T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Gerçeklere dönüş

Dün 23 Nisandı.

Neşe doluyor insandı.

Çocuklar bayram yaptı; nutuklar atıldı, tutuldu...

Televizyonlar kutlamaları gösterdi...

Bugün 24 Nisan.

Neşe falan dolmuyor insan. Dolamıyor.

Tasal uyarı: Eğer gerçekten neşelenmek istiyorsanız, başka bir sayfaya geçebilirsiniz.

(Yasadan 'yasal' oluyorsa, tasadan 'tasal' olur pekâlâ; öyle olmazmış gibi kaş çatmayın. Demek istediğim, neşelenmek maksadıyla bu satırlara nazar eyleyenler, düşündükleri ölçüde neşelenemeyeceklerinden ötürü, peşinen bir tasalanma sözkonusudur, buradan bakınca... Hani, kimse boşuna vakit kaybetmesin hesabı!)

Çünkü "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" kutlandı ve bitti.

Gerçeklerimize döndük. Hangi neşeden bahsedebiliriz?

Sahi, hatırlıyor musunuz, Neşe'nin bir vakitler ciddi bir 'kepek sorunu' vardı. Halletti mi dersiniz?

Bütün çocuklar bilir 'barış'ın yolunu, yordamını.

Hangi milletten olursa olsun, aralarında tek ortak kelime bulunmasa dahi, rahatlıkla anlaşıp kaynaşabilirler.

İyi, güzel ve doğruyu hemen ayırdedebilirler.

Ve her 23 Nisan'da büyükler, çocuklara ne kadar güvendiklerini söyleyip, yarınların onlara emanet edileceğini açıklamayı vazife olarak görürler.

Doğrudur nitekim. Aksi sözkonusu değildir.

Fakat samimiyetle şunu belirtelim ki, çocuklara fazla güvenmemek gerekir.

Çünkü, kaşla göz arasında bir mahalde büyüyüverirler.

Unutmayın ki bir zamanlar bugünün büyükleri de çocuktu ve onlara da aynı lakırdılar söylenmişti.

Uyarı

Cavit Çağlar'ın yurt dışına uçurduğu paraları geri getiremeyecekseniz, kendisini hiç getirmeyin!

Biz peşinen uyaralım da, sonra madem düşündün bizi niye uyarmadın demesinler.

Dar gelirlinin üzerine biraz daha sıkıntı yükleneceği söyleniyor. Dar gelirlinin neyi kaldı? Sıfırın altına çoktan geçildi.

[Ankara'dan H. Taşçı'ya teşekkür.]

Ağanın koyunları

Çoban, ağadan teslim alıp güttüğü koyunların günden güne azaldığını farkeder. Ancak, sürüdeki eksilmenin nasıl olduğunu çözemez.

Ağa, çobanı çağırıp hesap sorar.

Makûl bir açıklama gelmeyince kesin emri verir:

"Ne yap yap, hırsızı bul!.."

Çoban, düşünür taşınır ve muhtelif yerlere gizli kamera yerleştirerek koyunları çalanın görüntüsünü kaydeder. Kayıtlara göre hırsız, ağanın kendisidir.

- Buldun mu hırsızı?

- Buldum ağam.

- Söyle bakalım kimmiş?

- Söyleyemem ağam.

Ağa bastırır. İlle söylemesini ister. Sonunda çoban açıklar.

- Ağam, gizli kamera yerleştirdim. Hırsızın sen olduğunu tespit ettim. Kızma ama ağam, ben bundan bir şey anlamadım. Koyunların hepsi zaten senin değil mi?

Ağa, çobanın işi bu kadar 'bilimsel yöntemlerle' ele alacağını düşünmemiştir. Mecburen açıklama yapar:

- Doğru söylüyorsun fakat yapacak bir şey yok. Elim alıştı bir kere. Bu işi bırakamıyorum.

Sorgu

Otel eylemi yapan Çeçenler'i Turizm Bakanı Erkan Mumcu sorgulasın.

Halkın daveti

- Efendim, bugün de bir davet aldık, icabet edecek miyiz?
- Ederiz icabında. Kim, nereye davet ediyor?
- İşçi, esnaf, memur, emekli bir olmuş, hükûmeti istifaya davet ediyorlar efendim.
- !?..


24 Nisan 2001
Salı
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED