|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bazıları işi kolaya alır ve "devlet"i, "şirket"e benzetirler.. Sonra acele yargılar seslendirirler.. -Kötü yönetilen şirket de, kötü yönetilen devlet de, iflas eder. Batar.. Oysa iş o kadar basit değildir.. Ve şirketle devlet arasında, çok temel bir fark vardır. Bir şirketin gelirleri o şirketin giderlerini karşılamadığı zaman, şirketin matbaasında para basılamaz. Ya da, şirket, müşterilerine vergi salamaz.. -Biz, şirketi kötü yönettik.. İflas ediyoruz.. Bu durumda, hepiniz, malvarlıklarınızın bir bölümünü bize devredeceksiniz, diyemez.. Ama devlet, bütün bunları yapar.. Ve devlet, şirketlerden çok farklı şekillerde ve ölçülerde borçlanıp, açıklarını "şimdilik" kapatabilir.. Sonuçta ne olur, biliyoruz.. Yaşayarak görüyoruz.. 1 Amerikan Doları'nın karşılığı, 1 milyon 400 bin lira oldu. Bir işadamı arkadaşım, bu anlatıma sinirlendi.. Döviz kurlarını, şöyle anlatmamız gerektiğini söyledi.. -1 TL., 1 ABD Doları'nın, 1 milyon 400 binde biri değere düştü.. İşin daha da kötüsü var.. Geçenlerde, "Beykoz Kültür Vakfı"nın düzenlediği bir paneldeydik.. İzleyiciler arasındaki bir Alman hanım, sordu.. -Türkler iş hayatında neden hiç peşin ödeme yapmıyor?. Hep uzun vadeli çalışıyorlar? Bu hanım, 5 yıldır Türkiye'deymiş.. Dilimizi öğrenmiş.. Ticaret yapıyormuş.. Kendisine, bu "vadeli ödeme"nin nedenlerini anlatmaya çalıştık.. -Türkiye'de bireyler de, devletten ders aldı.. Bir türlü indirilemeyen enflasyondan ötürü, Türkler Almanlar'dan farklı bakıyor "zaman" kavramına.. Devlette de, özel sektörde de, zaman uzatılarak para kazanılmaya çalışılıyor.. Ödemeler geciktirilince, reel anlamda bunlar azalıyor.. Bunu bilen alacaklılar da, vadeli satışta faiz farkı koyup, bundan para kazanmaya çalışıyor.. Yani gerçek-ötesi bir para dünyası var Türkiye'de, dedik.. Alman hanım tam anlamadı olayı.. Konuyu daha açtık.. -Böyle devletin, böyle vatandaşı olur.. Şimdi herkes, birer Merkez Bankası gibi.. Herkes, vadeli çeklerle, senetlerle, kendi parasını basıyor.. Çünkü Türk Lirası'nın satın alma ve başka paralar karşısındaki değişim gücü, çok oynaklaştı.. Bu yüzden, herkes kendi para birimini, enflasyon, kur, faiz ve kriz tahminlerine göre, kendisi üretiyor.. Galiba, biraz anlatabildik sonunda derdimizi.. Konumuza dönersek.. Yani, şirket-devlet benzerliklerine veya farklarına.. Şirket batınca, ya kapanır, ya el değiştirir.. Devletin kapanması ya da el değiştirmesi, şirketinkinden çok farklı, dramatik bir durum.. Biz bunu, kendi yakın tarihimizde Osmanlı İmparatorluğu'nun batışında gördük.. Osmanlı batınca, parçalandı ve bu parçalar üzerinde yeni devletler kuruldu.. Bu parçalardan birinde de, Atatürk ve biz Türkler, "Türkiye Cumhuriyeti"ni kurduk.. Ortadoğu ve Balkanlar'da, Osmanlı toprakları üzerinde kurulan diğer devletler de, imparatorluğun varisleriydi.. Ama, "Osmanlı Borçları"nı sadece biz üstlendik.. Hayata, "negatif"le başladık.. Bir anlamda "yenilgi"yi sadece biz kabul edip, "Osmanlı'nın gerçek devamı biziz" dedik.. Ama bütün siyasi hayatımız da, Osmanlı'yı reddederek geçti.. Ne diyelim ki? Şirketler, devletlere benziyor mu, benzemiyor mu, size göre. ŞAKA
Adımız andımızdır!.
Sabah'ın haberi doğru ise, minik öğrenciler "Ediz Hun"un adının söylenişini "Edison" diye anlamışlar ve sormuşlar.. -Edison Amca.. Elektriği (herhalde ampul olacak) nasıl buldun? Minik-öğrencilerin saflığını anlıyoruz.. Koca-öğrenciler de sorup durmuyor mu? -Devlet Amca.. Siz derin devlet'i mi, derin halkı mı temsil ediyorsunuz? -Mesut Amca.. ANAP'ın ve ülkenin perişan haline rağmen, hâlâ mesut musunuz? AKILSIZLIK
Gerçekten bunlar tek alternatif mi?
Biraz ayıp olmuyor mu? Fazilet önce kapatılıp, sonra bölünüyor.. DYP yok sayılıyor.. Sonra da, çıkıp "alternatifimiz yok" diye, istikrara ve demokrasiye ait nutuklar atılıyor.. "28 Şubat"ta da böyle yapıldı. Sonuçlar ortada.. "28 Şubat"ın itibarlı ne kadar ismi varsa, ya banka boşaltmalarının sanığı, ya da şaibelenmiş.. Bazıları hiç utanmadan, şunu da söylemediler mi? -Biz laiklik için şeriata karşı mücadele ederken, bilmeden boşalttık bize verilen bankayı! Şimdi de, "28 Şubat"ın siyasal söylemi, 2001 yılını sürüklüyor.. -Fazilet olmaz.. DYP olmaz.. Bu koalisyonun alternatifi yok.. Aklımızı başımıza toplamalıyız.. Bu koalisyon alternatifsiz diye sunuldukça, Türkiye'nin geleceğine dönük tek alternatif "kriz" olacaktır.. Gerçekten, düşüncenizi içtenlikle açıklayın!.. -Ecevit'e, Bahçeli'ye, Yılmaz'a ve bunların yönetimine güveniyor musunuz?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |