Geleceğin Gözde Meslekleri...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Dünyalık

Abdullah el-Hevzenî (r.a) şöyle naklediyor: Halep'te (Allah Resulünün müezzini) Bilal ile karşılaştım ve ona şu soruyu sordum:

- Peygamber (s.a.v.)'in geçimi nasıldı?

Bilal anlatmaya başladı, dedi ki: Cenab-ı Hak onu peygamber olarak gönderdiği günden vefatına kadar yanında bulundum. Kendisinin fazla bir şeyi yoktu. Öyle ki, huzuruna gelip müslüman olan biri eğer pek yoksul ise beni görevlendirir, ben de hemen birilerinden borç para bularak bir elbise tedarik eder ve adamı giydirirdim.

Yine böyle bir günde zengin müşriklerden biri karşıma çıkarak: "Borç bulmak için kendini yorma, benim imkânım geniştir, paraya ihtiyacın olduğunda bana gel veririm" dedi. Ben de sık sık ondan borç aldım.

Zaman geçti, bir gün ezan okuyacağım sırada o müşrik bir grup tüccarla çıkageldi, bana:

- Ey Habeşli, dedi. Aybaşına kaç gün var.

- Aybaşı yakındır dedim.

- Aybaşı geldiğinde bana olan borcunu ödemezsen seni eskiden olduğu gibi köle yapar koyun güttürürüm, dedi.

Bu sözleri duyunca beynimden vurulmuş gibi oldum. Yatsı namazından sonra Hz. Peygamber evine döndü, ben de arkasından gidip görüşmek için izin istedim.

İzin verdi, girdim ve dedim ki:

- Ey Allah'ın Resulü! Bana borç veren müşrik var ya, aybaşında parasını istiyor. Ne bende ne de sende bu borcu ödeyecek para var. İzin ver bazı müslüman kabileleri dolaşayım, belki Cenab-ı Hak Resulüne bir rızık ihsan eder de gelip borcumuzu veririz. Aksi halde bu müşrik bizi zor durumda bırakacak.

İzin verdi, hemen evime gittim. Kılıcımı, kalkanımı aldım, heybemi hazırladım. Yalancı fecrin beyazlığı belirince yola çıkmaya niyetlendim.

Tam bu sırada "Bilal" diyen bir sesle irkildim. O ses: "Haydi Peygamber seni çağırıyor, yanına git" dedi.

Heyecanla kalkıp Resulullah'ın hanesine koştum. Kapı önünde üzerleri eşya yüklü dört deve yatıyordu. İzin isteyip girdim. Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

- Müjde Bilal! Allah borcumuzu ödeyecek mal ihsan etti. Kapı önündeki develeri gördün mü?

- Evet ey Allah'ın Resulü!

- Onları Fedek'in reisi hediye etti. Üzerlerinde olan mallardan istediğin kadar alıp sat ve borcumuzu öde.

Sevinerek çıktım, malları sattım, borcumuzu ödedim. Sonra mescide gittim. Hz. Peygamber bana:

- Ne yaptın, borcu ödedin mi, diye sordu.

- Çok şükür, borç kalmadı, dedim.

- Peki artan bir şey oldu mu?

- Evet, dedim.

- O zaman etrafı araştır. Yardım edilecek kim varsa kalanları da ver, içim rahatlamadan eve gitmek istemiyorum, buyurdu.

Gittim ve kalan malları da elimden geldiğince dağıtmaya çalıştım. Yatsıdan sonra beni yeniden çağırdı:

- Bitti mi, dedi.

- Hayır bitmedi, dedim.

O gece Allah'ın Resulü evine gitmedi ve mescitte kaldı. Tâ ki ertesi gün yatsı namazına kadar. Sonra beni yeniden çağırdı.

- Geride bir şey kaldı mı, diye sordu.

- Hepsini dağıttım ya Resulallah, hiçbir şey kalmadı, dedim.

Bunun üzerine: "Allahü ekber ve Elhamdülillah" dedi.

Ebu Davud'un naklettiği bu hadise, Tirmizî Enes (r.a)den: "Peygamber (s.a.v) yarına hiçbir şey saklamazdı" diye ilavede bulunuyor.


18 Temmuz 2001
Çarşamba
 
MUSTAFA KUTLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED