T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Cumhurbaşkanı Sezer Hollanda'da

AMSTERDAM- Kraliyet biraz da debdebe ve tantana demek. Hollanda Kraliçesi Beatrix, bir yemek masasında buluşmak istediği dünya liderlerini, her yıl sadece iki lider olmak üzere, ülkesine dâvet ediyor ve onlara başlangıcından bitişine 'kral' bir kabul gösteriyor. Kraliçe, Türkiye'den gelen konuğunu, dün, Valkenburg Deniz Hava Üssü'nde kendisi karşıladı, 21 pâre top atışı eşliğinde... Gece, sarayın Burgerzaal salonunda, görkemli bir atmosferde, konuklarına yemek ziyafeti verdi.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer protokolleri sevmiyor, oysa krallıklarda saray âdâbı baştan aşağı protokol demek. Ancak, devirlerin değişmesiyle krallıkların da debdebesi azaldı; protokoller asgariye indi. Sezer'i misafir eden Hollanda kraliyet ailesi, seçilmeyen, sarayda yaşayan, ama halktan bütünüyle kopuk olmayan insanlar... 1980 yılından beri tahtta oturan Kraliçe Beatrix'i, Leiden Üniversitesi'nden sınıf arkadaşları 'okula bisikletle gelen soylu kız' olarak hatırlıyorlar...

Türkiye ile Hollanda, aralarında herhangi bir sorun bulunmayan, bir çok uluslararası kuruluşta müttefik iki ülke. İki ülkeyi zorunlu olarak birbirine yakınlaştıran, 1960'lı yıllarda işçi olarak gelmeye başlamış Türkler'in Hollanda'daki varlığı... Yeni nesil kendi iş yerlerini kurmakta ve toplum hayatında önemli görevlere de gelmekte. Buradaki 300 bin kadar Türk'ün 200 bini Hollanda vatandaşı zaten ve içlerinden ilgi duyanlar, yerel ve genel siyasette varlıklarını göstermeye de başladı.

Hollanda, Avrupa'da çok-dilli ve çok-kültürlü bir toplumun en bilinen örneklerinden; bu özellikleriyle gurur duyuyor Hollandalılar ve varolan farklılıkların korunması için özel çaba sarf ediyorlar. Bu sebeple, hemen her etnik ve kültür grubu, örgütlenerek, bu amaçla tahsis edilmiş yerel ve genel fonlardan yararlanabiliyor. Her eğilimin, her grubun kendi okulları, kültürevleri var Hollanda'da. Türkiye'den Prof. Ahmet Akgündüz'ün rektörlüğünde bir Hollanda İslâm Üniversitesi bile faaliyet gösteriyor...

Hollanda'da var olan imkânlardan en az yararlananlar Türkler. Bulundukları bölgelerde örgütlenip kendi okullarını açabilirler, ama teşvik görmüyorlar. Çocuklarını gönderdikleri Hollanda okullarında ise, müfredatı yerel yönetimlere bırakılan liselerde, anadil ve kültür dersleri okul saatleri dışına çıkarıldı.

Türkiye Cumhurbaşkanının sekiz ay önceden belirlenmiş Hollanda ziyareti, Türk toplumu bakımından, içinde yaşadıkları ülkeye varlıklarını gösterme yönünde önemli bir fırsattı; ilk günün gözlemi fırsatın iyi kullanılamadığıdır... Kentin merkezinde öğle saatlerinde yapılan bayrak selâmlama ve çelenk koyma törenlerini yol kenarından izleyen çok sayıda Hollandalı arasında ancak bir kaç Türk fark ediliyordu. O saatte tesadüfen oradan geçenler... Türklerin bu ülkede 300 bin nüfuslu bir toplum teşkil ettiği hissedilmedi bile. Hollanda gibi küçük (41,5 bin km2) ve az nüfuslu (16 milyon) bir ülkede güçlü bir Türk topluluğunun varlığı, uluslararası sorunlarda Türkiye'nin lehine bir unsurdur oysa...

Türkiye krallık değil bir cumhuriyet, ancak cumhuriyetin asli unsuru olan halk, nerede olursa olsun, onun nimetlerinden bütünüyle yaranamıyor. Devletin soğuk yüzü, ulaştığı her yerde, halkla temsilcisi arasına mesafe koyuyor. Hollanda'da, Cumhurbaşkanı Sezer'in ziyareti, ilk gün, sanki halk diye bir derdi bulunmayan iki kralın özel bir akşam yemeği buluşması resmîliğini kıramadı. Kraliçe Beatrix'in Hollandalılar üzerindeki popülaritesi sokakları doldurmada işe yaradı; Cumhurbaşkanı Sezer'in ziyareti vesilesiyle burada güçlü bir Türk toplumu olduğunu gösterme fırsatı ise kötü harcandı...

Cumhurbaşkanı Sezer, bugün, Türkiye Büyükelçiliği'nde Hollanda'da yerleşik Türklerin temsilcileriyle görüşecek. Eğer 'temsil' sıfatı daraltılmamış ve toplumun bütün renkleri dâvet edilmişse her bakımdan verimli görüşmelere tanıklık edebiliriz. Tabii, programın sadece şatafatlı ve debdebeli bölümlerini izlemesine izin verilen basın mensupları, Cumhurbaşkanı Sezer'in kendi yurttaşlarıyla görüşmesi sırasında da dışlanmazlarsa...

Hollanda'da krallığın kendi gitmiş adı kalmış; buna karşılık Türkiye bir cumhuriyet, ama bu ziyarette görüldüğü gibi cumhuriyetçi gelenekleri yakalamakta fazla başarılı olduğu söylenemez...


4 Nisan 2001
Çarşamba
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED