T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i
Bilgisayar'da fiyatları indirdik

Y A Z A R L A R
Beraberce düşünelim

Bazılarının 'kraldan fazla kralcı' yaklaşımlarına aldırmayın, bugün yaşadıklarımızın 'teoloji' ile bir ilgisi yok. 11 Eylül'deki uğursuz saldırı eylemlerinin altında kimin imzası bulunursa bulunsun, 7 Ekim'de başlayan savaşla birlikte boy veren gelişmeler tek bir istikameti gösteriyor: Yeni dünya düzenine güç yoluyla biçim kazandırmak...

Afganistan, coğrafi açıdan bir 'geçiş noktası' teşkil etmese, ne 19. yüzyılın sonunda İngilizler'in, ne de 1970'lerin sonunda Sovyetler Birliği'nin iştahını kabartmazdı. İngiliz emperyalizminin dünya uluslararası ilişkiler terminolojisine kazandırdığı 'büyük oyun' adı, ilk kez, Afganistan için kullanıldı. Moskova, kural tanımayan, boyun eğmek bilmeyen bir halka sahip Afganistan'ı, Sovyet İmparatorluğu'nu kalıcı kılabilmek için, çok pahalıya mal olacağını da bilmesine rağmen, on yıl boyunca işgal etme ihtiyacı duydu. Şimdi de, ABD, benzer bir amaçla bölgede.

Savaş ABD'nin hevesini kabartacak kadar kısa sürdü. Tehdit, ardından muazzam bir hava gücüyle kentlerin bombalanması, muazzam bir propaganda mekanizması yanında, yerel birliklerin kara harekâtı ve özel tim desteği Kabil'in düşmesini getirdi. Rahat koltuklarından strateji üretenler de, bundan aldıkları cesaretle, aynı formülün başka hedef ülkelere yönelik operasyonlarda da başarılı olacağı aklını Amerikan yönetimine veriyorlar. Aslında, bunalımın başından itibaren ipleri elinde tutan yönetim içerisindeki güçlü bir kliğin sağdan-soldan gelecek akla ihtiyacı yok; klik, daha Afganistan üzerine bomba yağdırma kararı çıkmadan, Irak, Suriye, Libya, Yemen, hatta İran gibi ülkelerin de kapsam alanında olduğunu açıklamıştı bile.

7 Ekim'de başlayan seferberliğin Afganistan'ın dövülmesiyle sona ermeyeceğine, bundan sonraki durağın petrolü bol ülkeler olacağına dair pek çok emâreler var... Kabil'de oluşturacağı yeni yönetimle Orta Asya'dan Avrupa'ya uzanacak petrol ve doğal gaz kaynaklarını kendi güdümüne alacak ABD, öfkesini Irak üzerine de çevirebilecektir...

ABD'nin niyeti, büyük çapta, dünya enerji kaynaklarını, doğrudan veya kendisiyle işbirliğine yanaşan ülkeler aracılığıyla egemenliği altına almak gibi görünüyor. Eğer bu doğru bir tespitse, ikinci durağın Irak olması da doğaldır.

Böyle bir senaryo içerisinde 'teolojik' tartışmaların sizce bir yeri var mı? Kabil'den çıkartılan Tâlibân'ın yerine getirilen Kuzey İttifakı şemsiyesi altındaki Afganlar, 1992 sonrasında Washington'un hedefiydiler. O dönemde dökülen kardeş kanı, Sovyet işgalinin sürdüğü on yıldaki Afgan zâyiatından fazladır. O dönemde, Kabil'e hâkim olan bugün işbirliği yaptığı güçlerin 'kadın düşmanı' olduklarını ileri süren ABD'ydi. Tâlibân, ABD tarafından, 1994 yılında, bugün işbirliği yaptığı o günün 'istenmeyen Afganları'nı durdurup Kabil'den uzaklaştıracak bir güç olarak sıfırdan oluşturulmuştu.

1992-1996 arasında meydana gelenlerin de, Washington'un propaganda mekanizması ne kadar aksini iddia ederse etsin, 7 Ekim sonrasında yaşananların da, 'teoloji' ile bir ilişkisi bulunmuyor. ABD, Tâlibân'a "İslâm'ın kaba yorumu" yüzünden düşman değil; Üsame bin Laden ile kavgası da onun İslâm'ın Vahhabi veya Selefi versiyonunu savunmasından kaynaklanmıyor. Öyle olmadığı, ABD'nin bölgedeki dostlarının büyük bölümünün, Tâlibân ve Üsame bin Laden'in temsil ettikleri İslâm versiyonu ile ülke yönetmelerinden de belli... Üsame bin Laden'in içinden çıktığı düşünce dünyası, ya da 'kadın düşmanı din yorumu' ile ABD'nin bir sorunu bugüne kadar hiç olmadı...

Bu da, bizi, neredeyse 2,5 aydır hem dünya çapında ve hem de tek tek İslâm ülkelerinde sürdürülen 'teolojik' tartışmaların amacı üzerinde durmaya yönlendiriyor. ABD'nin niyeti, petrol zengini bir coğrafyada söz sahibi haline gelmek ve bu sebeple bir çok ülkeyi içine alacak uzun ömürlü bir savaş yürütmek olduğuna göre, Washington'dan verilen işaretle sürdürülen 'teolojik' tartışmaların başka bir amacı olması gerekir... Ama ne?

Bu soruya beraberce bir cevap bulmamız gerekiyor...


21 Kasım 2001
Çarşamba
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED