|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Amerika ve batılı ülkeler tarafından, "ekonomiyi düzeltmek" ve "siyaseti değiştirmekle" görevlendirilen Kemal Derviş'in işi gerçekten zor. Her geçen gün önüne bir "katı engel" çıkıyor. Üstelik şanssız da! Çeçenler adına Swissotel'de yapılan "eylem" sanki Derviş'in programını "başarısız kılmak" için yapılsa ancak bu kadar başarılı olur ve bu kadar ses getirebilirdi. Çeçenlerin "ıstırabını" bütün dünyaya duyurmak üzere planlanan "eylem" hiç de planlanmamış bir "Derviş'e karşı eylem" haline dönüşüveriyor. Türkiye'nin en ünlü ve lüks otellerinin biri "Çeçen eylemciler" tarafından basılıp içerdeki müşteriler ve otel personeli rehin alınınca, tabi ki bütün dünyanın gözü Türkiye'ye çevriliyor. Bu eylem "Rusya'nın Çeçenlere karşı uyguladığı zulmü" bütün dünyaya duyururken aynı zamanda "Türkiye'nin ne kadar "güvensiz" bir ülke olduğunu" da bütün dünyaya duyurmuş oluyor. Tam "turizm mevsimi" başlangıcında ortaya çıkan bu durumla Kemal Derviş'in ne ilgisi var diyebilirsiniz. İlk bakışta "ilgisiz" gibi gözükse de "Derviş'in başarılı olması" açısından çok ilgili. Malum Derviş'in program diye açıkladığı "Niyet mektubunun" parasal ayağı dışarıdan gelecek dövizler belli olmadığı için "açıkta" kalmıştı. Onun için "parasal göstergeler ve ödemeler dengesi" durumları hep ileriye atılıyor, bu arada Kemal Derviş de "Borçlanmak çıkar yol değil. Torunlarımıza borçlu bir ülke bırakmayalım, iç kaynaklardan kaynak yaratalım" diyordu. Türkiye'nin kendi gücüyle elde edeceği döviz getirici kaynakların en önemli iki tanesi 1- İhracat gelirleri 2- Turizm gelirleri'dir. Çeçenler için yapılan "eylem" ister istemez "Turizm gelirleri" açısından bir "olumsuzluk" gösterecektir. Yüksek develüasyon sonucu oldukça ucuzlayan Türkiye, turistler açısından "çok ucuz ve çekici" olabilir ama, insan hayatı açısından da "çok ucuz" olunca, turist gelişinde beklenen patlama ve beklenen "turizm dövizi girişi" gerçekleşemez gibi geliyor bana. Oysa Türkiye'nin "çok acil" taze paraya ihtiyacı var. Amerika ve uluslar arası finans kuruluşlarından böyle bir "kaynak bulmak" mümkün değil. Herkes "Türkiye'de yapılacak siyasal reformu" bekliyor. Siyasal reform ise "koltuklarına yapışan siyasetçiler" tarafından devamlı "ertelenen" bir durumda. Başta hükümet olmak üzere bütün "siyasi kurumlar" "köklü değişime" büyük direnç gösteriyorlar. Onlar direndikçe de dışarıdan para gelmiyor. Önümüzdeki Mayıs Haziran aylarında Hazine'nin ödemesi gereken "borçlar" var. Bu borçlar için Kemal Derviş'in güvendiği "yaz aylarına kar yağacak" gibi gözüküyor. Kemal Derviş, yazın turizmden ve işçi dövizlerinden gelecek "dolarlara" büyük önem veriyordu. Eğer "Swissotel eylemi" gibi, turizm açısından birkaç tatsız durum daha meydana gelirse turizm gelirlerinden umudu kesmek gerekir. Zaten "işçi dövizlerinin gelmesi" için, kur farkı gibi "cazip bir yol" bulunmuş değil. Yurtdışındaki işçilerimiz, paralarını "riskli Türkiye" yerine "risksiz Avrupa"da tutmayı tercih ediyor. Onların bu tercihini değiştirecek, ve gerçekten ilk etapta 15- 20 milyar dolar gibi büyük bir dövizi Türkiye'ye çekecek yolları bulmak zorundayız. Fakat bunu ne Kemal Derviş ne de bir başkası düşünüyor. Yani yine "kötümser" olmayayım diyorum ama olmuyor. Ben bu beceriksizlik ve bu yavaşlıkla "bir çıkış yolu" göremiyorum. O zaman Mayıs Haziran aylarında yapılması gereken ödemeler nasıl yapılacak? Para basılarak mı ya da borç alınarak mı? Borcu nereden alacaksınız? Banknot Matbaası sıkışınca para basacak mı? Para basılırsa hiperenflasyonu nasıl önleyeceksiniz?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |