T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Egemenlik 'bugün' ne anlama geliyor?

Hükümetler 'icra' makamıdır. Hükümetler, millettin meclisinden aldıkları ülkeyi yönetme yetkisini, millet lehine icra ederler.

"Egemenlik milletindir" sözü, bir anlamda, bu mekanizmanını arkasındaki gerçeği anlatır: Hükümetlerin kullandığı icra yetkisinin asıl sahibi millettir. Hükümetler, bu yetkiyi millet adına kullanır.

Bugün, 'egemenlik milletindir' sözünün ardındaki 'fiili destek' ne yazık ki her gün biraz daha azalıyor.

'Ya IMF ya HİÇ'

28 Şubat'ın şekillendirdiği yönetim tarzının ülkeye hediyesi, sadece arkasındaki on milyar dolarlarla ifade edilen yolsuzluklar, ya da ülkenin her tarafını kaplayan 'antidemokrasi' değil. Bugün, icra makamının itiraf edemediği, ama her taraftan görülebilen, gizlenmesi imkansız 'parola'sı haline gelen 'Ya IMF ya hiç' sloganı da, aynı 'çizgi'nin uzantısı.

Ekonomiyi iflasın eşiğine getiren yolsuzluklar, parti kapatmayı 'gelenekleştiren' antidemokrasi ve IMF'in yönlendirdiği ekonomi yönetimi...

IMF, hükümete kanun sipariş ederek, kanun çıkarılmazsa yetkililerimizi 'nazikçe' ikaz ediyor.

'Telekom yönetimini değiştirmezseniz, 1,5 milyar doları unutun."

Telekom yönetimi değiştiriliyor.

Bazı gazetelere göre, IMF'in 1,5 milyar doları görüşeceği toplantı öncesinde, IMF Başkanı, Başbakan'ı arayarak "Emlakbank yasasının niçin hâlâ onaylanmadığını" soruyor.

Ecevit, bu haberi yalanlıyor.

Sanki, gerçeği değiştirirmiş gibi, "Hayır, IMF beni aramadı, ben IMF'i aradım. Herşeyin yolunda olduğunu söyledim" diyor.

Durumdan hangi vazife çıkıyorsa...

İktidar, diliyle Fazilet Partisi'nin kapatılmasını 'üzücü' bulduğunu söylüyor.

Ama uygulamada, ana muhalefetin yokluğunu nimet biliyor; demokratikleşme yolunda mütevazı düzenlemeler içeren Anayasa değişikliğini gündeme getirmek yerine, muhalefetsiz Meclis'ten 5 dakikada yasa çıkartıyor.

DSP'nin kendisine yakıştırdığı 'Demokratik sol'un anlamı 'statüko'yla özdeşleşiyor. ANAP'ın 'serbest piyasa' paketinin içinden vergiler, harçlar, batık bankalar çıkıyor. MHP'nin savunduğu 'milliyetçilik' ise, Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz'ün 'Telekom Müdürü' konusundaki, ayrıntı niteliğindeki mücadelesi dışında, bütün mevzilerinden geri çekiliyor.

Hükümetteki en aktif unsur, Ekonomi Bakanı Kemal Derviş. Ancak aradan geçen 'zam'lı ve 'IMF'li günler gösterdi ki, o bizi, bizim ülkemizi, bizim insanımızı tanımıyor, anlamıyor.

Derviş de dahil, ortakların hiçbiri, bu ülkenin içindeki 'enerji'yi, bu ülkenin içindeki 'kaynağı' göremiyor.

İktidarın bütün ortakları, kendilerine oy verenlerden aldıkları yetkiyi, verdikleri sözlere zıt yönde kullanıyorlar. İcra makamı, halkın verdiği 'yetki'yi icra etmek yerine durumdan çıkardığı 'vazife'yi yerine getiriyor.

Siyaset sadece orada

Türkiye, verdiği yetkiyi millet lehine kullanacak siyaseti, siyasetçiyi, kendi kadrolarını bekliyor.

Fazilet Partisi'nin kapatılmasından sonra gelişen tartışmalar, bütün yolların 'antidemokrasi'ye, 'IMF'çiliğe' çıktığı bir ortamda, siyaset adına, demokrasi ümit verici bir 'arayış'ı simgeliyor.

Türk siyaseti, şimdilik sadece orada hayat belirtisi gösteriyor.

Yeni Şafak


2 Temmuz 2001
Pazartesi
 
EDİTÖR'DEN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED