|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Prof. Nilüfer Göle çok güzel bir tesbit yapmış; Göle, Türkiye'nin kaderine hâkim olabilecek muhtemel iki oluşumun trajikomik durumuna parmak basmış: "Birinin binicisi var atı yok (Derviş); diğerinin atı var binicisi yok (Tayyip Erdoğan)" At ve binicisi
Göle'nin teşbihini kullanmak gerekirse, "Binicisi olmayan atla" evvelki akşam Yeni Şafak'ta yemek yedik. Mamafih vaziyet düşünülenden çok farklı. Zira "Yedek biniciler de" kamuoyunun sevip saydığı isimler. Yeni oluşum, bir kadro hareketi. Abdullah Gül, Demokrat Parti ve Adalet Partisi'nin ilk yıllarındakine benzer bir büyük alâkanın muhatabı olduklarını söylüyor. Eğer baraj düşürülmezse, Anap, DSP ve MHP % 10'a takılır. Bu durumda, bir bakarsınız, Yeni Oluşum tek başına 350-400 milletvekilliği kazanmış. İşte bu sebeble Tayyip Erdoğan'ın önünü kesmeye çalışıyorlar. Ne biçim gazeteci?
Milliyet'in manşeti herhalde temiz toplum gayretinden kaynaklanmıyor. Bir taşla kaç kuş vuracaklar: "Yenilikçi hortum" demek suretiyle akılları sıra, Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarını karalayacaklar. Bunun yanısıra, Yeni Şafak gazetesine darbe vuracaklar. Beyefendiler gerçeklerin yazılmasından rahatsız. Rahatsız olmasalar, "Nazlı Ilıcak'ı yazdırmayın" gibi bir telkinde bulunurlar mıydı? Bir de sarı basın kartı sahibi olacaklar. Hiç gerçek gazeteci, bir başka basın mensubunu susturma veya işten attırma teşebbüsüne geçer mi? Aslında porno yayıncılıktan mahkûm olan Aydın Doğan'ın ne sarı basın kartı hâmili olmaya hakkı var, ne de imtiyaz sahibi olmaya. Hükûmetin, yolsuzlukların değil de, Tayyip Erdoğan'ın üzerine gittiği son olayla bir kere daha su yüzüne çıktı. Zira, eğer yolsuzlukların üzerine gidilseydi, herhalde, başta Enerji Bakanlığı Müsteşarı Yurdakul Yiğitgüden olmak üzere, eski müsteşar yardımcısı Mustafa Mendilcioğlu, eski Enerji İşleri Genel Müdürü Osman İlhan, yardımcısı Yavuz Gürsoy, eski Hidroelektrik Santraller Daire Başkanı Hasan Hüseyin Çoğalan'a, soruşturma izni verilirdi. Enerji Bakanı Zeki Çakan, Yiğitgüden için izin vermedi. (Konu Savcı Sabih Kanatoğlu tarafından Danıştay 2'nci Dairesi'ne götürüldü) Ankara 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi, evvelki gün Beyaz Enerji dosyasından tutuksuz yargılanan eski müsteşar yardımcısı Haldun Atıf Danışman'la birlikte tutuklu diğer 4 bürokrat hakkında soruşturma izni talep edilmesini kararlaştırdı ve suç tarihinde memur olan bu kişilerin muhakemesini durdurdu. Bakalım Zeki Çakan, Yiğitgüden'i koruduğu gibi, eski bakan Cumuhur Ersümer'in kadrosundaki diğer 5 ismi de yargının elinden kurtarma gayretine girecek mi? Bir yanda, Cumhur Ersümer'den başlayarak haklarında çeşitli yolsuzluk iddiaları bulunan Enerji Bakanlığı üst düzey kadrosunu koruma temayülü; diğer yanda, siyasi rakip olarak ortaya çıkan Tayyip Erdoğan'ı boğma girişimi. Bu arada, basın camiasının neredeyse tek ciddi muhalif sesi Yeni Şafak da, okka altına gönderilmek isteniyor. İhaleye fesat
Milliyet'in iç sayfalarında olayın başlığı "Fesat ihaleleri" diye atılmış. Habere göre "Yücelen'in müfettişleri, Tantan döneminde aklanan dosyaları yeniden ele almışlar ve Albayraklar'ın haksız menfaat sağladıklarını ortaya çıkarmışlar." Bu işte bir acayiplik yok mu acaba? Saadettin Tantan kamuoyunda yolsuzlukların üzerine giden dürüst bir bakan olarak tanınıyor. Hatta, CNN Türk'deki bir programda, Dışbank'la ilgili, açıktan açığa Aydın Doğan'ı suçlamış, Birand ve Aydın Doğan'ın ısrarlarına rağmen, dile getirdiği şüpheleri geri almamıştı. Şimdi, sözde, Tantan, dosyanın üzerini örtmüş!!! Yeni bakan ise yolsuzlukları gene ele alıyormuş! Allahaşkına buna kim inanır? Sahte isimler
"İhaleye fesattan" söz ediliyorsa, bence, Petrol Ofis'in satışını ele almak gerekir. Aydın Doğan, Kanal D ve CNN Türk'te % 10'dan çok daha fazla hisseye sahip olmasına rağmen, nasıl Petrol Ofis ihalesine katıldı ve kazandı? Petrol Ofis, İstanbul Deniz Otobüsleri'ne ve İETT'ye nasıl yakıt veriyor? (Petrol Ofis'in % 25 hissesi Aydın Doğan'a ait. Aydın Doğan'ın CNN Türk ve Kanal D'deki hisseleri ise % 10'un çok üzerinde. Dolayısıyla Petrol Ofis'in de kamu ihalesine girmemesi gerekir.) Kanal D'nin ortağı gibi görünen Cevdet Turan, Ertuğrul Alptekin, Müzehher Kaymak, Refik Aras, Serhan Sevim, Selçuk Sevük, Mustafa Kenan Erdinç, Vedat Büyükyılmaz kim? Bu ortaklık için kaç para ödediler? Parayı nereden temin ettiler? Yoksa, ortada suç işlemek (ihaleye fesat karıştırmak) amacıyla oluşturulmuş bir "çete mi" var? (TCK 313) Maliye Bakanlığı bu kişilerin malî durumlarını inceliyor mu? Mesut Yılmaz, yolsuzlukların üzerine gitmek istiyorsa, siyasi rakibini bertaraf etme uğraşı vereceğine, bu konuya el atsa ya! Kanal D'nin ortaklık yapısı evvelce daha farklıydı. Enerji ihaleleri alındığında, konu Danıştay'a, oradan da İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'na intikal etti. En nihayet İçtihatları Birleştirme Kurulu, 20 no'lu görev bölgesinde enerji ihalesini kazanan Zigana şirketinin ortaklarından Doğan Şirketler Grubu Holding ile, bu Holding'in hissedarlarından Aydın Doğan'ın Kanal D'de pay sahibi olduğunu hatırlatarak, hem Zigana elektrik dağıtım firmasına, hem de Kanal D'ye ortak olan İmre Barmanbek'le birlikte, % 10'luk kanunî sınırın aşıldığı, dolayısıyla ihalenin iptâl edilmesi gerektiği kararını verdi. Tıpkı Zigana Elektrik gibi, İstanbul Elektrik Dağıtım'da hissedar olan Doğan Şirketler Grubu ile Adilbey Holding'in ortaklarından Aydın Doğan'ın, Kanal D'deki toplam hissesi % 10'u geçtiği için Danıştay, İstanbul Avrupa yakasındaki ihaleyi de iptal etti. Bunun üzerine Aydın Doğan, Kanal D'nin ortaklık yapısını değiştirerek, ihaleye girmesinin önündeki engelleri, ilave sahte isimlerle aştı. Artık hisse oranları toplansa dahi, Aydın Doğan veya Doğan Holding'in izine rastlanmadığı için, "% 10 sınırına riayet edilmiyor" gerekçesiyle, ihaleleri iptâl etmek mümkün olamayacak. Bence ihaleye fesat karıştırmak işte buna denir. Üstelik Yüce Yargı makamı (Danıştay hâkimleri) sahte isimlerle kandırılarak, enerjideki fesat sürdürülmek istenmiştir. Kanal D ve CNN Türk'teki sahte ortaklar, ihale yasağını aşmak için kullanılmıştır. Çirkin oyun
Yenilikçilerin iyi niyetle ve diyalog arzusuyla davrandıklarını biliyoruz. Ama, kamu imkânlarını sömürerek palazlananlar, bu bozuk düzene sıkı sıkıya bağlı bulunuyorlar. Dürüst insanlar, onların işine gelmez. Oysa millet, yenilikçileri fazilet sahibi, namuslu bir ekip olarak gördüğünden, onlara, teveccüh gösteriyor. Bence Kartel'le aynı safta bulunmak Tayyip Erdoğan'ı, Abdullah Gül'ü, Bülent Arınç'ı zedelerdi. Bu bakımdan saldırı ve haberlerdeki çarpıtma hayırlı olmuştur. Herkes saflarını belirlesin. Çirkin oyun açıkça sırıtıyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |