|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
MANEVİ KIZI ÜLKÜ ADATEPE: Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün yadigarlarından, hayattaki tek manevi kızı, Ülkü Adatepe, "Son yıllarda Atatürk hakkında yalan yanlış haberler çıkarıyorlar. Ben de okul okul gezerek onun insan yönünü anlatmayı kendime görev edindim" dedi. Adatepe, Atatürk'le ilgili anılarını şöyle anlattı: "9 aylık olduğumda bir gün onu görüyorum ve hemen boynuna sarılıyorum. Sonra ondan ayrılırken ağlamaya başlıyorum. Bu onu çok etkiliyor. Aynı gece saat 24.00'te beni çağırtıyor ve benimle 1-1.5 saat oynuyor. Ondan sonra da hiç ayrılmadık." "Atatürk çağdaş bir insandı" diyen Adatepe, ulu önder hakkında çıkan "çapkındı" ya da "Fikriye ile evliydi" şeklindeki haberleri de eleştirdi. Atatürk'ün manevi kızlarına 'siyasete girmeyin' diye vasiyeti olduğunu da kaydeden Adatepe, "Ama ben bunu bilmiyordum ve ölmeden önce Sabiha Gökçen'den öğrendim" dedi. AYAKKABICISI ATANASİ ELEFTERİYADİS:
Atatürk'ün yadigarlarından biri de, 1925 yılından ölene kadar ayakkabılarını yapan "Altın Çizme"nin Rus ustası 98 yaşındaki Atanasi Elefteriyadis... "Ben ilk kez Atatürk ile Yalova'da görüştüm. Bana 'kunduracı' diye hitap ediyordu, yanına çağırırken 'Rus çocuğu gelsin' diyordu. Savarona geldiği zaman, benden gemi için bir ayakkabı istedi. O zaman ayakkabılar sert olurdu. Bana yumuşak, rahat ayakkabılar yapmamı söyledi. Ben de ona makosen ayakkabı yaptım. Görünce bana 'bunlar ağır olacak' dedi. Ben de 'Hayır paşam ağır değil. Bunun içinde mantar var. Sizi mantara bastıracağım' deyince, güldü". Atatürk'ün ayak ölçüsünün "42.5" olduğunu söyleyen Elefteriyadis, "Bana nasıl ayakkabı istediğini fazla söylemiyordu. Ben yabancı dergilerden bakıp, onlar ne giyiyor diye ona göre dikiyordum" dedi. Atatürk'ün çok ayakkabı eskitmediğini, ancak kendisinin ona sürekli ayakkabı yaptığını anlatan Elefteriyadis, bunun nedenini şöyle açıkladı: "Paşanın ayakkabıları sık sık kayboluyordu. Sonradan öğrendik ki, Atatürk'ten bir hatıra edinmek isteyen insanlar alıyormuş. Atatürk ayakkabılarının kalıpta bekletilmesini isterdi. Ben Paşam 'hepsine kalıp gerekmez' deyince, O da bana 'alan kalıpsız mı kalsın?' dedi." SALİH BOZOK'UN OĞLU MUZAFFER BOZOK:
Atatürk'ün Selanik'ten mahalle ve okul arkadaşı olan, öldüğü güne kadar da başyaveri olarak yanından ayrılmayan Salih Bozok'un oğlu Muzaffer Bozok da, Atatürk'ün her zaman yanında olan kişilerin hayatta kalan çocuklarından biri... 81 yaşındaki Muzaffer Bozok, isim babası olan Atatürk'le ilgili anılarını gözleri dolarak şöyle anlattı: Traş oluyor sanıyorduk, kendini vurmuş "Atatürk bizim evimizde her şeydi. Ölene kadar evimizde sadece o konuşuldu. Atatürk'ün hastalığı sırasında babam beni Savarona yatına çağırdı. Bana 'Atatürk çok hasta. Eğer Atatürk ölürse, ben de yaşamayacağım. Annene iyi bak' dedi. Meğer Atatürk ölürse, o da kendini öldürmeyi planlıyormuş. Sonra 10 Kasım'da Atatürk öldü ve 2 gün sonra babam intihar etti. Daha önce doktorlara sormuş, 'insan neresine ateş ederse ölür' diye. Onlar da kalbine demiş. O sabah biz banyoda tıraş oluyor sanıyorduk, meğer o tentürdiyotla ateş edeceği noktayı işaretliyormuş. Sonra uzunca bir süre hastanede yattı. Babam, uğruna ölümü tercih ettiği Atası'nın cenazesine katılamadı." Muzaffer Bozok, babasının intihar olayından sonra uzun yaşamadığını, 1941 yılında kalp krizi geçirerek öldüğünü hatırlattı. GAZETECİ ALTEMUR KILIÇ
Atatürk'ün yakın arkadaşı Kılıç Ali'nin oğlu gazeteci Altemur Kılıç da, babası ile Atatürk'ün ilk kez 1919 yılında Sivas'ta birlikte olduklarını belirterek, o günden sonra ölene kadar hiç ayrılmadıklarını söyledi. Atatürk'ten yediği tokadı asla unutmadığını dile getiren Kılıç, şöyle devam etti: "Atatürk bazen bize çat kapı gelir, bizi sorguya çeker ve diğer çocuklarla güreştirirdi. Yine bir gün Florya'da, sahilde çocuklarla oynarken yaramazlık yapmışız. Salih Bozok bizi kulağımızdan tuttuğu gibi Ata'nın yanına götürdü. O da bana bir tokat attı. Eskiden bunu anlatmazdım, utanırdım, artık iftiharla söylüyorum." Annen Yasin okusun
Atatürk hakkında dini konularda çıkarılan bazı söylentileri de eleştiren Kılıç, "Atatürk hasta olduğu dönemlerde babama 'annene söyle bana bir Yasin okusun' dermiş" dedi.
|
|
|
|
|
|
|