T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Sonunda bunu da yaptılar...

Bu da olacaktı. Oldu işte. Parlamento, bir yandan Başbakan'ın "Dış yardımı haketmek için çıkarıyoruz" dediği IMF yasalarıyla "uğraştırılırken", bir yandan da otoritarizmi kurumsallaştıracak değişiklikleri onaylamaya zorlanıyor.

Muhalefetin yokluğunda "apar topar" Meclis'ten geçirilen yasaya göre, MGK artık her türlü kriz durumunda "vaziyete müdahale" edebilecek.

Sanki, cari Kriz Yönetmeliği yetmiyormuş gibi.

Refikimize sorarsanız, cumhuriyeti koruma refleksi... Onu korumamız lazım; hele görünür-görünmez düşmanların tehditi altındayken...

Çünkü, en ideal yönetim şekli cumhuriyettir.

Öyle ya...

Bizi öyle kandırırlardı eskiden.

Cumhuriyet, halkın kendi kendisini yönettiği sistemdir.

"Yurttaşlık Bilgisi" kitaplarında da bu tarif geçerdi.

Ama, o kitapları yazan koca koca adamlar, bir punduna getirip, ideal cumhuriyet düşüncesini müseccel bir "izm"e yamamayı başarırlardı. Hatta, aralarından, o müseccel "izm"i özümseyerek "gerçek demokrasi"ye ulaşabileceğimizi söyleyenler bile çıkardı.

Türk aydınının kavramsallaştırma mantığı böyle...

Bu mantığın altında, ne hazindir ki, "tefekkür"le yoğrulmamış bir total felsefeyi meşrulaştırma çabası yatıyor.

Malum otoriter süreç işte bu çabanın ürünüdür.

Gelgelelim, duayen "ilericiler" bile, artık bu sürecin istikametini yanlış buluyor.

"Mütemadiyen kapatılan bir partinin varlığı, birçoğumuzu laiklik ve cumhuriyet üstüne ahkam kesmeye götürüyor. Neler saçmalamıyorlar ki. Söylediklerinden, ülkemizde laik ve demokrat geçinen nice aydının konu üzerinde doğru dürüst hiç kafa yormamış olduğunu dehşetle farkediyorsunuz. Bunların aydınlığı da, ilericiliği de, demokratlığı da aslında 'İnönü cumhuriyeti'nin o totaliter seçkinciliğinden, onu hararetle savunmaktan ibaret. Rejimin adı cumhuriyet. Hakimiyet sözde milletin, gerçekte Milli Şef'in ve çevresindeki oligarşinin. Sağdan soldan en ufak bir kıpırtı oldu mu, balyozu kafasına yiyor. Bunun adı ilericilik. Gerçekte serbest seçimler yapılıp da, bunların güvendikleri dağlara kar yağınca yaygarayı basıyorlar: 'İrtica geliyor! Cumhuriyet tehlikede' Anlayıp dinlemeden, araştırmadan, hatta bilmeden üstelik..."

Türkiye'deki egemen iradenin hedefi, marjinal sol siyaset çizgisiyle 19. yüzyılda anlamını bulan "pozitivist ideoloji"yi bütünleştirmek ve akabinde "ideolojik devlet"i tahkim etmektir.

İdeolojik devlet, çerçeve dışına düşenleri ya terbiye edip kendisine benzetecek, ya da "dışlayıp" yok edecektir.

Malum süreç bir "dışlama operasyonu" olarak başladı ve devam ediyor. "Bütünleştirme"yi amaçlamıştı ama, yaptığı "bölmek" ve nihayetinde otoritarizmi meşrulaştırmak.

"Dış yardımı haketmek için" yasa çıkaranların, bu "sonuç" üzerinde de düşünmeleri gerekiyor.


2 Temmuz 2001
Pazartesi
 
MEHMET E. YAVUZ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED