Geleceğin Gözde Meslekleri...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

A K T Ü E L
SANATÇI AHMET KAYA'NIN EŞİ GÜLTEN KAYA:
Kaya yanlış tanıtıldı

bir süredir insanlar müzik marketlerin önünden geçerken, çok uzaklardan bir yerlerden, adeta "Yıldızlar ve çiçekler ülkesinden" yükselen tanıdık bir sesle duraksıyorlar. Evet, 7 ay önce Paris'te geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden protest müzik sanatçısı Ahmet Kaya'nın beklenen albümü "Hoşçakalın gözüm" çıktı. Sanatçının asıl "vedası" anlamına gelen albümle birlikte, bir de "Kürtçe" klibin yeraldığı VCD de piyasaya sürülürken, böylece Ahmet Kaya'nın yaşadığı kötü sürecin başlamasına yolaçan son isteği de yerine getirilmiş oldu. Teknik aşamalarından tanıtımına kadar albümün ardında ise sanatçının eşi Gülten Hayaloğlu Kaya var. Gülten Kaya'yla, yedi ay önce vefat eden Ahmet Kaya'yı konuştuk.

Röportaj: Mucip DENİZ

Kaya'yı, tekrar ülkesine taşıma gibi bir misyon yüklenmek nasıl bir duygu?

Zor bir duygu. 7 ay oldu, onun yokluğu. Daha matemimi bile yaşayamadım. Ama kamuoyuna yanlış anlatılan Ahmet Kaya'nın nasıl biri olduğunu fiilen göstermem gerekiyordu. Çok zor günler yaşadık. Milyonlarca seveninizin olduğu bir ülkede, birden bire vatan haini ilan edilip, köşeye sıkıştırılmışsınız. Sonra sürgün günleri. Ahmet Kaya'nın vefatı basit bir kalp kriziyle açıklanabilir mi? Herkesin katıldığı bir anti Ahmet Kaya kampanyası başlatıldı. Biz buna rağmen gerçek Ahmet Kaya'yı halka tanıtmak zorundaydık. Bu kampanyayı başlatanlar da bunun önüne geçemeyeceklerini anlamışlardır. Bir bedel olarak o aramızda değil, ama onun dediği gibi "başkaları yanmasın" istedik.

Albümde yeni bir hava var gibi...

Zaten amacım o. Halkıyla bütünleşmiş bir sanatçıyı hiçbir güç yok edemez.

Albümün oluşumundan bahseder misiniz?

O meşhur Magazin Gazetecileri Derneği (MGD) gecesinde albümün stüdyo çalışmaları sürüyordu. Yani bu aslında üç yıldır çıkamayan bir kaset. O yüzden, "Bir masum Türkü, bir hazin öykü düştü payıma" sloganını kullandık. Çünkü o gece yaşananlar, onun çok masum bir Türküyü söyleme isteğinden kaynaklandı. O masum türkü hazin bir öykü doğurdu. Kaya'nın memleketine hasret gitmesine yolaçtı.

Kasetle ilgili nasıl tepkiler alıyorsunuz?

İnanın öyle büyük bir Ahmet Kaya açlığı oluşmuş ki... Onu sevenler onun bu son eserini çok güzel bir şekilde taşıyorlar. Fakat maalesef buna da gölge düşürülüyor. Kasetin ikinci günü korsan albümler de çıktı. Oysa Ahmet Kaya artık yok. Ve bu onun son kaseti. Onun bir ailesi var. Çocuklarının geleceği bu albüme bağlı...

Ahmet Kaya'nın son albümünde Kürtçe bir şarkı ve klibi var. Yayınlanacak mı?

Tüm kanallara verildi. Ama hala yayınlayan yok. Bekliyoruz ama...

Ahmet Kaya'ya yönelik kanuni bir yasak yok, ama buna rağmen birkaç istisna dışında hiçbir yerde adı bile anılmıyor...

Kanuni bir yasak yok, fiili ambargo var. Ne yazık ki, ülkemizde hala, şarkılarından, yazdıkları kitaplardan veya okudukları şiirlerden dolayı hapis yatanlar var. Tayyip Erdoğan bir şiir okudu diye hapis yattı.

Deniliyor ki: "Ahmet Kaya'nın Kürtçeye sempatisi bilinmeyen bir şey değildi". Ama son zamanlarında özellikle başörtüsü yasağına karşı çok anlamlı çıkışlar ortaya koyuyordu.

Ben onu bir bütün olarak görüyorum. Ahmet bir muhalifti, sistemin olumsuz yanlarından etkilenen herkesin yanındaydı. Onun benimsediği, ama ne yazık ki hayatı kucaklayamayan bir slogan vardı: "İnanca saygı, düşünceye özgürlük." Okul önünde dövülen başörtülü kızlar, coplanan Cumartesi Anneleri, tartaklanan memurlar, o her türlü şiddete karşıydı.

Anti Ahmet Kaya kampanyası, onun sadece belli bir kesimin idolü haline dönüşmesine de yol açtı mı?

O bütün herkese eşit mesafede dururdu. Ahmet Kaya, kendi iradesi dışında başka hiçbir gücün iradesine girmedi. O hayatı boyunca örgütlü değildi. Tek istediği kendi dilinde özgürce şarkı düzüp yayınlatmaktı.

Müzik hayatının en olgun döneminde hayata veda etti. Ne tür projeleri vardı?

Evet, sanatının da, düşüncelerinin de en olgun dönemini yaşıyordu. Çok güzel projeleri vardı. Karacaoğlan, Dadaloğlu gibi halk şairlerininin şiirlerinden doğaçlamalar yapmak ve bunlardan seriler hazırlamak istiyordu. Kurtuluş Savaşı destanı projesi vardı. Bunların yanında onun bir de çok önemsediği bir film projesi vardı ki, bu filmde çok farklı kesimlerin acılarını buluşturarak, tam bir toplumsal konsensüs sağlamak istiyordu.

Filmde oynamayı da düşünüyordu herhalde...

Hem yönetmen hem de oyuncu olarak düşünüyordu. Türkiye'nin Laik-Antilaik, Alevi-Sünni, Türk-Kürt gibi inanılmaz bir ayrışma sürecinden geçtiğine inanıyor, bu tür farklılıkların Türkiye'nin gerçeği olduğunu görüyordu. Film, bu ülkenin son 18 yılını sorgulayan bir konuya sahipti.

Ahmet Kaya biraz da maço muydu?

Evet, ben hep onun için, "Çocuklar gibi gülmesini, aslanlar gibi ağlamasını bilen bir insan" derim. Hem başörtüsünden dolayı ezilen kızlara hem de dövülen kayıp yakınlarına ağlardı. Tam bir duygu adamıydı, kesinlikle maço değildi.

Hayattayken hep tartışıldı. "Sol arabesk" tanımı gibi tanımlarla bazı aydınlar onu çok sert eleştirdi. Galiba hiç anlaşılamadı...

Evet anlaşılamadı. Doğru anlayanlar elbet de var, ama tam anlaşılamadı. Bir kere Ahmet Kaya çok Türkiye'ydi. Sokak neyi yaşıyorsa onu taşıyordu... Öbür tür aydınları ben samimi bulmuyorum.

Mesela, cenazesinin defni bile polemik konusuna dönüştürüldü...

Çok net bir şey söyleyeceğim: Ahmet Kaya inançlı bir insandı ve ait olduğu dinin gereklerine göre uğurlandı. Bunları kimse bilmez; ama, ben Paris'te, annesi de burada onun 40'ı mevlidini okuttuk...

Son olarak, şarkılar galip gelebilecek mi?

Kesinlikle... Doğru sanat er geç galip gelip, bütün kötülükleri de yenecektir.

 
Durmuş: Zorla bekaret muayenesi olmaz
Sağlık Bakanı Osman Durmuş, hiç kimsenin, kanuni vasisinin izni olmadan, savcılık ve mahkeme kararı olmadan, bekaret muayenesine gönderilemeyeceğini söyledi. Sağlık Bakanı Durmuş, bakanlıkta gazetecilerin, ''sağlık meslek liselerinde okuyan öğrencilere, bekaret kontrolü zorunluluğu getirildiği'' yönündeki haberlere ilişkin sorularını yanıtladı. Sağlık meslek liselerine ilişkin yönetmelikte böyle bir konunun yer almadığını vurgulayan Durmuş, şöyle konuştu: ''Yönetmelik, kanunlara aykırı olamaz. Böyle bir şey yoktur. Bekaret muayenesinin tek istek mercii, savcılık ve mahkemelerdir. Babası, annesi istese dahi erişkin bir kişiye bekaret muayenesi yapamazsınız. Savcılık ve mahkeme kararı olmak kaydıyla bu yapılabilir. Erişkin olmayanların, vasilerinin istemesi ile savcılık kararıyla bekaret muayenesi yapılabilir. Olay bu. Velev ki ebeveynleri istesin, hekimler muayene etmez, ederlerse suç işlerler.''
Orman 1 saatte yandı
Ümraniye'de çıkan orman yangınında 2.5 dönüm alan zarar gördü. Alınan bilgiye göre, Kayışdağı'nda fundalık ve çamlık alanda henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Kadıköy ve Ümraniye itfaiye ekiplerinin gerçekleştirdiği yangın söndürme çalışmalarına, 4 uçak ve 1 helikopter de havadan destek verdi. Yaklaşık bir saat süren çalışmalar sonucunda söndürülen yangında 2.5 dönüm orman alanının zarar gördüğü bildirildi. Bu arada Kocaeli'nin Gebze İlçesi'nde, baltalık orman arazisinde yangın çıktı. Ovacık Köyü ile Mudarlı Köyü arasında Göksu deresinin bulunduğu bölgede, dün saat 12.15 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Yapılan müdahalelere rağmen kısa sürede büyüyen yangında, ilk belirlemelere göre 10 hektar alan tahrip oldu. Yangın söndürme çalışmalarına çevre belediyelerin itfaiyeleri, orman işletmesi personeli ve köylülerin yanı sıra 4 uçak ve 2 helikopteri de katıldı.

17 Temmuz 2001
Salı
 
Künye
Temsilcilikler
Reklam Tarifesi
Abone Formu
Mesaj Formu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED