|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Üç lider oturup anlaşıyorlar ve bir açıklama yapmaya karar veriyorlar. Aynı zamanda bir yasama dönemi değerlendirmesi bu. Açıklamada altı çizilecek ifadeler, "Türkiye-2001" için ancak "ayıp" diye nitelenebilecek, Türkiye'de herkesin yüzünü kızartacak nitelikte. Şimdi Başbakan Ecevit'in şu sözlerini okuyun ve bu sözlerin altında yatan ruh halini tasavvur etmeye çalışın: "IMF ve Dünya Bankası'nın hükümetimizden, Türkiye'den bütün beklentileri eksiksiz olarak ve zamanında karşılanmıştır. Bu arada G-7'lerin de bütün beklentileri karşılanmıştır." Devam edelim: "Hükümetimizin bu olumlu davranışının karşılığı olarak IMF ve Dünya Bankası, Türkiye'ye 18 milyar dolara yaklaşan bir dış kaynak sağlamışlardır. Bunu her zaman şükranla belirtiyoruz ve bu yardımı fazlasıyla hak ettiğimize de inanıyoruz." Ve son cümleler: "Nedense bazı dış çevreler hemen telaşa kapılmaktalar, eyvah bu programdan destek çekilecek mi kaygısı içine girdiler. Fakat artık bizim huyumuza, bizim davranış biçimimize alışmaları gerekiyor. Fakat bu yüzden olumsuz sonuçlar ortaya çıkacağını düşünmemek gerekir." Özü, "uluslar arası güdüm karşısında arz-ı ubudiyyet ve arz-ı şükran olan" bu ifadeleri okuduktan sonra işin arka planını tasavvur etmeye çalışıyorsunuz. Acaba üç lider böyle bir açıklama yapma ihtiyacını neden hissettiler? -Söz konusu dış merkezlerin bir arz-ı şükran beklentileri mi olmuştur? -Yoksa sayın liderler geçen zaman içinde kazanılan halet-i ruhiye sonucu, böyle bir jesti gönüllü olarak yapma gereği mi duymuşlardır? -Üç liderden hangisi kaleme almıştır Ecevit'in yaptığı açıklamayı? -Üç liderden herhangi biri itirazda bulunmamış mıdır? "Yahu bu ifadeler bizim için olmasa bile Türkiye için yüz kızartıcıdır. Bu Üçüncü Dünya'nın sömürge statüsünden yeni kurtulmuş ülkeleri için bile seslendirilemeyecek bir halet-i ruhiyeyi yansıtıyor. Sonuçta aldığımız faizi şusu busuyla bir krediden ibaret. "dediklerinizi yaptık, artık bize güvenin" üslubu, vebali taşınamaz bir üslup" dememiş midir? "Milliyetçi" Bahçeli'nin bile sinirleri bu kadar alınmış mıdır? Böyle bir itiraz olsaydı, üç lider basın karşısına birlikte geçer miydi? Bu ifadeler ne yazık ki sadece icranın (yürütmenin) değil, yasamanın da itibar intiharının seslendirilmesidir. İster yürütmenin yasamaya müdahalesi açısından bakalım, ister yasamanın boyun eğmesi açısından ortada gerçekten dramatik bir durum vardır. İş daha Derviş'in seslendirdiği "15 günde 15 yasa" ifadesinden itibaren pörsümüştür. Sonrası daha da perişan bir süreci sergilemiştir. Hele Meclis'in son günleri... Muhalefetin çekildiği iktidardan ise sayılı insanların kaldığı günler... Tasarı maddelerinin saniyelerle geçtiği, hiçbir görüşmenin yapılmadığı, hiçbir itirazın hiçbir olumlu görüşün belirtilmediği günler... Orası milletin Meclisi miydi Allah aşkına? Bizi mi temsil ediyordu oradaki insanlar? Siz Meclis'i bu hale getirirseniz kimin saygısı kalır o Meclis'e? IMF de, Dünya Bankası da, G-7'ler de içerdeki dışardaki başka güç odakları da dayatmaz mı istediklerini? Meclis'in son günlerinde "Bu arada şu da çıksın, bu da çıksın" türünden yasa sokuşturmaları Meclis'in itibarı açısından ne kadar garip. Demek sebepsiz değil kamuoyu yoklamalarında milletvekillerinin itibarının alt sıralarda çıkması... Merkez Bankası eski Başkanlarından Mahfi Eğilmez, Kemal Derviş'in IMF'yi fazla kullanmasına takılmış. "O bir maniveladır. Ben de bürokratken zaman zaman siyasetçilere karşı kullandım ama, bunun bir limiti var, manivelayı çok kanırtırsanız kırılır" diyor. En azından halkın psikolojik duyarlılıklarını gözetme bakımından doğru bu sözler, ama hükümetin halet-i ruhiyesi dikkate alındığında Derviş haklı... Yani ne kadar kanırtırsanız o kadar netice alacağınızı biliyorsanız, o manivelayı sonuna kadar kullanırsınız. Derviş de onu yapıyor. Çünkü ortada "kanırtma"lar karşısında hizaya gelen bir iktidar var. Ortada kriz travması sebebiyle kendine güveni çökmüş bir iktidar var. Milli hassasiyet gibi tüm sinir uçları ölmüş bir siyasi yapı... "İşte küreselleşme budur, para verenler nasıl Miloseviç'i alır götürürlerse, bizden de 15 günde 15 yasa çıkarmamızı isterler" deniyor. Yani geldiğimiz seviye bu öyle mi? Üç lider bunu dünyaya ilan etmek için mi çıkmışlar medyanın önüne? Onların Miloseviç'i var, bizim krizimiz. Ayıplılıkta yarışıyoruz.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |