T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

K Ü L T Ü R

Yazılı basından medyaya

Ünlü gazeteci Bedii Faik'in 'Matbuat Basın derkeen.. Medya' adlı kitabında, Türk basının altmış yıllık bir kesitiyle birlikte önemli kalemlerinin portreleri de yer alıyor.

Türk basının gelişme evresi sayılan bir dönemde gazetecilik yapan Bedii Faik'in 'Matbuat Basın Derkeen...Medya' adlı eseri Doğan Kitap'tan çıktı. Yazarın kendi gazetecilik hayatını ve anılarını anlattığı kitapta, Türk basının 60 yıllık bir özetinin yanı sıra ünlü gazetecilerimize ait bilgiler, portler de yer alıyor.

Kitapta, Vatan, Cumhuriyet, Yeni Sabah, Tanin, Tasvir, Son Posta, Vakit, Son Telgraf, Hürriyet gibi bir kısmı tarih olan, bir kısmı da günümüzde de halen varlığını sürdüren gazeteleri işleyen Bedii Faik, dönemin ünlü gazetecilerinin meslek ve yaşam öykülerine dair ilginç bilgilere de yer veriyor.

Adı sporla özdeşleşen gazetecimiz Burhan Felek hakkında Beddii Faik şöyle diyor: "Güzel giyinen, güzel konuşan, güzel yazan, bir güzel adamdı. İstanbul efendiliğinin son örneklerinden de sayılabilir. İstanbul, özellikle doğup büyüdüğü Üsküdar, onda bir sevgiden çok tutkudur. Odasının kapısana 'Üsküdar dert dinleme ofisi' yazdırması, basit bir latife değildi."

İlk gençlik yıllarında ortaoyunu oynayan Burhan Felek'in, ellisinden sonra sigaraya başladığnı söyleyen Bedi Faik, onun politikadan çok fazla hoşlanmadığını ve bulunduğu ortamda ateşli politika konuşmaları olduğunu gördüğünde hemen hoş bir fıkra anlatmaya başladığını ancak, buna rağmen CHP'den hiç kopamadığını ifade ediyor:

"Genç yaşta katıldığı CHP'den kopamamış ve hep onun adayı olmuştu. O devirde Demokrat Parti gibi bir oy oburunun karşısında CHP gibi bir oy yokluğu mahkumunun adayı olmak ise, kaybı peşinen kabul etmekle eş değerdeydi. "

Kalın sesli ince adam

Bedii Faik'in, "O kadar çelimsiz ve ince bedenden, bu kadar kalın ve etkili bir ses çıkması, insanı hemen şaşırtır. Peyami Safa'ya ilk karşılaşmada, muhatabının ilgisini çekmeyi başaran birinci unsur bence sesiydi. Çiseleme beklerken birden boşanan sağanak gibi, damla umarken birden fışkıran musluk gibi, insanı irkilten bir sestir bu!" diye tanımlıyor Peyami Safa'yı.

Bedii Faik, ünlü yazarın kendisine en büyük düşman olarak ünlü bir şair olan Nazım Hikmet'i gördüğünü ifade ediyor. Nazım için, "Keşke Nazım'ın şairliği de komünistliğinin önünde olabiyseydi. Halbuki o, şairliğini komünizmin emrine sunmuş, ona uşak yapmıştır!" diyen Peyami Safa'nın yıldızının hiç barışmadığı bir diğer isim de Yahya Kemal'dir. Yazar, Safa'nın Yahya Kemal'e olan yaklaşımını ise şöyle anlatıyor:

"Yahya Kemal'den ise hep sevgisizce, hatta çoğu zaman insafsızca söz ederdi. O yıllarda yayımlanmış olan 'Sessiz Gemi' şiirini iyice diline dolamış, hele 'Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol' mısraı karşısında, 'Söyleyin Allah aşkına bir yolcuya kol salamak gibi bir deyimimiz var mıdır? El sallanır böylece kol ister istemez sallanmış olur! Bunu başkası yapsaydı, Yahya Kemal söylemediğini bırakmazdı ama kendinde kusur aramak hassası yok ki adamın!' demekten kendini alamamıştı."
Doğan Kitap / 0 212 677 06 20

BEDİİ FAİK KİMDİR?

Asıl adı Bedii Faik Akın olan yazar, 1921 yılında Bandırma'da dünyaya geldi. İstanbul Kabataş Lisesi'nde lise öğrenimini tamamladıktan sonra Tıp Fakültesine giren Bedii Faik, okulun bitmesine ramak kala doktor olmaktan vazgeçerek ticarete atılmaya karar verir. Ticaretteki tecrübelerinin meyvesini alacağı bir zamanda keskin bir u dönüşü yapıp gazeteci olmaya karar veren Faik, 1945 yılında Tasvir Gazetisi'nde yazarak gazeteciliğe adım atar. Bedii Faik'in Gazetecilikteki ününü ise nükteli fıkra yazıları sağladı. Tan, Milliyet, Yeni İstanbul ve Ulus gazetelerinde çalışan yazar, Falih Rıfkı Atay'la birlikte Dünya gazetesini yayımladı. 1949-1951 yılları arasında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin genel sekreterliğini yapan yazar, Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü sahibi. Efendime Söyleyeyim, Yalancı, Sam Amca'nın Evinde, Bir Garip Ada, O Biçim, İhtilalciler arasında Bir Gazeteci, Rusya'dan Notlar, Pablo'nun Gülüşü, Akıl Cumhuriyeti İsrail yazarın bilinen eserleri arasında bulunuyor.

 
Necat Aydoğan: Sanatımız kutsalın izinde
Suçıktı'da şâirler kendi şiirlerini okuyarak, hem ruhlarının vâridatını duydular, hem de diğer şâirlere ve Dursunbey halkına duyurdular.
Domuztepe bulguları arkeoloji dünyasında
Kahramanmaraş'taki Domuztepe Höyüğü'nde yapılan arkeolojik çalışmalar, yayınlanmaya hazırlanıyor. ABD California Üniversitesi'nden Prof. Dr. Elizabeth Carter ve ekibin tarafından 1993 yılından bu yana yürütülen çalışmayla Mezopotamya kökenli Halaf kültürüne ait bilgilere ulaşılan Domuztepe Höyüğü'nde elde edilen bulgular,arkeoloji dünyasına duyurulacak. Çalışmayla kazılarda gün ışığına çıkan arkeolojik öneme sahip bilgi ve bulgular ve geçen yıl ile bu yıl hazırlanan raporlardan yola çıkılarak hazırlanacak kitapla Domuztepe Höyüğü'ndeki bilimsel çalışmaların sonuçları arkeoloji dünyasının bilgisine sunulacak. Domuztepe Höyüğü'ndeki kazılarda, 7000 yıl öncesine tarihlenen bir insan iskeleti, kafaları koparılarak öldürüldükten sonra atıldıkları ve günümüzden 2500 yıl öncesine tarihlenen ve "ölüm çukuru" diye adlandırılan bir toplu mezar bulundu. Ayrıca, Halaf kültürüne özgü doğal boya kullanılarak motiflerle süslenmiş seramik parçaları, taş mühürler, doğal cam ve çakmak taşından yapılmış küçük aletler, boncuk ve kolye gibi süs eşyaları gün ışığına çıkarıldı. 20 hektar bir alanı kapsayan Domuztepe Höyüğü, Halaf kültürünün izlerini taşıyan Anadolu'daki en büyük höyükler arasında yer alıyor.
30 Temmuz 2001
Pazartesi
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED