|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hasan Yücesan, Ankara Emniyet Müdürlüğü koltuğuna yeni oturan bir polis müdürüymüş. Müdür bey koltuğuna oturur oturmaz "ilginç" projelerini basın mensuplarıyla paylaşmak istemiş. Polisi "Anadolu delikanlısı" olarak niteleyen Yücesan, sözlerine şöyle devam etmiş: "Anadolu insanı sever, ancak yansıtmakta zorlanır. Biz bu sevginin vatandaşa yansımasına yardımcı olacağız." Peki bu blokaj aşılıp, "sevgi yansıması" nasıl gerçekleştirilebilir? Müdür beyin önerdiği ilk adım karakollara "çay makinesi" koymakmış... İnsana ilk duyduğunda yadırgatıcı gelse de, aslında fena bir "proje" değil. Yücesan, "işi olsun olmasın herkesin karakola rahatça girip çıkabileceğini" savunmuş. Çay içmek için tabiî ki! Karakollarda herkese çay... Hatta "zanlılar"a bile... Peki niçin "çay"? Müdür bey: "Çay ısmarlayan polis vatandaşına bırak işkence yapmayı, tokat atmayı dahi düşünemez. İnsan haklarına saygıda kusur edemez." Güzel bir açıklama; "Bir bardak çayın kırk yıl hatırı vardır..." gibi bir şey... Yücesan, söylememiş ama biz önerebiliriz: Karakolda ikram edilen çayın yanında karakolda hazırlanmış (yani çarşıdan alınmamış) tatlı-tuzlu kurabiyelerden de ikram edilse, proje daha başarılı olmaz mı? Yücesan'ın bir diğer önemli projesi de, "Karakollarda spor kulüpleri" kurulması. Müdür beye göre, bu kulüpler gençleri "yıkıcı, bölücü ve gericilerin kucağına düşmekten" kurtaracaktır. Bu da güzel; böylece, yeni demlenmiş çay kokusunun sardığı karakolun kucağında spor yapan gençler "yapıcı, bütünleştirici ve ilerici" olma fırsatını kolaylıkla bulabileceklerdir.
Tempo adlı haftalık dergiyi birçoğumuz biliyordur. (Onun da sahibi Aydın Doğan!) Son sayısının kapağında "Teknokratlar hükümeti kurulsa kimler bakan olurdu?" başlığını görünce, doğrusu merak ettim ve dergiyi aldım. Bakalım "teknokratlar hükümeti"nde yer almaya kimler lâyık görülmüştü... Herşeyden önce, hükümet üyelerinin sayısı 14'e düşürülmüş. "Başbakan"ın Meclis içinden olması gerektiğinden o koltuk da boş bırakılmış. İşte size "iş dünyası"ndan, yani "derin Türkiye"den 14 adet pırıl pırıl bakan! Unutmadan; kabineyi "dizayn" eden kişi (kendisine biraz sonra sıra gelecek) "Hadi Meclis'i de bu kadar dışarıda bırakmayalım!" diye düşündüğünden olacak, DSP Milletvekili Sema Pişkinsüt'e de hükümette yer vermiş. Pişkinsüt, bu muhayyel kabinede "AB İlişkilerinden Sorumlu Devlet Bakanı" konumunda. (Oysa ben "başbakan" olsam, Pişkinsüt'ü İçişleri Bakanı yapardım. Bunca olaydan sonra "AB ilişkileri"nin sırası mı?) "Teknokratlar hükümeti"nin tamamından bir eksiğinin tamamı "özel sektör"den. Aralarında tanıdıklarım da var, ismini ilk kez işittiklerim de. Hepsi bakımlı, eğitimli, güleryüzlü... "Sığ Türkiye"nin bakanlarına hiç benzemiyorlar. İsmine aşina olduğum isimlerin başında İbrahim Betil geliyor. "Ne bakanı?" diye sormuyorsunuzdur umarım; tabiî ki Milli Eğitim Bakanı... Cem Kozlu'ya Milli Savunma Bakanlığı koltuğu uygun görülmüş. "Niçin?" derseniz, cevabını doğrusu ben de bilmiyorum. Bu seçim Kozlu'nun halen yürütmekte olduğu görevinden dolayı olmasa gerek... Çünkü o iş hayatını halen "Coca-Cola Orta Avrupa, Avrasya ve Ortadoğu Grubu Başkanı" olarak sürdürüyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak eski TÜSİAD Başkanı Erkut Yucaoğlu'nu (kendisi herhalde "enerji" işinde çalışıyor), TRT ve Basından Sorumlu Devlet Bakanı olarak da RTÜK Yasası'nın "derin" partizanlarından Nuri Çolakoğlu'nu görüyoruz. Kabinede yer alıp da benim adını duyduğum son kişi "Vız vız Arı vız!.."cılardan Kemal Köprülü. Çocuk ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı olacak. Bu beş kişi (ve de Pişkinsüt) dışındakilerin isimlerini çıkartamadım; ama söylediğim gibi hepsi "özel sektör"den. ("Derin Türkiye" dedikleri bu sektör olmasın!) Arçelik Genel Müdürü Nedim Eskin'i Maliye Bakanı; Efes İçecekler Grubu Başkanı Muhtar Kent'i (ne alâkası varsa!) Dışişleri Bakanı; Kurtsan İlaçları yöneticisi Meltem Kurthan'ı (bunun alâkası var!) Sağlık Bakanı; "Üst düzey yönetici" Aslı Başgöz'ü (İşletme adı belirtilmediğine göre, herhalde şu sıralar işsiz) Ulaştırma Bakanı yapmışlar. Peki bütün bu işleri yapan, bu "teknokratlar hükümeti"ni kuran kim? Bu "proje" Korn Ferry International şirketinin Türkiye müdürü Şerif Kaynar'ın kafasından çıkmış. Adı geçen uluslararası şirket, "dünyanın en büyük "hend hunter", yani beyin avazı" şirketiymiş ve son olarak Meksika Cumhurbaşkanı Vicente Fox'un talebi üzerine Meksika hükümetine 500 bin dolar karşılığında "derin Meksika"dan çıkan 11 bakan bulmuş. İnanmayacaksınız belki ama, Şerif Kaynar, kurduğu "teknokratlar hükûmeti"ne kendisini de Turizm Bakanı olarak atamış! Bir ayrıntı daha: Meksika Cumhurbaşkanı Vicente Fox, cumhurbaşkanı olmadan önce, "Coca-Cola'nın Latin Amerika direktörü"ymüş. Bu bilgiyi edinince Cem Kozlu'nun niçin Milli Savunma Bakanlığı'na atandığını daha iyi anlamış oldum! Yani özetle: Tempolu hayatın tadı: Coca-Cola!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |