|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkiye'de siyasetin geleceğine ilişkin, sayısız soru var.. Bunlardan bazılarını hatırlatalım.. -Bu kadar başarısız bir iktidar nasıl oluyor da hâlâ ayakta duruyor? Ülkeyi erken bir genel seçime götürmek imkânsız mı?.. -İMF'nin ekonomik yeniden-yapılanma programı ile birlikte, bir de "Temiz ve şeffaf bir ülke" sloganı ortaya atılmıştı.. Son gelişmeler, temizliğin rafa kaldırıldığını mı işaret ediyor? -Siyasette doğan boşluğu doldurmaya aday görülen Tayyip Erdoğan'ın "Yenilikçiler"ine karşı, merkez-sağ ve merkez-solda, yeni partiler çıkacak mı? -MHP'nin bu koalisyon ortaklığı dolayısı ile, seçmeninin ve kendi tabanının büyük bölümünü kaybettiği kesin biçimde görülürken, Bahçeli neden koalisyonda kalmak için her tavizi veriyor?.. Böyle pekçok soru var gündemde.. Önümüzdeki hafta yapılacak olan ANAP Büyük Kongresi, bu ve benzer soruların cevaplarına dönük ilk işaretleri verebilir.. ANAP'ın geleceğine ilişkin de, adeta kesin olan bazı veriler önümüzde.. Örneğin, Mesut Yılmaz, bu Kongre'de yeniden Genel Başkan seçilirse, ANAP'ın önümüzdeki ilk seçimde barajın altında kalacağı ve hatta HADEP'in altına düşeceği, kesine yakın biliniyor. Bunun sebepleri belli.. Öncelikle Mesut Yılmaz ve dolayısıyla ANAP, geçmiş 10 yılda başarısız oldular.. Şu anda ANAP, eskisi gibi "Değişim"in, "Büyüme"nin, "Dünya Rekabetine Açılma"nın partisi değil.. ANAP, krizleri, yolsuzluk dosyalarını, statükoyu ve ayıplı-işbirliklerini temsil ediyor.. Bir başka mesele de şu.. Özal-sonrası dönemde, ANAP'ın temel stratejisini değiştiren Mesut Yılmaz, kendisi başarılı ve üretken olmak yerine, en önemli rakibi Çiller'i kirletip, yıpratmak politikasını seçmişti.. Bunun için kartelci medya ve derin devletle, ayıplı işbirliklerine girdi.. Amacına ulaştı da.. Çiller, inanılmaz bir karalama ve yıpratma kampanyasına hedef oldu.. Ancak, şimdi iş tersine çalışıyor.. Mesut Yılmaz şu anda, Çiller'den daha çok yıpranmış ve şaibe iddialarının, doğrudan hedefi olmuş konumda.. Her türlü iddianın ve kokuşmuşluk söylentisinin ucu, şu ya da bu şekilde Mesut Yılmaz'a dayandırılıyor.. Belki bunların çoğu asılsız.. Ama Mesut Yılmaz'ın siyaset hayatımıza yeniden getirdiği "çamur at-izi kalır" stratejisi, şimdi bir bumerang gibi, Mesut Yılmaz'ın kendisini, ensesinden vurmuş durumda.. Bütün bu gerçeklerin ışığında, ANAP'ın yine Mesut Yılmaz'la yola devam etmesi, sade bu partinin yok olmasını değil, merkez-sağın büyük ölçüde Tayyip Erdoğan'ın Yenilikçiler"ine kaymasını da getirecek.. Yani ben Tayyip Erdoğan'ın yerinde olsam, Mesut Yılmaz'ın yeniden genel başkan seçilmesi için, dualar ederdim.. Belli ki ANAP küçüldükçe, Yenilikçiler büyüyecektir. Üstelik eski Fazilet'in etki alanı dışındaki bir tabanı alarak "dar çevre siyaseti"nin dışına kolayca çıkacaklardır.. Ben ANAP delegesi olsaydım, hakkında hiçbir şaibe olmayan, gerçekten öz-ANAP'lı Lütfullah Kayalar'a oy verirdim. Böylece hem ANAP kurtulurdu, hem de merkez-sağdaki tehlikeli boşluk ihtimali devre dışı kalırdı.. Bakalım, ANAP delegeleri ne düşünüyor?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |