|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Dikkat ederseniz, bir süredir bir medya grubu İçişleri Bakanı Saadettin Tantan'ı topa tutuyor. Malûm grubun gazetelerinde bir haber gördüğüm zaman, mutlaka ardında hangi niyet var diye düşünürüm hep. Meselâ Faruk Süren'e manşetten yaylım ateşine geçildiği günlerde, bir dostumdan, patronun damadının Galatasaray'ın başkanlığına soyunduğunu öğrenmiştim. Bir yandan Etibank soygununu gerçekleştirenleri himaye edip (ağabeylik yapıp), öte yandan bu milletin hakkını hukukunu ararmış gibi davranınca, inandırıcılık kalmıyor ortada. Baltayı taşa vurdu
"Peki Sadettin Tantan neden hedef tahtasında?" diye sorduğunuzu hisseder gibiyim. İçişleri Bakanı, baltayı taşa vurdu da onun için. Çıktığı bir televizyon kanalında, medyanın kirli ilişkilerinden söz etti; şu anda hapishanede olan birinin (Ali Balkaner'in) ifadelerini gündeme getirdi. "Dosyalar hasır altı ediliyor" dedi. "Gazeteler bir şey yazmıyor; haber portallarına bakın" diye ilâve etti. Biz de Tantan'ın işaret ettiği noktalarda derin bir araştırma yaparken, Gerçek Türkiye adlı haber portalında, kamuoyundan özenle gizlenmiş bir dosyaya rastladık. Bence bu dosya, İstanbul Emniyet Müdürü ile İstanbul Valisi arasındaki kavgadan da, Faruk Süren'in sahte fatura davasından da daha fazla ilgi çekebilir. Bugüne kadar ortaya çıkmaması, Türkiye'de özgür medya bulunmamasından kaynaklanıyor. Evet, bazı yolsuzlukların üzerine -eğer patronların çıkar ilişkilerini zedelemiyorsa- gidilebiliyor. Ama siz, neyin yazıldığına değil, basının durumunu anlamak için, neyin yazılamadığına bakacaksınız. Gerçek Türkiye
www.gercekturkiye.com'da rastladığımız haberin, bir gazeteyi çok yakından ilgilendirdiği için, kamuoyuna yansımadığı kanaatindeyim. Haberi okuyunca sanırım, siz de bana hak vereceksiniz. Suç duyurusu, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yapılıyor. SPK müfettişlerinin raporuna göre, Aydın Doğan'ın sahibi olduğu Doğan Holding, elindeki Milliyet hisselerinin % 8.66'sını, "yabancı kurumsal yatırımcı olan Born İnvestment İNC"ye Toptan Satışlar pazarında satacaktı. Anlaşmaya göre, satış tarihi olan 28 Ocak 1998'de Milliyet hisselerinin, 15 gün geriye doğru oluşmuş ağırlıklı ortalama fiyatı, Born İnvestment İNC'ye satışın fiyatı olacaktı. Ali Balkaner'in sahibi olduğu Yurtbank yöneticileri (6 kişi), satış tarihi olan 28 Ocak 1998'den iki ay önce, Milliyet hisseleri üzerinde manipülasyon yaparak, hisse fiyatlarını 2 bin 461 TL'den 21 bin 699 TL'ye çıkarttılar. 14 Kasım 1997'de, 2 bin 461 TL olan Milliyet hisseleri, 21 Ocak 1998'de 21 bin 699 TL'ye yükseldi. Aradan geçen 66 iş gününde, Milliyet hisseleri, % 715 oranında, (7 kat) artmış oldu. Aynı dönemde İMKB Ulusal 100 Endeksi ancak % 12.77 arttı. Bu şekilde, Milliyet'in halka açık kısmının % 76.65'i, Yurtbank yöneticisi 6 kişinin kontrolüne geçti. 6 kişi ile birlikte hareket ettiği anlaşılan Rafet Eren Yorulmaz'ın elindeki hisseler de eklendiğinde, Milliyet'in halka açık hisselerinin % 83.83'lük kısmı, 7 kişide toplandı. Üstelik, söz konusu hisselerin 66 günde füze gibi yükselmesini haklı kılacak bir gelişme de yoktu. SPK suç duyurusunda bulunurken, savcılığı şu şekilde uyardı: "Sermaye Piyasası Kanunu'nun 47'nci ve 49'uncu maddeleri uyarınca, Kurul'un Cumhuriyet Savcılığı'na yaptığı ihbarlar şikâyet olmayıp, bir taleptir. Talep ve şikâyet arasındaki en önemli fark, şikâyet üzerine savcı dava açmaya mecbur değilken, talep halinde dava açma yükümlülüğünün doğmasıdır. Yargıtay 7'nci Ceza Dairesi 5. 3. 1998 tarihli kararı da, SPK'nın Cumhuriyet Savcılığı'na başvurusunun, kovuşturmayı başlatan suç duyurusu niteliğinde olduğu ifade edilmiştir." Sanıklar bulunamadı
Evet, ortada SPK'nın bir talebi vardı. Talep, derhal dava açılmasını gerektiriyordu. Ama, gene Gerçek Türkiye isimli internet haber portalında okuduğumuza göre, Sarıyer Cumhuriyet Savcısı, ifadelerini almak için Ali Balkaner'i, Aydoğan Semizer'i, Muzaffer Hakan Balkaner'i, Mustafa Nihat Yurdakök'ü, Murat Aydın'ı, Hayyim Ennekavi'yi vs... bir türlü bulamadı. Aradan geçen zaman içinde, af çıktı ve borsa manipülasyonundan kaynaklanan suçlar af kapsamına girdi. Kimine göre Sarıyer'de "uyutulan" (?) ve affa giren dosya yeniden "çete" kapsamında canlandırılabilir. Ali Balkaner ve Aydoğan Semizer'in Yurtbank dolayısıyla DGM'de yargılandığı unutulmamalı. Sonra Ali Balkaner'in yazıhanesinde ele geçen notlar var. El yazısı ile tutulmuş notlarda, manipülasyon için kullanılan gazetecilerle, gazete patronu olan bazı kişilerin isimleri yer alıyor. "Manipülasyon çetesi" deşifre ediliyor. İstanbul DGM Savcısı Turan Çorakadı galiba yanlışlıkla bu notları davaya dahil etmemiş. Ama öğrendiğimize göre, hata yakında telâfi edilecek. Böylece Sarıyer'de uyutulan veya unutulan dosya da gene devreye girecek. Born Holding
Milliyet'in hisseleri 66 günde nasıl 2 bin 461 TL'den 21 bin 699 TL'ye çıktı? İMKB % 12.77 yükselirken, Milliyet hisseleri, nasıl % 715 oranında tırmandı? Affa girdiği için bu işteki keramet anlaşılamamıştı. Üstelik Milliyet hisselerinin bir bölümünü, 28 Ocak 1998'de, son 15 günün ortalaması üzerinden alacak olan Born Holding de, esasında Aydın Doğan'a ait bir şirketti. Kaç kere bu sütunlarda medya patronuna sorduk: "Neden yurt dışında Born Holding'i kurdunuz? Bu holding niçin sizin hisselerinizi satın alıyor?" Gerçi Born Holding'in hisselerinin Aydın Doğan'a ait olduğunu resmi makamlar biliyor ama, meselâ, suç duyurusunu yapan merci farkına varamamış. Bu yüzden, Milliyet hisselerinin % 8.66'sının yabancı kurumsal yatırımcı Born İnvestment İNC'ye Toptan Satışlar Pazarı'nda satışından söz ediliyor. Sakın Aydın Doğan'ın bankası Dışbank, Malta Dışbank off-shore'a para depoluyor, Dışbank off-shore da Born Holding'i finanse ediyor, Born Holding'in yüksek fiyattan Milliyet hisselerini almasıyla, Doğan Holding'e para akışı sağlanıyor olmasın? Born Holding Milliyet hisselerini, acaba gene Aydın Doğan adına mı aldı? Bir iddiada bulunmadan, sırf öğrenmek için bu tahminleri yapıyoruz. Tantan'ın merakı
Tantan da bizim gibi meraklı galiba. İşin peşini bırakmıyor. Ali Balkaner'in Milliyet'in hisselerini yükseltmesi tamamen bir tesadüf eseri mi acaba? Born Holding'e hisse satışıyla hiç ilgisi yok mu? Balkaner ve arkadaşları hakkında Sarıyer'de dava açıldı. Süren'i günlerce ağzında purosuyla gazete manşetlerinden teşhir edenler, Balkaner'e ilişkin manipülasyon iddialarını görmezden geldiler. Üstelik konu doğrudan Milliyet ile ilgiliydi. Ben Aydın Doğan'ın yerinde olsam, Balkaner'e bu hisseleri neden ve kimin adına topladığını sorardım. Çünkü tam da Born Holding'e satıştan önce, 7 misli bir değer artışı, bir menfaat ilişkisi ihtimalini akla getirebilir. Acaba Doğan ve Milliyet yöneticileri durumu SPK'ya bildirip, şikâyette bulunmuşlar mıydı? Her neyse... Zaten yakında mesele aydınlanacak. Ali Balkaner'in notlarını herhalde Savcı Turan Çorakadı dosyaya koyacak. Konu ile irtibatı dolayısıyla, Sarıyer Adliyesi'nde bekleyen 88 sayfalık dosya da, -SPK suçlarından dolayı affa girmiş bile olsa- çete davası ile birleştirilecek. Tabii biz de Meclis'te konunun pek yakın bir takipçisi olacağız. Bu mesele, İstanbul Emniyet Müdürü Abanoz ile Vali Erol Çakır'ın ihtilâfından çok daha önemli. Tantan'ı gözden düşürme emrini, patron, Londra'dayken adamlarına vermiş: "Onu nasıl parlattıysak, şimdi de ipini çekeceğiz!" Bakalım, ava giden avlanacak mı?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |