T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

G Ü N D E M

EKONOMİDEN POLİTİKAYA SİNAN AYGÜN'LE SOHBET...
Sosyal patlama yolda

RÖPORTAJ: ALDÜLKADİR SELVİ
Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, IMF 1. Başkan Yardımcısı Stanley Fischer'in 'dalgalı kur'da ısrar etmesini sert bir dille eleştirerek, "dalgalı kurdan geri dönülmemesi demek bu ülkenin bir daha krize girmesi demektir" diye değerlendirdi. IMF ile yapılan 18. stand-by anlaşmasının da başarısızlıkla sonuçlandığını ileri süren Sinan Aygün, Fischer'in ekonomik krizden önce, çıpalı döviz sisteminden övgüyle söz ettiğini, bu kez ise dalgalı kurda ısrarlı olduğunu belirterek, "uygulanan kur, piyasaların döviz piyasalarının yabancılara veya büyük para spekülatörlerine teslim edilmesi demektir" dedi. IMF politikalarını eleştiren Aygün bu politikalarda ısrar edildiği takdirde esnafın ayak seslerinin yeniden duyulacağını söyledi.

Hükümetten umudunu kesen halkın yeni oluşumlara ilgi gösterdiğini belirten Sinan Aygün, halkın Recep Tayyip Erdoğan'ı bir umut olarak gördüğünü söyledi ve Tantan ile Gökçek'in de Yeni Oluşum'un içinde yer almasını istedi.

İşte Aygün'le ekonomiden politikaya kadar uzanan geniş kapsamlı söyleşimiz...

Fischer Ankara'ya geldi, görüşmeler yaptı. Hükümet dalgalı kurdan vazgeçmiyor. Öncelikle bu kararı nasıl karşılıyorsunuz?

Dalgalı kurdan geri dönülmemesi demek bu ülkenin bir daha krize girmesi demek. Sayın Fischer'in ne yaptığını anlamak mümkün değil. Ama şu var ki IMF İkinci Başkanı olarak hayırlı birşey yapmadığını biliyorum. IMF hayırlı birşey yapmıyor. Bundan önceki programda da çok iddialıydılar. Bundan kısa bir süre önce bu programın en başarılı yanı döviz kurunun çıpalı sisteme bağlanmasını gösteriyor ve bundan dolayı programı başarılı buluyorlardı. Aradan daha bir yıl geçmeden çıpalı sistem kötüdür, çıpalı sistem bu ülkeyi batırmıştır, şimdiki dalgalı sistem daha iyidir. Bence bu olayda bir tane doğru vardır, yanlış çok fazladır. Birinci programın yanlış olduğu görüldü, çöktü. İkinci programda uygulanan kur piyasalarının döviz piyasalarının yabancılara veya büyük para spekülatörlerine teslim edilmesi demektir.

Hükümetlerimiz IMF'e her defasında söz veriyor. IMF destekliyor, ama sonuç değişmiyor.

Tabii ki burada sıkıntılar her zaman halka çıkıyor. Siyasetçinin veya parlamentonun cebinden çıkan bir şey olmuyor. Onlar yine maaşlarını alabiliyor ama halk korkunç derece fakirleşiyor. IMF kurulduğu günden beri 89 ülkede bu programı uyguladı. 89 ülkenin 49'unda gayri safi milli hasıla yüzde 50 geriledi. IMF programına başlandığı gün kişi başına düşen milli gelir 3 bin dolar ise programın bittiği gün 1500 dolara düşüyor. Bırakın başka bir ülkeye gitmeyin, bizde 18 kez uygulanan bir program ve bu programda aksaklıkları düzeltmek için revizyon düşünülüyor. Ne düzeltilir, eğri olan yamuk olan düzeltilir.

Türkiye için bir sosyal patlama ihtimali var mı?

Bunu ben görmüyorum, Milli Güvenlik Kurulu konuşuyor. Türkiye'de sosyal patlama olabilir diyor. Sayın Başbakan da sosyal patlama yok diyor. Başbakan devalüasyon olmaz dedi, üç saat sonra devalüasyon oldu. Başbakan ülkenin durumu iyidir, ülke sıkıntıyı aştı dedi, otuz otuzbeş dakika sonra dolar 1 milyon 280 bin liradan 1 milyon 600 bin liraya çıktı. Başbakan Türkiye'nin gerçeklerini görmediği için halkla beraber olmadığı için onun bir kapalı kutusu var. Bir kapalı kutu Oran'da, bir kapalı kutu da Başbakanlık'ta. Tabii bir de Başbakan'ın sıhhati sözkonusu. Başbakanımız günde üç saat çalışıyor. IMF programlarının uygulandığı birçok ülkede sosyal patlama var. Halkı sokakta, polis asker çatışıyor. Endonezya Başbakanı uyurken aldı götürdüler.

O zaman uyumamak lazım.

Türk toplumu biraz daha farklı. Örfünden, adetinden ve İslamiyet'e olan inancından yardımlaşmayı sevap olarak gören, İslamiyet'in zekat ve fitre gibi müesseselerinden dolayı ve daha sıcak vicdani bir anlayışı olduğundan dolayı bu kadar sert yansımıyor.

ESNAF EYLEMLERİNİN İÇİNDE BULUNDUM

"Esnaf eylemlerinin içindeydim ben. Ordaki insanları gördüm, ürktüm, korktum, endişeye kapıldım. Bir esnafın, bir tüccarın ne kadar gerilmiş ki yerdeki kaldırımı söküp, yere atıp otuz parçaya bölüp, bu taşları polislere attığını gördüm. Tabii ki bu kabul edilebilir bir şey değildi. O anda dükkanı kapanmış, işyeri iflas etmiş, işsiz kalmış. Maalesef o olay oldu. Bir daha olur mu? Olmayacağına garanti yok. Biz esnafı dolaşıyoruz. Biz ne zaman yürüyeceğiz diyorlar. Yürüyelim artık yeter diyorlar. Tabii, esnafın ayak sesi kesin duyulacak. Ama o andaki haleti ruhiyeleri nasıl olur bu insanları bilemem. Toplumsal hareketler de, sosyal patlamalar da bir fay gibi büyüyüp geliyor. Zaten ondan önceki eylemlerde de üç beş kişi sitelerden yürümüşler, 105 kişi olmuşlar, caddeye çıkınca da 7 bin kişi olmuşlar. Halkı örgüt sayarsanız, vardır. Bugün gazetelere baktık Sayın Pişkinsüt'ü bile DSP'li Adalet Bakanı yasadışı örgütlerle aynı seviyeye getiriyor. Parti içi demokrasinin olmadığı bir ülkede, hangi demokrasiden sözedeceksiniz."

'Yeni Oluşum'a ihtiyaç var

Yeni oluşumlar sorunları çözecek mi?

Halkın bakışı, nasıl olsa bunlar bu ülkeyi bu hale getirdi. Yeni arayışların içindeki isimler yıpranmamış, bu ülkeye zarar vermemiş isimler. Ben halkın içinde bir insanım, nereye gitsem, nereye oy vereceğiz diye soruyorum. İnsanlar Tayyip Erdoğan diyor. Görebildiğim kadarıyla Tayyip Erdoğan nereye gitse, orayı ayağa kaldırıyor. Bir ilgi, bir özlem, bir alaka var. Kamuoyunda bir Tayyip olayı var. Bir umut haline geldi Erdoğan. Tayyip Erdoğan olur mu olmaz mı, başarır mı başaramaz mı? Erdoğan'ın İstanbul Belediyesi'nde yaptığı çalışmalar var. Çok başarılı, İstanbul'u İstanbul haline getirdi. Ama ülkede ne yapacak, deneyip görmek lazım.

Sizin adınız daha çok Süleyman Demirel'le birlikte geçiyor. Onun kuracağı yeni oluşum içinde yer alır mısınız?

Hayır, hayır. Benim Cumhurbaşkanı'na yakın olmam, onun bize yakın olmasından dolayıdır. Cumhurbaşkanı'yken, ATO'yu ziyaret etti, bizleri Köşk'e kabul etti. Ben ahde vefalı bir insanım, ayrıldıktan sonra da kendisini ziyaret ediyorum.

Demirel Ağustos'a kadar bekleyin diyor yakın çevresine.

Sayın Demirel ülkenin kötüye gittiğini görüyor. Daha da kötüye gideceğini biliyor. Bir gün kendisine bir görev düşeceğini hissediyor. Ama bu partide mi olur veya destekleyeceği bir şekilde mi olur, onu bilemiyorum.

Yeni Oluşumcular kamuoyu desteğini yakalayacaklarını söyleyerek geliyorlar. Böyle bir hava görüyor musunuz?

Tabii Tayyip Bey'in alacağı isimler çok önemli. Türkiye sevdalısı, geçmişiyle karanlık hiçbir şeyi olmayan, geçmişinde rejime, cumhuriyete, demokrasiye, laik ve Atatürk çizgisine karşı olmayacak kişilerle birlikte olursa, halk da mesajı algılarsa, bir eğilim bir cemaat partisi havasına dönüştürmezlerse, halk bunu algılar.

Yeni oluşumları nasıl karşılıyorsunuz?

Yeni yüzlere, yeni beyinlere, yeni insanlara ihtiyaç var. Şu anda halkla görüşemeyen, halktan uzak, halkın içine çıkamayan bir Başbakan var. Türkiye tüm kazanımlarını maalesef bu bir yılda kaybetti.

Yeni arayışları bu ortam mı zorluyor?

Tabii ki. İnsanlar ilerleyemiyor, insanlar can çekişiyor. Dört kişilik ailenin geçimi için 700 milyon lira gerekli. Siz kalkacaksınız 4 kişilik ailenin reisine 250 milyon maaş vereceksiniz.

Tantan ve Gökçek'in de bir yeni oluşum çalışması içinde oldukları söyleniyor. Siz nasıl görüyorsunuz?

Tantan, bu ülkede bir sembol olmuş, dürüstlüğün sembolü olmuş, yolsuzlukla mücadelenin sembolü olmuş. Ama Erdoğan hareketi Tantan'a daha rahat hareket etme imkanı sağlayacaktır. Sayın Gökçek ise kendi partisini kuracağını söyleyerek çıktı. Daha sonra Erdoğan'ın kendi arkadaşı, kardeşi olduğunu, Erdoğan'ın yasağının kalkması durumunda onunla birlikte olacağını söyledi. Erdoğan'ın da 'Gökçek bizim kardeşimizdir, kapımız ona herzaman açıktır' diye mesajları oldu. Tabii ki Sayın Gökçek'in herhalde Saadet Partisi'ne bu saatten sonra gitmesi fazla mümkün görünmüyor. Erdoğan'la beraber olması kendisi açısından, hem de kurulacak partisi açısından, Sayın Gökçek'in bir potansiyeli vardır, olumlu olur.

Yeni oluşumların sağda ya da solda, halkın umudu olacağına inanıyorum. Güvenen, inanan bir halkın destek verdiği bir siyasi parti kesinlikle başarılı olur.


 
Türkiye böyle battı
Sayıştay denetçisinin yaptığı araştırmada, halka fatura edilen milyarlarca dolarlık görev zararının yüzde 40'ının sahte ve yolsuzluk ödemelerinden oluştuğu anlaşıldı.
Güler Kömürcü: Ankara Çağlar'ın parasını getirmiyor Güler Kömürcü, Çağlar'ın sahibi olduğu İnterbank'tan boşaltılıp İngiltere'de bir bankaya yatırılan 400 mailyon doların geri verilmesi için Ankara'nın ağır davrandığını yazdı.
Etibank'ta yeni bir çete
Tunceli'de durum sakin
Munzur Festivali sırasında "Bahçeli'ye teşekkür" pankartının indirilmesi ve jandarma komutanının aracının taşlanmasıyla başlayan gerginlik sona erdi. Kamer Genç, "Yabancı uyruklular sabote etti" dedi
Gurbetçiler rüşvetten dertli
Fındığa hücum var
İş bulma umuduyla çok sayıda insan başta fındık olmak üzere mercimek ve nohut toplamak amacıyla Diyarbakır'dan batı illerine akın ediyor.
G.Saray'da 'zılgıt' gözaltısı
Cezaevindeki hükümlü ve tutuklulara baskı yapıldığını iddia eden bir grup, basın açıklaması yapmak isterken gözaltına alındı. Tutuklu-Hükümlü Aileleri ve Yakınları Derneği (TUHAD) üyesi 17 kişilik bir grup, Galatasaray Lisesi önünde basın açıklaması yapmak istedi. Polisin izin vermemesi üzerine yazılı açıklama dağıtan grup, daha sonra, "zılgıt" çekerek yürümeye başladı. Bu sırada müdahale eden polis, 17 kişiyi gözaltına aldı.
Avukat Ersin'e otopsi istendi
Kilyos'ta denize düşerek hayatını kaybeden Albayrak Şirketler Grubu ve gazetemizin avukatlarından Vildan Ersin'in ailesi, otopsi yapılmasını istedi. Vildan Ersin'in ağabeyi Tahir Ersin, kardeşinin ölümü ile ilgili jandarmadan ve savcılıktan tatmin edici bir bilgi alamadıklarını söyledi. Ailesi ve avukat arkadaşlarının başvurusu üzerine Sarıyer Cumhuriyet Başsavcılığı, Vildan Ersin'e otopsi yapılması talimatını Adli Tıp Kurumu'na gönderdi. Yaklaşık üç yıldan beri Albayrak Şirketler Grubu ve Yeni Şafak gazetesinin avukatlığını yapan Ersin'in cenazesi bugün yapılacak otopsiden sonra memleketi olan Trabzon'un Of ilçesine götürülerek, aile kabristanlığında toprağa verilecek.

30 Temmuz 2001
Pazartesi
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED