T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

H A Y A T

Dengeli ye, kanseri yen

Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ayşe Baysal, kanser hastalığının yüzde 75-80'inin dengeli beslenme ile önlenebileceğini belirtti.

Hücrelerin tahribatıyla oluşan kanser tehlikesinin, dengeli beslenmeyle önlenebileceği belirtildi. Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ayşe Baysal, Türkiye'de görülen kanserlerin yüzde 75-80'inin önlenebileceğini belirtti. Özellikle kalınbağırsak-rektum, prostat, meme, idrar yolları ve ağız kanserlerinin oluşumunda beslenme ile ilgili faktörlerin belirleyici olduğunu söyleyen Prof. Dr. Baysal, beslenmenin düzenlenmesiyle bu hastalıkların önüne geçilebileceğini vurguladı. Besinlerdeki kanser geliştirici öğelerin, tuzlama, tütsüleme, yüksek ısıda kızartma gibi işlemler sonrasında ortaya çıktığını kaydeden Prof. Dr. Baysal, "Bunun yanında kanser oluşumunda etkili reaktif oksijeni etkisizleştiren ve savunma sistemlerini güçlendiren antioksidantları içeren besinler, kanseri önleyici yönde etkilidir" dedi. Antioksidantların özellikle meyve, sebze, baklagiller, soya fasulyesi ve tahıl özünde bulunduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Baysal, "Yazın domatesi, kışın turunçgilleri sofranızdan eksik etmeyin, bol bol yeşillik yiyin" uyarısında bulundu. Besinlerin iyi yıkanmaması sonucu midede oluşan "helikobakter pylori" isimli bakterinin uzun yıllar kendini hissettirmeden yaşadığını, ülser ve mide kanseri oluşumunda rol oynadığını da belirtti.

KANSERDEN KORUNMANIN KURALI

  • Yağ miktarını azaltın. Yağ miktarını günlük enerjinin yüzde 25'i oranında tutun. Yağı yakmadan yemeklere doğrudan katın. Kırmızı et yerine beyaz eti tercih edin.

  • Boya uygun beden ağırlığını dengede tutun. Beden Kitle İndeksi'ni (kilonun, boyun metre bazında karesine bölünmesiyle elde ediliyor) 18,5-25 arasında tutun. İlerleyen yaşlarda da 27'nin üzerine çıkarmayın.

  • Günlük beslenmede saflaştırılmış tahıl ürünleri ve kuru baklagillere yer verin. Beyaz pirinç yerine bulgur, beyaz ekmek yerine çavdar, yulaf gibi esmer olanları tercih edin.

  • Günlük sebze ve meyve tüketimini artırın ve temiz olmasına özen gösterin.

  • Tuzlanmış, tütsülenmiş, dumanlanmış yiyeceklerden sakının, günlük tuz miktarını 5 gramın altına indirin.

  • Yağda kızartmalar ve doğrudan ateşte pişirilmiş yiyecekleri yemeyi azaltın. Bu tür yiyecekleri haftada birden fazla yemeyin.

  • Yarım yağlı ve yağsız süt ürünleri kullanarak kalsiyum takviyesini arttırın. Günlük 2 bardak civarında yoğurt yiyin. Günlük 1,5 litre su ve sıvı için.

  • Güneş ışınlarının dik geldiği yaz aylarında güneşle temastan sakının.

    Temel sorun 'şişmanlık ve tembellik'

    Kanser ve diğer kronik hastalıkların yaygınlaşmasının temelinde "şişmanlık ve tembellik" yattığını vurgulayan Prof. Dr. Baysal, modern yaşamın insanları aşırı beslenmeye ve hareketsizliğe sürüklediğini söyledi. Prof. Dr. Baysal, günde 45-60 dakika yürüyen bir insanın yaşam kalitesini büyük ölçüde artırabileceğini kaydetti. Baysal, tüm dünyaya yayılan "fast food" yeme alışkanlığının da orantısız ve hızlı kilo alımına yol açtığını bildirdi.

    Tuz büyük tehlike

    Türk toplumunda yer eden aşırı tuz tüketiminin de günlük 5 grama indirilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Baysal, besinleri doğal tuzlarıyla tüketmenin önemine işaret etti. Bu alışkanlığı küçük yaşlarda kazanmanın büyük fayda sağladığını kaydeden Prof. Dr. Baysal, tuzun, sindirim sistemi kanserinde etkin rol oynadığını, hücreleri yıpratarak mide kanserine, kan basıncını artırarak da yüksek tansiyona neden olduğunu belirtti. Prof. Dr. Baysal, Türk kültürünün vazgeçilmezlerinden olan çay konusunda ise erkeklere ve menopoz sonrası kadınlara bir sınırlama getirmediklerini kaydetti. Prof. Dr. Baysal, ancak büyük ölçüde kansızlık sorunu çeken doğurganlık dönemindeki kadınların, çayı yemekle beraber içmemeleri gerektiğini, yemekle alınan çayın besin değerini düşürdüğünü ve kansızlığa yol açtığını dile getirdi.

  •  
    Turizm şampiyonu Türkiye
    Üç hafta ardarda turizm sayfalarını Türkiye'ye ayıran News dergisi, Bodrum'dan "Türkiye'nin St. Tropez'i", Alanya'dan ise övgüyle söz etti.
    'Meyankola' cana can katar!
    Hava sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıktığı Gaziantep'te, insanlar yöreye özgü olan ve "meyankola" olarak da tanımlanan meyan şerbeti içerek serinlemeye çalışıyor. Kentin ana cadde ve sokaklarında satış yapan meyan şerbetçilerinin sayısı, sıcaklara bağlı olarak artıyor. Satışlardan memnun olduklarını belirten şerbetçiler, diğer meşrubatlara göre fiyatı ucuz olduğu için müşteri bulmakta zorlanmıyorlar. Gaziantep'in en yaşlı meyan şerbetçisi olan Muhtar Sarmış (71) "Meyan şerbetini evimde yapıp satışa sunuyorum. Babamdan öğrendiğim bu işi 56 yıldır sürdürüyorum. Türkiye'nin en iyi meyanı, Fırat Nehri kenarında yetişir. Yıllardır alışverip yaptığım köylerden kaliteli meyan köklerini alır ve daha sonra da şerbet yapıp satarım" diye konuştu. Bardağı 100 bin lira olan meyan şerbetinin, içenleri serinlettiği gibi şifa verdiğini savunan Sarmış: "Meyan şerbeti özellikle yemeklerden sonra içildiği zaman mideyi rahatlatıp hazmı kolaylaştırıyor" diye konuştu.
    28 Temmuz 2001
    Cumartesi
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Reklam Tarifesi
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
    Bilişim
    | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED