıları tarafından piyasaya çıkartılmazdı… 'Operation Swordfish' adlı filmin "Kafaları karıştırır" diye yasaklandığını, benzer film projelerinin rafa kaldırıldığını hatırlayın lütfen… Persico'nun, "Amerikan istihbaratı Japonlar'ın muhaberatını takip edebiliyordu; elimizdeki belgeler Pearl Harbor'un önceden bilindiğini gösteriyor" tezi ile, Amerikan başkanlarının hayatlarını kendisine uğraş alanı seçmiş tarihçi Beschloss'un "Olmamış bir olaya oldu muamelesi yapılmasaydı Vietnam Savaşı başlamadan biterdi" tezi elbette göz açıcı. Tarihçi Beschloss, "Vietnam Savaşı ile terörizme karşı savaş iki ayrı kutup gibi" demiş New York Times gazetesine (6 Kasım 2001). Bir dediği de şu: "Vietnam'da, işin başında, fazla önemli olmadığını şimdilerde öğrendiğimiz bir amaçla savaşan -o amaç da Soğuk Savaş'ı kazanmaktı- bölünmüş bir ülke durumundaydık; oysa teröre karşı savaşta, Amerikan toplumunun en temel amaçlarından biri olan, her Amerikalı'nın şahsi güvenliğini korumak için kenetlendik." Tarihçinin olaylar arasında paralellik kurmanın yanlışlığına dair bu sözleri herhalde sizi de tatmin etmiştir. Amerikan istihbaratı ve o dönemin yönetimi, Japonlar'ın Pearl Harbor'a saldıracağını önceden biliyorlar ve buna rağmen suskunluklarını koruyarak saldırıyı Amerika'nın savaşa girmesi için vesile olarak kullandılarsa ne olmuş yani? Ya da, Başkan Johnson, Vietnam'a daha fazla asker göndermek için vesile ettiği Tonkin Körfezi saldırısının gerçek olmadığını bildiği halde Kongre'yi (ve tabii Amerikan halkını da) aldattıysa bize ne? Bu olaylarla 11 Eylül arasında paralellik kurmak, Pearl Harbor ve Vietnam'ı uğursuz yönleriyle hatırlamak yersiz… Kafa konforunuzu sakın bozmayın…
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |