T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Felaketin ilk perdesi...

ABD'nin 11 Eylül saldırılarına cevap olarak başlattığını söylediği yeni savaşının Afganistan'la bitmeyeceği ve İslam coğrafyasının tümünü hedef aldığı ortada. Saldırılardan hemen sonra "Bu uygarlığa karşı açılmış bir savaştır" diyen ABD Başkanı George Bush, dün aynı iddiasını sürdürdü ve Afganistan'a yönelik saldırıların yeni küresel savaşın ilk aşaması olduğunu ilan etti. ABD'deki tartışmalar ise daha somut ipuçları veriyor ve başta Irak, bir çok Müslüman ülkeye yönelik eylem planları hazırlandığına işaret ediyor.

11 Eylül saldırılarının üzerinden yarın 2 ay geçmiş olacak. Amerika, insanlığa karşı en büyük cinayet senaryosunu uygulamaya başlayarak iki ayda bütün dünyaya 11 Eylül'ü unutturmayı başardı. Artık kimse New York'ta neler olduğuyla ilgilenmiyor. Afganistan'dan sonra Irak'a mı, Suriye'ye mi, Somali'ye mi, Yemen'e mi veya Endonezya'ya mı savaş ilan edileceğini, ABD'nin yanında hangi ülkelerin ne ölçüde yer alacağını kestirmeye çalışıyor. İnsanlık yeni savaşın dünyayı, özellikle de İslam dünyasını nasıl bir kaosa sürükleyeceğini öngörmeye çalışıyor. Zira, otuz beş gündür bombalanan Afganistan'daki insani felaket, yeni cephelerin açılmasıyla ne büyük cinayetlerin kapıda olduğunu gösterdi.

"İkna et olmazsa tehdit et"

Bugüne kadar ülkelere "ya bizdensiniz ya da karşı safta" dayatmasında bulunan Washington yönetimi, bütün Müslüman ülkelerde İslamcı gruplarla temasa geçerek aynı dayatmayı onlara da yapmaya başladı. ABD diplomatik temsilcileri, bulundukları ülkelerde Müslüman gruplarla birebir görüşmeler yapıyor ve onlara ABD'nin "haklılığını" ispatlamaya çalışıyor. Bu savaşta ABD'nin karşısında yer almamanın ne kadar tehlikeli bir tercih olduğu yönünde uyarıları da içeren bu görüşmelerde, "Amerika'nın onayladığı İslam" tercihinin karşısında yer alacakların ve "işbirliği" yapmayanların başlarına neler geleceğine dair örtülü tehditlerden herkes payını alıyor.

Müslüman halkların özgürlük ve hak arayışlarını, baskılardan kurtulma çabalarını, "İslam terörizmi tehdidi" propagandasıyla yok etmeye çalışan, böylece Müslüman dünya üzerindeki "sömürü düzeni"ni 21. yüzyılda da sürdürmeyi amaçlayan hegamonik güç ve denetimi altındaki yerel iktidarlar, Müslümanlar'ın siyasi, sosyal ve ekonomik yükselişlerine karşı on yıldır sürdürdükleri tasfiye kampanyasını bütün İslam coğrafyasını kapsayan kanlı bir savaşa dönüştürdüler. 11 Eylül saldırılarını uygarlığa karşı savaş olarak ilan eden Bush yönetiminin İslam topraklarını inanılmaz bir sorumsuzlukla bombalaması bir uygarlık sorunu değil mi? Sadece Herat bir günde 27 kez bombalandı. Afganistan'ın tarihi kentleri günlerdir bombalanıyor. Daha önce Bağdat da aynı yıkımı yaşamıştı. Afganistan'dan sonra Irak ve diğer İslam coğrafyasındaki tarihi kentler aynı korkunç akibetle karşı karşıya.

Amerikalıların çoğu, terörle mücadelede nükleer silah kullanılmasının yararlı olacağını düşünüyormuş. Halkın yüzde 54'ü bugün Afganistan'a, yarın bir başka Müslüman ülkeye yönelecek savaşta nükleer silahın en etkili yöntem olduğuna inanıyormuş. Tıpkı Hiroşima gibi... Yeni dünya savaşının kanlı aktörlerinin, planladıkları çılgınlıklar için dünyayı ne tür felaketlere hazırladıklarını görüyor musunuz?

Dünya Müslümanları'na bir sorun bakalım bu neyin savaşı. Onlara terörün, şiddetin, baskının, ezilmenin, sömürülmenin ve aşağılanmanın ne olduğunu sorun. Bu savaşın terörle mücadele olduğuna inanan kimse bulabilecek misiniz? İslam'ı, Müslümanların ekonomik ve kültürel kurumlarını hedef alan savaşı başlatanlar, bunu "teröre karşı savaş" olarak ilan ederek İslam'ı terör yerine koyuyorlar ve Müslümanlar'a karşı iki kere suç işliyorlar.

Savaşın sadece Bin Ladin'i ele geçirmek ve Taliban'ı devirmekle sınırlı olduğu teziyle günlerdir nutuk atan ve "ABD'nin böyle bir planı yok" diye yalan söyleyen yeni küresel savaşın şövalyeleri, insanlık tarihinin en acımasız ve gayri insani savaşını meşrulaştırmak için insanlık ve değer kavramlarından bihaber stratejik gerekçeler üretmeye, Müslümanlar'ı hedef göstermeye devam ediyorlar. İslami olan her şeye savaş açanların, dünyanın yarısını cezalandırmaya girişenlerin çılgınlığı sorgulanmazken, hâlâ Müslümanlar'ı köşeye sıkıştırmaya çalışanlar tarihi bir sorumsuzluk örneği veriyorlar.

"Siz nükleer güce ve siyasi bilince sahip olamazsınız"

Afganistan'a asker gönderme kararı alanlar, bu savaşın boyutlarının ne kadar genişleyeceğini, İslam dünyasında iktidarlar ile halklar arasında ölümcül bir kapışmaya kadar uzanabileceğini düşünmüşler miydi acaba. Dün Pakistan'da yaşanan ve daha da güçlenmesi beklenen muhalefet, yarın diğer Müslüman ülkelerde de kendini gösterecek.

Türkiye şimdiden dünya Müslümanları'nın gözünde İslam topraklarına saldıran güçler safına yerleşmiş durumda. Yarın Irak'a, Suriye'ye, Lübnan'a, Pakistan'a veya İran'ın nükleer gücüne yönelik saldırılarla karşılaştığımız zaman Türkiye, "Ben sadece Afganistan için asker göndermiştim" diyebilecek mi? "ABD'nin Irak'a saldırmasına karşıyız" sözlerinin hiç bir anlamı yok. Türk-İsrail anlaşmaları ile Ortadoğu'ya düzen vermeye kalkışanlar ve Şanghay Bloku ile Orta Asya'da İslam'ı boğmaya çalışanlar için şimdi görev zamanı.

Siyasi ve ekonomik güç isteyen Müslümanlar ile askeri olarak güçlenen, nükleer silaha sahip olmak isteyen Müslüman ülkeler bu savaşın doğrudan hedefi. Bu açıdan bakıldığında Irak'ın orta vadede, İran'ın da uzun vadede hedef alınacakları kesin. Pakistan'daki, Suudi Arabistan'daki ve Körfez'deki Amerikan güçleri, yarın iktidarlar ile halklar arasında çıkacak olası bir krizde bu bölgelerdeki Müslümanlar'a karşı kullanılacak. Pakistan'daki ABD komandolarının, bu ülkedeki nükleer gücü kontrol altına alma planları yaptığı söyleniyor. Savaş yayılınca İslam dünyasındaki iç çatışma şiddetlenecek. ABD safında yer alan iktidarlar yarın kendi halklarına karşı ABD silahlarıyla iktidarda kalmaya çalışacak. Bakalım başarabilecekler mi?


10 Kasım 2001
Cumartesi
 
İBRAHİM KARAGÜL


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED