|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkiye, birkaç gündür genç bir politikacının yarattığı düşünsel aksiyon üzerinden tartışıyor; ülkenin karşı karşıya bulunduğu sorunlar derinden ve çarpıcı bir şekilde masaya yatırılıyor. ANAP Genel Başkanvekili Erkan Mumcu, sadece çoğunluğun düşüncesini dile getirmekle kalmadı, siyaset dünyasının üzerine serpilmiş olan ölü toprağını da silkeleyip attı. Mumcu'nun sözleri ve bu sözler üzerine açılan tartışma sayesinde ilk kez siyaset kendi unsurları ve kendi yöntemleriyle gündeme geliyor. Bu tartışmanın aslı gözardı edilemeyecek önemi de burada yatmaktadır. Mumcu, "evet efendimci", "eyyamcı" ve hele hele, iktidardayken etliye sütlüye karışmayan siyasetçi tipinin yerine, bilgi ve cesaretle birleştirildiği takdirde siyasetin nelere kadir olduğunun prototipi ortaya koymuştur. Şimdi bazıları ona, bu cesaretin bedelini ödetmeye çalışıyorlar. Üslup tartışması kasıtlı
Dün fırtınanın nisbeten dindiği saatlerde, Erkan Mumcu ile bu konuyu görüştüm. Karşımda ne geri adım atan, ne de pişman bir adamın portresi vardı. Aksine, sözlerinin "üslüp" tartışmasına hapsedilmesinden, söylediklerinin tartışılmamasından şikayet ediyordu. İşte, Mumcu'nun ağzından bütün tartışmalara son noktayı koyacak sözler: "Sayın Ecevit için, sert bir üslup kullanarak söylediğim sözler beni susturmak isteyenlere fırsat sundu. Üslubumu ileri sürerek haklılığımı gölgelemeye çalıştılar. Gerçeği kendileri de çok iyi bilmesine rağmen bunun üslubumun sertliği ile yok saymaya çalıştılar. Bunun için de sistemli bir üslup tartışması açtılar ve ne söylediğimle ilgilenmemeye çalıştılar." Mumcu, söylediklerinin arkasında durduğunu tekrar tekrar vurguluyor. Parmağına değil, parmağının gösterdiği yere bakılmasını istiyor. Yılmaz ne dedi?
Dün bazı gazetelerde Mumcu'nun pişman olduğuna ve hata yaptığını düşündüğüne dair haberler çıktı. Bazılarında yazıda olmayan cümleler manşete taşınmıştı. Bu tavırda, geri adım attırma ve "işi gençliğine verme" havası açıkça gözlemleniyor. Türkiye'nin önüne gelen bu ciddi tartışma konusu gündemden çıkarılmaya çalışılıyor. Mumcu, herhangi bir oldu-bittiye kurban gitmemekte kararlı görünüyor: "Pişman değilim... Geri adım atmış da değilim... Kimseden özür dilemedim ve dilemem. Tek üzüntüm var o da, üslubumun sertliği dolayısıyla asıl mesajın dikkatlerden kaçmasıdır." Peki, Mesut Yılmaz'la yaptığı görüşmede neler konuşuldu? Mumcu, "Hiç spekülasyona gerek yok. Mesut Bey de üslubumu eleştirdi. Ona da söylediklerimin arkasında olduğumu ilettim" diyor. Bu arada, partisinden özellikle bazı isimlerin kendisine hedef alan eleştirileri için de "Bunları parti içinde değerlendireceğiz" diyerek geri adım atmayacağının başka bir işaretini de veriyor. Genel başkanlığı düşünürsem...
Gelelim tartışmanın en can alıcı bölümüne. Baştan beri, Erkan Mumcu'nun bütün bunları ve daha önceki çıkışlarını muhtemel bir genel başkanlık adaylığının yatırımı olarak tasarladığı iddia ediliyor. Yaşı genç ama siyasi tecrübesi ortalamanın üzerindeki bu adamın, ANAP'ın genel başkanlığına layık olmadığını kim söyleyebilir? Ama, siyasette liyakat ile tahakkuk eden çoğu kez birbiriyle örtüşmüyor. Mumcu, bu konuda oldukça açık: "Bir siyasetçi olarak kendi değerimi ve iddiamı tartıştırtmam veya polemik konusu yapmam. Eğer genel başkanlığa aday olacaksam, bunu çekinmeden açıklayacak medeni cesarete sahibim. Ayrıca, bunu Genel Başkan Vekilliği sıfatıyla değil, bu görevden istifa ederek yaparım." Siyasetin dönüşü
Erkan Mumcu'nun sözleri üzerine oluşan şaflaşma Türk siyasetinin kodlarını veriyor. İçinde bulunduğumuz yapıyı kırmak için bu sözlere destek verenlere karşı hem resmi hem de siyasal statükonun devamı için baştan "retçi" olarak ortaya çıkanlar, karşı karşıya bulunuyor. Bu noktada, düne kadar Ecevit'i, "bunaklık" dahil en ağır ifadelerle eleştirenlerin Mumcu'nun sözlerini üslup tartışmasına indirgeme çabaları dikkat çekicidir. Mumcu'nun karşısına dikilen ve bazıları kendi partisinden bakanlık koltuğunda oturan isimlerin kim adına ve ne için konuştukları da bellidir. Bu yüzdendir ki Mumcu sanıldığı gibi, genel başkanlığa ulaşmak değil tersine, siyasi kariyerini tehlikeye atarak, siyasi sorumluluğunu yerine getirmeye çalışıyor. Siyaset, siyasetçiler tarafından yapılınca güzel. Mumcu en azından, bunu herkese hatırlattı.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |