|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Siyasi hayatta çekilen temel sıkıntı, öncelikle, yelpazenin herhangi bir kanadındaki şu ya da bu boşluğun doldurulması değil. Temel sıkıntı, 'siyasetsizleşme'nin aşılamaması. Mevcut şartlar altında, merkez sağdaki ya da soldaki bütün oyları toplayan bir parti olmak, 'siyasetsizleşme'yi aşabilen bir 'odak' olabilmek anlamına gelmiyor. Oysa bugün genelde sağda ve solda birinci parti olmaya odaklanan, ama 'siyasetsizleşmeyi' aşmayı eksen almayan bir tutum var. Solda ya da sağda tek başına iktidar olmaya yetecek kadar oy alan bir partinin, yelpazedeki boşluğu doldurmuş olacağı varsayılıyor. Oysa Türkiye'de merkez sağda ve solda boşluk olduğu için Türkiye iyi yönetilemiyor değil, tam tersine Türkiye iyi yönetilemediği için merkez sağda ve solda boşluk çıkmıştır. Bu durumda 'analiz'in tersinden işletilmesi gerekiyor... Herhangi bir partinin sağda ya da solda diğerlerini geçerek birinci olması, 'sayısal' olarak boşluğu doldursa da, bu durum, boşluğun 'siyasal' olarak da doldurulduğu anlamına gelmiyor, gelmeyecek. Çünkü, sorunun sadece sağda veya solda hangi partinin diğerlerini geçerek birinci parti olacağı düzeyinde algılanması, Türkiye'nin sorunlarının hala siyasi partilerin 'meslek içi sorunları' düzeyinde algılanması demektir. Halbuki Türkiye'nin temel sorunu iyi yönetilememesidir. Türkiye'yi 'iyi yönetme arayışı içinde olmayan' partiler yüzünden merkez sağda ve solda boşluklar ortaya çıkmıştır. Bugün ise Türkiye, tarihinin en kötü yönetimine sahip. Bu kötü yönetim yüzünden çok ciddi tepkisellikler ve kırılmalar yaşayabiliyor seçmen kitlesi. Bu kırılmalar yönetim yapısının da sürekli bir zemin kayması ile malul olması sonucunu doğuruyor. Bu nedenle, merkez sağda veya solda boşluğu doldurma iddiasında olan partilerin, bu arayışlarını, sadece 'sayısal' düzeyde tutmaları, sonucun birinci olacak herhangi partiye yaramasına yol açsa da, Türkiye'ye yaramasına yol açmaz. Herhangi bir parti elde ettiği 'sayısal' gücü, 'siyasetsiz siyaset'in sona erdirilmesi ve 'siyasetsizleşme'yi tahrik eden dinamiklerin işlevsizleşmesi yönünde sevk ve idare edemezse, ulaşılan yerde siyasi hayat için yeni bir nefes bulunamaz. Siyasetin nefesinin daraldığı noktada da, partilerin 'siyasetsizleşme' ortamının sona ermesi için demokrasi talep etmeleri de anlamsızdır. Bu bakımlardan siyaset için hem çok büyük 'imkanların', hem de ciddi 'illüzyonların' geçerli olduğu bir noktadayız. Herhangi bir parti elde ettiği desteği, iktidar olmayı beklemeden, şimdiden 'siyasetin yeniden üretimi' için kullanırsa, merkez sağdaki ve soldaki arayışlar ile siyasetsizleşmenin sona erdirilmesi arasında paralellikler kurulmuş olacaktır. Bu yapılmaz da, sadece 'sayısal' olarak boşluğun kapatılması ile yetinilirse, siyaset daha büyük kaoslarla başbaşa kalacaktır. Şu andan itibaren esas olan, siyasetsizleşmenin her yeri kuşattığı bir zeminde birinci parti olmakla yetinmek değildir. Ele geçirilen 'sayısal' üstünlüğü, 'siyasal' üstünlüğe çevirmek esas olmalıdır. Kendi gücü ile siyasetin gücü arasında doğru bağlantılar kuran partiler geleceği kavrayabilecek... Siyasetin gücünü dert etmeden, sadece kendi gücü ile meşgul olan partiler ise Türkiye'nin iyi yönetilmemesinin bir parçası olacaklardır...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |