T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Otobüs, tramvay, aybaşı ve erken seçim

Hemen belirtelim, Kopenhag Kriterleri'nin bu mevzuyla hiçbir alakası yok.

Otobüs ya da tramvay durağında bekliyorsanız, çoğunlukla çabuk gelmez aracınız. İkide bir saate bakarsınız, üçte bir etrafınızdakilere...

"Nerede kaldı bu vesait!.." cümlesi içinizden kimbilir kaç defa geçer. Hele bir de hava yağışlıysa, beklemek çekilmez bir hal alır.

Durağın kalabalıklaşmasıyla beraber, yağış da artmaktadır sanki. Geç kaldığınızı düşünürsünüz, bu şekilde boşa harcanan zamanların ne kadar çok olduğunu, ömür içinde yılların heba edildiğini aklınızdan geçirirsiniz.

Aklınıza şiirler gelir, filmler, türlü hikâyeler gelir de o beklediğiniz araç, nedense hepsinden sonra gelir. Biner gidersiniz. Güle güle gidiniz efendim, iyi yolculuklar.

* * *

Durakta bekleyen için böyledir ama, evinin ya da işyerinin penceresinden durağı seyreden biri için hiç de öyle değildir. İsterseniz deneyin, göreceksiniz.

Otobüs/tramvay durağına bakan bir yerde konuşlanın. Karnınız tok olsun, sırtınız pek. Çayınızı, kahvenizi alın ve pencereden seyre başlayın.

Ne çok otobüs, ne çok tramvay geçtiğini görüp şaşırmazsanız, bundan sonra sözüme itibar etmeyin. O kadar sık geçerler ki saymaya yetişemezsiniz.

* * *

Bunları niye anlatıyorum?

Lafı bir yere bağlayacağım da ondan...

* * *

Kiracıysanız, aybaşı zırt pırt gelir. Mülk sahibiyseniz, bir ay ne uzun bir süredir, ne uzun!

Kirada mülkünüz yoksa bile, maaş alıyor olabilirsiniz. Bir maaşla öteki maaş arasında epey uzun bir aralık olduğuna inanırsınız da, oturduğunuz evin kirasına ya da aylık taksitlerin ödenmesine sıra gelince tam tersini düşünürsünüz.

Oysa geçen süre her zaman aynıdır: Yuvarlak hesap otuz gün. (Hesap köşeli olsa ne çıkar? 31, 28, bilemedin 29. O da sadece dört yılda bir.)

Uzun lafın kısası, bütün dünyada ve her daim sabit olan bir zaman zarfı bile, izafî sayılabilir. Sebep: Algılama. Sebep: Yaklaşım.

Anlatabiliyor muyum?

İşte laf yerini buluyor yavaştan.

* * *

Şimdi efendim, iktidar sahiplerine sorun; daha dün oturmuşlardır koltuğa ve daha yapacak çook iş vardır. Yeter ki süre tanınsın kendilerine.

Gidin bir de muhalefettekilere sorun; yahu arkadaş, bu adamlar koltuğa yapışmış gibidirler, bir türlü bırakmaya niyetleri yoktur. Yıllardan beri milleti inim inim inletmektedirler... Hem de vs. vs.

Oysa geçen süre gerçekte aynıdır. Dedik ya, algılama farkı... Konuya nereden baktığınıza bağlı.

En iyisi, iktidara yahut muhalefete değil, halka sormak galiba.

Soralım.

- Erken seçim olur mu?

Halk ne der? Bugünkü şartlarda halk şöyle diyor azizim:

- Olur!..

- Olacak!..

- Olmalı!..

* * *

Başta belirtmiştik, bu mevzu ile Kopenhag Kriterleri arasında herhangi bir bağlantı olmadığını. Ama siz çok istiyorsanız, yani ille de olmalı, olacak, istiyorum diyorsanız, bir şekilde bağlantı kurabilirsiniz, sakıncası yok.

İmza günü

Hilal ve Ampul isimli kitabı yeni çıkan Mustafa Karaalioğlu, yarın Tüyap Fuarı'nda.
Erhan Yayınları Standı'nda 15.00-17.00 arası kitaplarını imzalayacak.

İnternet adresi

Okurumuz Ebubekir Çavuş, işyerindeki bir çalışanından bir internet adresini öğrenmesini istemiş. "Eleman", telefonla öğrendiği adresi bir kağıda yazarak getirmiş:
dabulyu dabulyu dabulyu nokta zambak nokta kom tere

Ne kadar az yüksekten uçarsan, düştüğün zaman o kadar az incinirsin.
Tibet sözü

Öldüren Sır

Araştırıp da yazar Abdullah Muradoğlu, Üzeyir Garih'in hayatını araştırdı ve yazdı. "Öldüren Sır" adını taşıyan kitap, Tüyap Fuarı'nda bir günde tükendi. Öldüren Sır kitabının altbaşlığı ise şu şekilde: "Garih: Sıradışı Bir Musevinin Portresi".

Demek ki bazı kitaplar kriz mriz dinlemiyor.
Tebrikler.


10 Kasım 2001
Cumartesi
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED