|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Eskiden, yani Ecevit yine başbakanken, yani Sovyetler'de Brejnev, Amerika'da Nixon varken, ekonomik doktrin tartışmaları şimdikinden farklıydı.. O zaman "sol"dakiler, "Kolhoz"ların, "Sovhoz"ların ve hatta "Köy-Kent"lerin, ülkenin esenliğe çıkması için sağlıklı yöntemler olduğuna inanırlardı.. Hatta Yugoslavya'daki "öz-yönetim"e bile, model olarak sarılanlar vardı.. Şimdi değişti durum.. Herkes herşeyi biliyor.. "İdeolojik propaganda savaşı" bitti.. "Kapitalizm"i eleştirenler de, daha sağlıklı zeminlerde ve siyasi içerikli olarak, konuya yaklaşıyorlar.. İşte bazı "Kapitalizm" türleri ve siyasi bağlantıları.. FEODALİZM- İki ineğiniz vardır.. Toprak ağası veya kont, üretilen sütün bir bölümünü alır.. FAŞİZM- İki ineğiniz vardır.. Devlet bunlara el koyar.. Sonra sizi maaşla devlet memuru yapıp, bu ineklere baktırır.. Sütü de size parayla satar.. KOMÜNİZM- İki ineğiniz vardır.. Bu inekleri siz beslersiniz.. Sütü devlet alır.. DİKTATÖRLÜK- İki ineğiniz vardır.. Devlet bunlara el koyar.. Ve süt yasaklanır. TAM DEMOKRASİ- İki ineğiniz vardır.. Sütün kimin olacağına, komşular karar verir.. TEMSİLİ DEMOKRASİ- İki ineğiniz vardır.. Komşularınız bir kişiyi seçer.. Bu kişi de, sütün ne olacağını size bildirir. ASKERİ DEMOKRASİ- İki ineğiniz vardır.. Devlet bunlara el koyar.. Sizi de askere alır.. İNGİLİZ DEMOKRASİSİ- İki ineğiniz vardır.. Devlet ineklerden birini "Deli Dana" olduğu için öldürür.. Sonra öbür inek de "Şap"lı olduğu için öldürülür.. AVRUPA BİRLİĞİ DEMOKRASİSİ- İki ineğiniz vardır.. A.B. Komisyonu, bunların nasıl besleneceğine ilişkin kanunlar koyar.. İneği değil, sizi sübvansiyone eder. İki ineği de alırlar.. Birini öldürürler.. Diğerinin sütünü dökerler.. Sonra da kayıp inekler için, size form doldurturlar. AMERİKAN DEMOKRASİSİ- Başkan adayı, kendisine oy verirseniz, size iki inek vereceğini söyler.. Seçimi kazanınca medya onu, "inek-gate" skandalından ötürü suçlar.. Bu arada size dava açılır ve avukat parası ödemekten iflas edersiniz. GERÇEK KAPİTALİZM- İki ineğiniz vardır.. Birini satar, parasıyla bir boğa alırsınız.. Elinizdeki hayvan sayısı da, süt üretimi de artar.. Ekonomi büyür.. Siz de, kazancınızla, emeklilik yaşamını güvenceye alırsınız.. Evet.. Bunlar, "kapital"in çeşitli siyasal rejimlere göre farklı kullanımını gösteriyor.. Bir de, bizim bunları aktardığımız "Enron Capitalizm"den alıp, Türkiye'ye uyarladığımız model var.. Buna "Yerli malı hortumcu-manipülatif kapitalizm" diyebiliriz.. TÜRK MODELİ KAPİTALİZM- İki ineğiniz vardır.. Bir kamu bankasından alacağınız krediye karşılık, bu iki ineği, iki gökdelen olarak gösterirsiniz.. Sonra, inekler için aldığınız krediler ile bir gökdelen yaparsınız.. Bu gökdelende ağırladığınız politikacı, size özelleştirmeden bir banka verir.. Bankanın fonlarını kullanarak, inek ahırını, bir holding haline getirir ve bunu halka açarsınız.. O sırada banka batar ve devlet, bankaya da, ineklere de el koyar.. Ülkenin başbakanı da, ineklerin esenliği bozulmasın diye, sütü yine size sağdırır.. Evet.. Görüldüğü gibi, ekonomi ile siyaset birbirlerine çok bağımlıdır.. Eğer Sovyetler yıkılmasaydı, Sovyetler Birliği'ndeki "Devlet kapitalizmi", daha yıllarca "sosyalizm" markası ile pazarlanacaktı.. Veya Ecevit, "Ekonomik Kriz"i ve "İMF Denetimi"ni görmeseydi, hâlâ "Hakça Düzen" yahut "Su Kullananın-Toprak İşleyenin" diye sloganlar atacaktı.. Aslında şimdi o, ne suya, ne toprağa aldırıyor.. "Koltuk oturanın" diyor.. ŞAKA
Seni gidi şakacı!..
ANAP'lı milletvekili Ali Doğan, Kahramanmaraş'ın Göksu'sunda, "Türban Yasağı"nı eleştirmiş.. Adana ANAP Milletvekili Mehmet Ali Bilici de, bir telsizden Doğan'ı aramış.. -Ben jandarma komutanıyım. Bu ne biçim konuşma, demiş.. Doğan, bu "şaka"ya inanmış.. -Ben orduyu severim.. İrticaya destek vermem, diye telaşlanmış.. Mesut Yılmaz da, bu şakaya çok gülmüş.. Herhalde, G.Kurmay'ın "Ulusal Güvenlik" konulu açıklamasına da, gülmekten bayılmıştı.. HÜSAMETTİN ECEVİT
"Devrek Bastonu" gibi siyasetçi mi?
Ecevit'in yerine "Başbakan olabilir" diye aday gösterilen Hüsamettin Özkan'ın telaşını anlamak mümkün değil.. Milliyet'te Fikret Bila'ya verdiği demecin her satırı, buram buram telaş ve ürküntü kokuyor.. -Ben Ecevit'le geldim, Ecevit'le giderim.. Sayın Ecevit'in olmadığı yerde, benim de yerim olmaz.. Sayın Ecevit'e en küçük zararı olacak bir hareket içinde olmam mümkün olmadığı gibi, böyle bir hareket herkesten önce beni karşısında bulacaktır.. Hani Hindistan'da, Hindular, biri ölünce, onun eşini de birlikte diri-diri yakarlarmış ya.. Sanki öyle bir bağlılık mesajı bu.. -Benim misyonum Sayın Ecevit'e destek olmaktır.. Bildiğimiz kadarı ile politika, içinde "ego"ların yoğun rol oynadığı, yükselmek arzusunun egemen olduğu bir meslektir.. Öyle "Devrek Bastonu" gibi, siyasi varlık sebebini "Ecevit'e destek olmak" şeklinde nitelemek, akla sığar mı? Açık söyleyelim.. En azından fiziği ve yaşı ile Özkan, Başbakanlığa, Ecevit'ten daha fazla uygundur.. Bundan korkması, yakışık almaz..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |