T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i
Bilgisayar'da fiyatları indirdik

Y A Z A R L A R
Yönetemeyen yöneticiler toplumu yoksullaştırır

Bir ülkenin ekonomik, siyasal ve kültürel alanlardaki başarısı, değişik kademelerde yer alan yöneticilerden kaynaklanır. Onlar tarih içinde oluşan "ortak akla" dayanarak, toplumun ekonomik yapısını, kültürel dokusunu ve siyasal çatısını zenginleştirirler.

Dünyadaki gelişmeleri çok yakından izleyerek, dönüşüm ve değişimin öncüsü olan kesimlerin başında yöneticiler gelir. Yöneticilerin çok boyutlu zengin yönetim dünyası, düşünce ve kültür alanına da yansır. Yoksul bir kültürle, zengin bir yönetim dünyası oluşturulamaz. Kültürsüz yönetim, çorak bir toprağa benzer.

Yönetim tarihin ilk dönemlerinden beri, toplumun bütün kesimlerinin ilgi gösterdikleri alanların başında gelir. Çünkü bir toplumda aile, şirket, üniversite, hastane, ordu ve hükümet gibi, her kurum ve kuruluş yönetim sorunlarıyla karşı karşıya gelir. Yönetimsiz kurum, sorunsuz yönetim olmaz.

Bir yöneticinin başarısı, kendisiyle birlikte çalışanları ortak bir misyon ve vizyon doğrultusunda, bir arada tutabilmesine bağlıdır. Çünkü onun gücü kuruluşunda doğurdğu sinerjiden kaynaklanır. Kuruluşlarda, iki kere iki her zaman dörtten daha büyüktür. Örgütlerin başarısı ortaya çıkardıkları sinerjiden kaynaklanır.

Türkiye'deki yöneticiler, kurum ve kuruluşlarını her geçen gün biraz daha iyiye götüremedikleri için toplumu yoksullaştırıyorlar. Yönetimde yoksul olan bir ülkenin kültür ve ekonomide zengin olması beklenemez.

Alvin Toffler, Antony Giddons, Samuel Huntington, Paul Kennedy ve John Naisbitt gibi uzman ve akademisyenler, dünyanın önde gelen siyasi partilerinin başkanlarına danışmanlık yapıyorlar.

Özal, Kennedy ve Naisbitt gibi uzmanların kitaplarını okur ve çevresindekilerin de okumalarını isterdi. Siz Türkiye'de bir siyasi parti başkanını hiç elinde bir kitapla gördünüz mü?

Soğuk Savaş döneminin sona ermesiyle komünizm gibi, kapitalizm de öldü. Soğuk Savaş döneminde herkesin her kapıyı açan anahtar olarak gördüğü "kavram", "model", "yaklaşım" ve "ideoloji"ler bugünü anlamaya ve açıklamaya yetmiyor.

Yirmibirinci Yüzyıl'da hiçbir şey Yirminci Yüzyıl'da olduğu gibi değil. Bugüne kadar beş M diye bilinen, malzeme, makina ve para gibi üretim faktörlerinin yerine, vizyon sahibi, yenilikçi ve girişimci yöneticiler geçti.

Türkiye, dünyadaki gelişmeleri iyi okuyan yönetici kıtlığı çekiyor. Yönetici kıtlığı ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel alanları da akılalmaz bir biçimde yoksullaştırıyor.

Türkiye'deki tıkanma, başta siyasi partiler olmak üzere bütün kurum ve kuruluşların yöneticilerinin dünyadaki gelişmeleri kavrayamamasından kaynaklanıyor.

Kendisini "iç" ve "dış" düşmanlarla kuşatıldığı "paranoya"sına kaptıran bir ülke yöneticilerinin dünyadaki gelişmelere ayak uydurmasını beklemek, dünyayı hiç tanımamak olur.

Dünyası dar olanların, vizyonlarının geniş olacağını kim söyleyebilir?

Dünyaları gibi, ufukları da sınırlı olan yöneticiler, bir bardak suda fırtına koparırlar da farkına varmazlar.

Türkiye'deki yoksulluğun kaynağında yönetemeyen yöneticiler var.


21 Kasım 2001
Çarşamba
 
NAZİF GÜRDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED