T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Tabelaya bakalım, nefes alalım

"Basında güven" sloganlı Milliyet'te İçişleri bakanı Sadettin Tantan'ı hedef alan Tuncay Özkan imzalı yazılar kafaları karıştırdı. Yazılarda ileri sürülenleri tartışan pek yok, hemen herkes, olaya, "Milliyet patronu adına Sadettin Tantan'a saldırıyor" biçiminde yaklaşıyor. Milliyet yönetmeni Mehmet Y. Yılmaz, eleştirilere, "Dedikodu ve baskı bizi yıldırmaz" başlığı altında şu cevabı verdi: "Baskıyla, iftirayla, dedikoduyla, yalanla hatta öldürmekle bizi korkutamazlar. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da demokratik, lâik, hukuk devletinin ve insan haklarının savunucusu olacağız." (Milliyet, 23 Nisan) İş ciddi.

Kulis okurları bu çekişmenin gerçek sebebini öğrenmek isterler; bu konuda onlara yardımcı olmak benim görevim. Ancak, görevimi, 'hazır tertip' görüş sunarak yerine getirmektense, bugünlük, bir Kulis 'buketi' ile karşılarına çıkmayı yeğliyorum. Kronolojik bir buket olacak bu.

"Aydın Bey'i esas üzenin de, o üzücü sözlerin, 'gözbebeğimiz' diyecek kadar takdir ettiği bir politikacıdan çıkmış olmasıdır sanıyorum. Biraz pimpirik biri olsa, Tantan'ın ilişkilerini aklına getirerek, 'Acaba beni gözden mi çıkardılar?' diye düşünürdü; bereket geniş yürekli bir insan Aydın Doğan... Bunu, içişleri bakanının 'içeridekiler' diye andığı bazı bankacıların kendisini itham eden sözlerini kaale almayışından biliyorum. Yurtbank'ın patronu Ali Avni Balkaner'in, içeri girdikten sonra, 'Biz 18 üyeli bir aileyiz, içimizden biri de babamız, paramızı iç ve dış borsalarda değerlendiririz' türünden itiraflarda bulunduğu, 'Baba' dediği kişinin yasal sayılmayacak borsa oyunlarında yüzmilyonlarca doları gözden çıkardığını ifşa ettiği 'dışarıya' yansıdı sözgelimi. Aydın Bey bu sözleri hiç üzerine alınmadı, gazetelerinde, 'İspat edilirse kendimi asarım' bildik tehdidini savurmadı..." (Korkacak bir şey yok, Moody's kefil, 5 Mart)

"Ankara'daki otel lobilerinde son haftalarda en çok konuşulan konu, doğrudan Doğan Medya Grubu ile ilgili çünkü... Hemen her köşede, insanlar, Aydın Doğan'a ait CNN-Türk'te, Mehmet Ali Birand'ın '32. Gün' programının bütünüyle hasredildiği içişleri bakanı Sadettin Tantan'ın, Dışbank ile ilgili 'tehlikeli' sözleri boşuna sarf etmiş olamayacağını konuşuyor... 'Mart Dinç Bilgin'in, nisan Aydın Doğan'ın ayı' diyorlar, bu ne demekse?" (Medyamızın encamıdır, 19 Mart)

"Kulak bükme olayları Aydın Doğan Grubu'nda bayağı sıklaştı. Kemal Derviş'in Türkiye'ye ilk geldiği günlerde, Kanal-D yayın yönetmeni ve Milliyet yazarı Tuncay Özkan, taze bakanın bir telefon görüşmesini dudak okuma tekniğiyle değerlendirmişti, hatırlamışsınızdır... Olay büyüdü, büyüdü ve Aydın Bey'in bizzat duruma el koymasına kadar vardı. Milliyet'e gelişi henüz bir ay olmayan Tuncay Özkan'ın sütununun kapatılması bile düşünüldü. Sonunda, 'Bir daha tekrarlanmasın' temennisi ile 'uyarma' yeterli sayıldı." (Gazete değil, kişisel hesaplaşma bülteni..., 20 Mart)

"Devlet ihalede kararlı denilince, benim aklıma hemen içişleri bakanı Sadettin Tantan'ın tavrı geliyor. (..) Doğan Grubu gazeteleri 'Tantancı' denilecek bir çizgi izledi her zaman... Oysa şimdi, içişleri bakanı, Aydın Doğan'ın televizyonuna (CNN-Türk) çıkıyor ve Dışbank'ın alımında usulsüzlük olduğu iddiasını dile getiriyor... Kalabalıklar önünde, 'Bugünkü bozukluklarda en büyük pay tekel haline gelen medyaya ait' diyebiliyor... Tantan'ın 'devlet' içindeki irtibatlarını düşünün, Aydın Doğan bu durumdan elbette rahatsızlık duyuyordur..." (Nisan zâlim bir aydır, 4 Nisan)

"Uğur Dündar yeniden Kanal-D'ye mi dönüyor? (..)Bunun için hem kendisi, hem de destekçileri yaman bir çalışma içerisindeler... Geçen gün, Aydın Doğan, hiç ummadığı bir muhataptan, 'Uğur Bey'i yeniden alın' teklifini duymuş... Aydın Doğan'ın epeyden beri Genelkurmay başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu ile görüşmeyi arzu ettiğini biliyordum. Genelkurmay bu tür görüşmelere kendini kapalı tutuyor. (..) Aylardan beri, 'Aydın Doğan Bey sizinle görüşmek istiyor' taleplerine hep olumsuz cevap verdi Genelkurmay... Aydın Bey nihayet muradına ermiş ve Org. Kıvrıkoğlu ile biraraya gelmiş..." (Heveslilere benden dost nasihati, 9 Nisan)

Bu, Kulis'in konuyla ilgili kronolojisi. Olayın bir de Türkiye gündemiyle ilgili kronolojisi var. Tantan'ın CNN-Türk ekranında Dışbank ile ilgili 'tehlikeli' açıklamayı yaptığı gün (1 Mart), Kemal Derviş'in ekonominin yönetimini ele almak üzere Türkiye'ye gelişi ve Ulusalbank'ın fon yönetimine alınması olayları da yaşandı; ertesi gün (2 Mart) Etibank yüzünden Dinç Bilgin ve Zafer Mutlu'ya yurtdışına çıkış yasağı konuldu. Günlük nakit girdisini bankacılık sektöründen karşılayan patronlar mevduatın yabancı bankalara kaçması sonucu sıkıntıya düştüler. Milyonlarca dolarlık RTÜK frekans ihalesinin tam bu sırada ilân edilmesi birden fazla kanalı bulunan patronlarda şafak attırdı.

Kronolojide şu başlıklar da yer alıyor: Tuncay Özkan, 20 Nisan'da Milliyet'te çıkacak "İstanbul valisine tuzak" konulu yorumunu ilk kez 1 Şubat 2001'de Radikal'de yayımladı ve aynı ayın sonunda Milliyet'e geçti. "Belge Tantan'ın masasının üzerinde" haberine konu olan Erol Çakır'ın bakana mektubu da 15 Mart 2001 tarihini taşıyor...

Kronolojiyi iyi okumak gerekiyor...


24 Nisan 2001
Salı
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED