T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Hükümetin esneme ve bükülme yeteneği!..

Hükümet ortakları, çok başarılı geçtiklerine inandıkları yasama dönemini kapatırken hep birarada kameraların karşısına geçip basın toplantısı yaptılar.

Geçen dönemin fevkalade başarılı olduğunu anlattılar.

Yapısal reformların birçoğunun gerçekleştirildiğini söylediler.

Türkiye'ye kredi sağlayan kuruluşların bütün beklentilerinin 'zamanında ve tam olarak' karşılandığını ifade ettiler.

Bir de, aralarında ufak tefek tartışmalar olsa da, muazzam bir 'uzlaşma' yeteneğine sahip oldukları için meseleleri kendi aralarında tartışarak çözdüklerini belirttiler.

Hatta, "bazan kamuoyu önünde de tartışırız" dediler.

Ortaklar adına Ecevit'in yaptığı açıklamaların en can alıcı cümlesi ise şuydu:

"Biz bu yardımı hakettik…"

Yardım derken, uluslararası finans kuruluşlarının Türkiye'ye yeniden verdikleri 18 milyar dolar tutarındaki kredileri kastediyorlardı kuşkusuz.

Ekonomi çarkının yeniden dönebilmesi ve Türkiye'nin borçlarını ödeyebilecek kadar ayağa kalkabilmesi için verilen kredilerdi, Başbakan'ın sözünü ettiği 'hakedilen yardım'…

Çok ibret verici bir tabloydu doğrusu.

Üç kafadar, iflas ettirdikleri bir şirketi kurtarmak için ağır şartlarla ve büyük faizlerle borç para aldıkları yeni patronlarına tekmil veren müflis tüccarlar gibiydiler.

"Türkiye'ye kredi sağlayan kuruluşların beklentileri zamanında ve tam olarak karşılanmıştır."

Yani, "açtığınız yeni kredileri hak edebilmek için istediğiniz herşeyi yaptık, biz başarılıyız" mesajını vermişlerdir.

Bir yandan da, IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası mali kuruluşlar adına bu operasyonu yönetmek üzere Türkiye'ye gönderilip bakan yaptırılan Kemal Derviş'i kastederek, "ona ne gerek vardı, biz de bu işi layıkıyla yapardık. İşte örneği" demek istemişlerdir.

Hatta, "her ne kadar bizim kriz çıkarttığımız söyleniyorsa da, biz krizlerin üstesinden gelmesini de biliriz" mesajını da vermeyi bile düşünmüş olabilirler.

Bu yaklaşım, gerçek patronlara, onları işbaşında bıraksınlar diye gönderilen bir rica mesajı da sayılabilir.

"Biz bu yardımları hak ettik" derken, "biz iktidarda kalmayı sürdürmeyi hakettik" demek istiyor olabilirler.

Onların bu ricalarına karşı gerçek patronların nasıl bir tavır takınacaklarını henüz bilemiyoruz.

Görünen o ki, gerçek patronlar mali operasyonu bu müflis kadroyla gerçekleştirme eğiliminde.

Onların üzerine tam yetki ile gönderdiği Kemal Derviş'le temel meseleleri halledip, işin bürokratik taraflarını bu müflislerle gördürerek belli bir noktaya ulaşmaya çalıştıkları anlaşılıyor.

Bu kadronun bir ağızdan, "Biz daha iyi yaparız" diye gerçek patronların gönderdiği adamı dışlamaya çalışmaları bundandır.

Onlar burada basın toplantısı düzenleyip, işlerin fevkalade iyiye doğru gittiğini söylerlerken Kemal Derviş'in, Türkiye adına bir dizi uluslararası temas için yurt dışına çıktığını da biliyoruz.

Bu nedenle Ecevit'in, ortakları ile birlikte yaptığı basın toplantısında, "Biz bu yardımı hakettik" şeklindeki açıklamasını normal karşılıyorum.

Öte yandan, Başbakan'ın, "Bizim uzlaşma yeteneğimiz var, herşeyi kendi aramızda tartışır, konuşur" demesi ise, iktidarın yurt dışındaki gerçek patronlara, kendi içlerindeki uyumu ve demokratik anlayışı gösterme gayreti açısından büyük önem taşıyor.

Her an yeni kriz çıkartması ve şirketi daha da dibe batırması beklenen müflis ortaklara karşı gerçek patronların duyduğu kuşku ve tedirginliği gidermenin yolu dışa karşı böyle bir uyum tablosu oluşturmaktan geçiyor herhalde…

Ecevit'in sözleri şöyle: "Biz herşeyi olabildiğince kendi aramızda tartışırız, bazan da kamuoyu önünde tartışırız. Ama sonunda uzlaşırız. Bizde uzlaşma yeteneği var."

Yani Türkçesi, "Sizin gönderdiğiniz adamla tartışıyorsak da sonunda anlaşıyoruz, anlaşmamamız mümkün değil. Bu tartışmaları ciddiye alıp da yeni bir kriz çıkacak sanmayın. Bizim de kendi kamuoyumuz var. Onlara siz karşı direniyormuş gibi yapmamız gerekir."

Burada bir uzlaşma olduğu kesin.

İktidar ortakları, menfaatleri konusunda kendi aralarında uzlaşmanın harika örneklerini veriyorlar.

Gerçek patronların temsilcisi ve gerçek iktidarın patronu Kemal Derviş'le de tartışıyor gibi yapıp sonunda uzlaşıyorlar.

Amaçları şu mesajı verip biraz daha iktidarda kalabilmek.

"Biz bu yardımları haketmek için gereken herşeyi yaptık."

Onların 'uzlaşma' kadar 'esneme' ve 'bükülme' yetenekleri de var…

Nereye kadar?


2 Temmuz 2001
Pazartesi
 
KORAY DÜZGÖREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED