|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Gidin kendinize başka birini bulun. Hiç işiniz yok mu Allah aşkına! Dün laf olsun diye bir şey kaçırdık kalemin ucundan, hemen kabullenip mesaj üstüne mesaj çekenler oldu. Yahu o sözün gelişiydi. Hani "unutkanlık" bahsi açılmışken... Bende de Bülent Bey gibi unutkanlıklar var diyerekten, anlatabiliyor muyum, kötü bir niyet taşımaksızın söylenmişti. Ne işim olur benim başbakanlıkla! Üstelik ortada bunca heveslisi varken... Her biri diğerine çelme takmak için fırsat kollarken... Hem size bir şey söyleyeyim mi, ben ikide bir şiir okurum. Yahya Kemal'den, Niyazi Yıldırım'dan, Necip Fazıl'dan, Ahmet Arif'ten, Attila İlhan'dan, Behçet Necatigil'den, Sezai Karakoç'tan... Ramazan'da şiir okumanın tadı başka oluyor. Sanki oruçluyken daha iyi anlaşılıyor okunan şiir. Bana öyle geliyor. Okurum dediysem boşuna değil. Selman Cahit'ten, Cahit Koytak'tan, İsmet Özel'den, Nazım Hikmet'ten. Daha sayalım mı? Hadi sayalım. Cemal Sayan'dan, İbrahim Kiras'tan, Ali Akbaş'tan. Baki'den, Nedim'den, Fuzuli'den, Şeyh Galip'ten.. Antoloji fihristine dönmeden biri yeter desin. Uzun lafın kısası, ben o işe gelemem arkadaş! Adam bir şiir okudu, canına okudular. Biliyorsunuz kim olduğunu. Aylarca hapis yattı. Bana garanti müebbet verirler. Bir tek unutkanlığım var diye, hayatımı karartamam sizin gül hatırınız için. Başka birini bulun. İlle Bülent Bey'i eleştiren birini istiyorsanız, alın işte Erkan Mumcu gibi bir yiğit çıktı meydana. FBI ELEMAN ALIRKEN FBI eleman alacaktır. Gazeteye ilan verilir, bir gün sonra üç kişi başvuruda bulunur. ilk adam odaya alınarak "karını seviyor musun?" diye sorulur. Adam "evet efendim" der. "Peki, ülkeni seviyor musun?" deyince adam yine "evet" diye cevap verir. FBI görevlisi "peki o zaman, sana bir sürprizimiz var, karını buraya getirdik yan odada şu anda kendisi. Al şu silahı karını öldür bakalım" deyince adam silahı alarak diğer odaya girer. Birkaç saniye sonra geri döner, kravatı gevşemiş ve terlemiştir. Yapamayacağını söyleyerek oradan ayrılır. Sıra ikinci adama gelir ona da aynı şeyleri söylerler o da yapamayacağını söyler ve oradan çıkar gider. Son olarak sıra Temel'e gelir. Ona da aynı şeyler söylenir ve Temel içeri girer. Bir-iki saniye sonra bam bam bam bam bam diye silah sesleri ve hem arkasından büyük bir şangırtı ile cam kırılması sesi duyulur. Temel geri döner biraz terlemiştir. FBI görevlisi sorar: - Noldu? - Bana verdiğiniz tabanca kurusıkı çıktı. O yüzden Fadime'yi pencereden aşağı atmak zorunda kaldım! Davulcu geçerken Ramazan davulcusu, gecenin orta yerinde, mahallesindeki oruç tutmaya niyetli müslümanları sahura kaldırmak için, davulunu çala çala, cadde cadde, sokak sokak dolaşırken, dolaşırken, arada bir sürprizlerle karşılaşıyor. Davulcunun geçtiği cadde ve sokakların kenarına peşpeşe parketmiş bulunan kimi otomobillerin alarmı, davulun sesinden etkilenerek ötmeye başlıyor. Hem de ne ötme! Ciyuv, ciyuv... Viyak, viyak... Kuyruğu ezilmiş köpek eniği gibi bağırıyor gece vakti arabalar. Her şeyi yaptı da, bir sessiz alarm yapamadı şu gavur kısmı. Benzetme Murat Kayacan'dan ilginç bir benzetme. Kemal Derviş, uluslararası dolaşım hakkına sahip bir Oliver Twist'tir. Adil ol, kudretin surekli olsun.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |