|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Slobodan Miloşeviç. Cinayet makinesi... Alçak bir cani... İnsanlık ailesinin gelmiş geçmiş en aşağılık üyelerinden biri... İnsan suretinde dünyaya gelmiş olmanın "kendiliğinden" hiçbir onurun ve yüceliğin kaynağı olamayacağının numunesi... Bu cani şimdi insanlık adına hazırlanan bir iddianame karşısında hesap verecek. Binbir türlü hesabın iç içe geçtiği bir süreçten sonra, Lahey Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'ne çıkartılmak üzere ele geçirildi. Yugoslavya Cumhurbaşkanı Kostunica yönetime geldiğinde, yönetime geliş biçimindeki halk desteği yüzünden onay görmüştü genel olarak. Bunun sadece şekilsel bir onay olabileceğini, Miloşeviç politikalarından sadece yöntemsel ayrılıklar barındıracağını belirmiştik o zamanlar. İşte Kostunica, bugün Miloşeviç'in teslim edilmesine en çok direnen kişi olarak ortaya çıkıyor. Buna karşılık Sırbistan Başbakanı Zoran Cinciç, Batı'dan alacağı dolarlar karşılığında Miloşeviç'in yargılanmasına yol açan süreci başlattı "Herşeye rağmen" büyük bir kazanımdır bu. Miloşeviç gibi pekçoklarının gözünde "tartışılmaz bir kudret odağı" olarak görünen bir siyasi kişiliğin yargı önüne çıkacak olması insanlık adına kayıt altına alınması gereken bir durumdur. Peki niye "herşeye rağmen?" Birincisi, Cinciç'in Miloşeviç'i temsil ederken kullandığı gerekçenin içeriklendirilmesiyle ilgili. Sırbistan Başbakanı, Miloşeviç'i temsil ederken, "bunu çocuklarımızın geleceği için yaptım" diyor. Bu söz ilk elde bir pişmanlık ifadesi olsa da, bu sözün Sırbistan'daki "yankısı" bambaşka. Miloşeviç'in yaptıklarından pişman değil, Miloşeviç'î teslim edenler. Tam tersine, Miloşeviç'i, mevcut sıkışmış ortamında, uluslararası irade karşısında Sırbistan'a soluk alma imkanı açacak bir "seçilmiş kurban", bir tür "aziz" gibi kurguluyorlar. Sırbistan'a ve tabii ki Sırp milliyetçiliğine yeni bir "hayat sahası" açmanın "bedeli" Miloşeviç. Böylece, "geleceklerini kurtarmak için" Miloşeviç'in kendileri adına ne büyük bir fedakarlık yaptığını bir "siyasal hafıza" figürü yaparak büyüyecek Sırp çocuklar. Kilise destekli Sırp milliyetçiliği açısından Miloşeviç'in "Sırpların İsa'sı" konumuna yükseltilmesi sözkonusu açıkça. Dolayısıyla, "çocukların geleceğini kurtarmak"tan kastedilenin de dış yardım bulabilmekten ibaret birşey olduğu anlaşılmış oluyor. Bu durum insanlık düşüncesi adına elde edilen kazanımların hala emekleme düzeyinde olduğunu bir kere daha gösteriyor. İkincisi, "uluslararası hukuk" bu gibi konularda iş işten geçmeden önleyici bir pozisyon alamıyor. Bu nedenle uluslararası hukuk sadece insanlık ideallerinin kağıt üzerinde kalmasını temsil ediyor daha çok. "Uluslararası irade"nin ihtiyaçları ile sınırlı bir sahası var hukukun. Pekçok yerde ağır insan hakları ihlalleri yapılırken, üstelik bunların birinci dereceden sorumlusu o ülkelerin en üst düzey yöneticileri iken, bu yönetimlerle uluslararası irade arasında ciddi çıkar bağları olmasından dolayı, hukuk belirleyici ve fiziki yaptırımları hareketlendirici bir güce kavuşamıyor. İşte en önce bu nedenle Miloşeviç'in işlediği suçlardan dolayı yargı önüne çıkacak olması, "yeni bir eğilim"in işareti olmakla "noktasal" bir durum olmak arasında hala "askıdadır". Bunun yeni ve geri döndürülemez bir eğilimin işareti olabilme aşamasını işaret etmesi kuşkusuz dünya için çok farklı bir dönemin açılması demektir. Öncelikle dünyanın haksızlığa uğratılmış toplulukları küreselleşmenin son derece olumlu bir yüzü ile tanışma imkanı bulacaklardır. Küreselleşmenin kendini "öncelikle" ve "özellikle" bu içerik ve biçimle tanımlaması, küreselleşmenin geri döndürülemez ve geri çevrilemez etkilerinden dolayı "mensubiyet" ve "güvenlik" krizine giren toplulukları ile arasında bir "mutabakat" oluşturması demektir. Şimdilik bu aşamadan çok uzak olunduğu ise açıktır. Reelpolitik'in binbir türlü labirentinden geçildikten sonra Miloşeviç'in adalete teslim edilmesine karar verildi ve ardından uluslararası hukuk yardıma çağrıldı. Tabii bu arkaplan analizlerini genişletmek mümkün, fakat sonuçta Miloşeviç gibi bir caninin adalete teslim edilmiş olması büyük bir kazanımdır. Dünyanın, daha doğrusu kendisini "küresel zihin" olarak tanımlayan "uluslararası yöneten akıl"ın insanlık suçu işleyenleri yargı önüne çıkarmasının bir eğilime dönüşmesinin işareti/dönemeci olarak işaretlenir umarım bu günler...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |