T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
FP'nin alternatif paketi

Fazilet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan, "Kriz ve çözüm önerileri" başlıklı bir konuşma yaptı. Bilkent otelindeki toplantıya basın yoğun ilgi gösterdi. Ama bu ilginin gazete sayfalarına hakkıyla yansıyacağına dair kuşkularımız var.

Ayhan Şahenk

Kutan, vefalı bir dost. Sözlerine, iş dünyasının büyük kaybı Ayhan Şahenk'e Allah'tan rahmet dileyerek başladı. FP Genel Başkanı, geçtiğimiz hafta Şahenk ile telefonlaşmış ve önümüzdeki günlerde görüşme kararı almışlar.

Ama kaderin önüne geçilmiyor. Kutan, ilk müteahhitlik yıllarından beri tanıdığı Ayhan Şahenk'i ebedi yolculuğuna uğurlamak üzere İstanbul'a gidiyor.

Bu vesileyle, ben de, Şahenk ailesine başsağlığı ve sabır dilemek isterim. Ayhan Şahenk, kirlenen ve yozlaşan medyada, hoş bir seda bıraktı. Önce Kanal D'de, sonra da NTV'de, önceliği, daima doğru habercilik oldu. Kimsenin şeref ve haysiyetiyle oynamadı. Ne yazık ki, yazılı basına girme fırsatını bulamadı. Şahenk, servet sahibiydi; ama en büyük serveti gönlünün zenginliği idi. Kibre, gurura kapılmadı; "ne oldum" değil, "hep ne olacağım" diye düşündü. Hayatın inişlerini çıkışlarını tanımış, her birinden ders almasını da bilmişti. Sevdiğimiz, saydığımız bir insandı. Allah rahmet eylesin.

Genel tespitler

Şahenk'i hayırla yad'ettikten sonra, gene günlük konulara dönüyoruz.

Recai Kutan'ın basın toplantısını bazı ana başlıklar altında özetleyebiliriz:

- Krizin milâdı 28 Şubat.

- Adım adım soygun, sonra IMF'ye teslimiyet...

- IMF kalkındırtmaz, borç ödettirir.

- Devletin elinde toplanmış olan imkânları paylaşarak servet edinme dönemi bitmelidir.

- Temelinde insan olmayan her program çökmeğe mahkûmdur.

- Türkiye ancak kararlı bir siyasi irade ve yeniden yapılanma ile kurtulabilir. İktisadi, bürokratik ve siyasi elit, millet nezdindeki tüm itibarını kaybetmiştir.

- Türkiye demokratikleşme için bütün fırsatları kullanmalıdır.

- Ekonomik refah, ancak siyasi serbestlikle mümkündür.

- Tekelci sermaye grubuna yandaş olan ve çıkarlarını koruyan kötü bir siyasetçi modeli üremiştir.

- Ekonomiyi yolsuzluklar ve kamu yağması çökertmiştir.

Kutan, IMF programının, döviz çıpası (dövizin kontrollü artışı) yüzünden dış kaynak girişini hızlandırdığını, bankaların, bu dönemde açık pozisyonlarının kontrolsüz biçimde arttığını, dış ticaret ve ödemeler dengesi açığının hızla büyümesi karşısında (2000'de dış ticaret açığı 27 milyar dolara, cari açık ise 10 milyar dolara ulaştı) bankaların devalüasyon endişesine kapılarak açık pozisyonlarını son anda kapatma çabasına girdiğini, bu durumun da likidite krizini derinleştirdiğini söyledi.

Kriz, mali sektörde başlamakla birlikte, sanayici ve köylüyü, (üreten sınıfları) sardığını kaydeden Kutan, IMF reçeteleri yerine ülke insanını mutlu edecek, külfeti paylaştıracak ve üretimin önünü açacak tedbirlerin alınmasını istedi.

FP Genel Başkanı, bu genel tesbiti yaparken, malî sektörden ziyade, reel sektöre ağırlık veren çözüm önerileri de gündeme getirdi.

Havuz sistemi

54'üncü hükûmet, hele bugünle kıyas edilirse, ekonomide oldukça başarılıydı. O günlerin tedbirlerinden bir kısmının bugün için de geçerli olduğunu söyledi Kutan.

Meselâ Havuz Sistemi: Kamu kuruluşu niteliğinde olan bütün kuruluşların, paraları ortak bir hesaba yatacak. Kamu kuruluşları ödemelerini çekle yapacaklar; günlük küçük ödemelerin dışında kasalarında nakit veya menkul değer bulundurmayacaklar.

Bugünkü uygulamada ise, kamunun bir bölümü yüksek faizle borçlanırken, diğer bölümü de, eldeki artı kaynaklarını (kârını) piyasa şartlarına göre iyi değerlendiremiyor. Özel bankaların hesaplarında, eş dost kayırmacılığına gidiyor.

Devletin geliri ile gideri tek bir havuzda dengelenirse, Hazine'nin kaynak ihtiyacı ve maliyetinin azalacağını belirten Kutan, Refahyol döneminde, bu şekilde 7 milyar dolara yakın bir tasarruf meydana geldiğini hatırlattı.

Refahyol sona erince, hiçbir gerekçe gösterilmeden havuz uygulamasından vazgeçildi. Böylece kamu kaynakları ile yandaş bankaları kayırmak kolaylaştı.

Yüksek faiz

Recai Kutan, yüksek faizin kamu imkânlarını emdiğini, yatırımı engellediğini de belirtti.

Dağıtılan metnin arkasında, Refahyol'un rakamlara yansıyan icraatı yer alıyordu. Özellikle faizdeki önemli düşüş dikkat çekiyordu.

İşte yıllar itibariyle faizlerin bütçe içindeki payı:

1994: % 33; 1995: % 33; 1996: % 38; 1997: % 28; 1998: % 40; 1999: % 38; 2000: % 44.

Görüldüğü gibi Refahyol dönemine tekabül eden 1997 yılında, faizin genel bütçe harcamaları içindeki payı % 28'e kadar iniyor. 1998'de gene % 40'a çıkıyor. Aradaki 12 puanlık fark devlet açısından 15 milyar dolarlık bir tasarrufa tekabül ediyor.

Refahyol, 1996'un ikinci yarısından, 1997 yılının Haziran ayına kadar, bir yıl iş başında kaldı. 1996'nın Haziran ayında iç borç stoğu 27 milyar 474 milyon dolar değerindeydi.

1996'nın ikinci yarısında 30 milyar dolara çıktı; ama kaynak paketi devreye girince, borçlanma ihtiyacı azaldı. Refahyol, Haziran 1997'de yıkıldı. O tarihte iç borç stoğu 29 milyar dolara inmişti. Ve borçlanma vadeleri de uzamıştı.

Recai Kutan, yüksek faizi, reel ekonominin önünü kesen en büyük engel olarak gördüğünü ifade etti: "Enflasyonun % 50 olacağı öngörülen bir ülkede, % 150 faiz geliri elde etmek mümkünse, o ülkede kimse yatırım yapmaz" dedi. Kutan, sermaye sahiplerinin büyük bölümünün, gerçek işadamı ve sanayici olmaktan çıktığını ve devlete borç veren tefeciler haline geldiğini belirtti. 90'lı yılların sonuna doğru, en büyük 500 kuruluşun faaliyet dışı kârları (faiz kârları) % 80'leri bulmuştu.

Derviş'e destek

FP Genel Başkanı bir soru üzerine, Derviş'e desteğin sürdüğünü beyan etti.

Ama gördüğümüz kadarıyla Derviş, 15 kanunun süratle Meclis'ten geçebilmesi açısından, muhalefetin önemini tam anlamış değil. Bütün tasarılar, iktidar çoğunluğuna dayanarak er geç kanunlaşabilir. Ama maddeler üzerinde konuşmalar ve önergelerle bu süreyi uzatıp kısaltmak sadece muhalefetin elindedir.

Acaba, birileri Derviş'e Türkiye'nin özel şartlarını ve FP'nin Anayasa Mahkemesi'ndeki davasını mı hatırlattı?

Muhalefeti yok sayarak veyahut usulen temas kurarak bir sonuca ulaşılamaz. Bizden söylemesi.


4 Nisan 2001
Çarşamba
 
NAZLI ILICAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED