|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Siyaset, her şey demek değil. Ama Türkiye'de siyaset, her şey: Din de, sanat da, kültür de, düşünce de velhasılı hayat da büsbütün siyasete indirgenmiş durumda. Dini merkeze alanlarla, dini hayatlarına yaklaştırmadıklarını söyleyenlerin buluştukları en önemli ortak nokta burası: Siyaset, her şey demek. Bu ne demektir, ne kadar vahim bir şeydir, biliyor musunuz? Her şeyin siyasete indirgenmesi, bu ülkede hiçbir şeyin yapılamayacağının, yapılmak istenmediğinin, ne yapılacağının bilinemediğinin açıkça söylenmese de zımnen ve fiilen kabul edilmesi demektir. En karşıt gruplar, kesimler, partiler arasında bu açıdan bir fark yok: Hepsinin dayandıkları zihniyet aynı: Kemalisti de, İslamcısı da, dinlisi de, dinsizi de herşeyi siyasete kilitlemiş ve dolaysıyla bitirmiş durumda. Söyleyecek bir şeyleri olanlar, işe siyasetten başlamazlar; başlayamazlar. Siyaset, yapılacak işlerden sadece birisidir. Hayat, siyaset demek değil. Siyaset de hayat demek değil. Eğer bir şey söylenecekse hayat/insan esas alınmalı, hayata/insana bakılmalı. Bu ülkede insanın hiçbir kıymeti harbiyesi yok. İnsanı önemsemediler. Hep kendilerini, sadece kendilerini önemsediler. Çünkü "yalnızca kendileri anlıyordu" bu işten; anahtar kendileriydi ve kendilerindeydi. İnsanla değil, yığınla ilgilendiler o yüzden. Nitelikle değil; nicelikle. Hal böyle olunca eskiler ve yeniler arasında tercih yapmaya zorlanmak; baştan oyunu kaybetmek demektir. Yeni denen şey nedir ki? Yeni, yenilir yutulur, elle tutulur bir şey midir? Siyaset, bir imar, bir tamir ameliyesidir. Siyaset, icat ve inşa ameliyelerini ıskalıyorsa, o siyasetten bir şey çıkmaz; hüsrandan; anlamsız kavgalardan ve kapışmalardan başka. Oysa bu ülkede ve dünyada varolabilmemiz, bu ülkeye ve bu dünyaya bir şeyler söyleyebilmemiz için, neyi, nasıl söylememiz gerektiği sorununu hal yoluna koyabilecek bir öz-güvene, birikime, deneyime, heyecena ve ruha sahip olmamız gerekir. Neyi, niçin ve nasıl reddettiklerini bilemeyenler; neyi, niçin ve nasıl hatırlamaları ve hatırlatmaları gerektiğini de bilemeyecekleri için ne söylemeleri, söyleyecekleri şeyi nasıl söylemeleri gerektiğini de bilmiyorlar demektir. Evet her şey siyaset demek değil. Siyasetten önce ve siyasetin önünde hayat denen bir şey var. İnsanı merkeze almıyorsanız, almamışsanız, herşeyi siyasete indirgemişseniz, hayatı zehir edeceğinizi baştan bilin. Siyaset, bir din değil; bir amaç değil; bir enstrüman ve bir imkan. İnsana yatırım yapmamışsanız; insanın; iyi, ahlaklı, kişilikli, ilkeli, yetenekli insanın hayatiyetini kavrayamamışsanız bırakınız yaptığınız siyasetin bir anlamı olup olmadığını; yaşamanızın da bir anlamı olduğunu kavrayamamışsınız demektir. Bu ülkenin yeniden hayata dönebilmesi ve hayatiyetine kavuşabilmesi için, öncelikle yetişmiş, heyecanlı, coşkulu, dürüst, kişilikli beyinlere ihtiyacı olduğu gerçeğini kavramak kaçınılmazdır. Eğer bu hayati gerçeği kavrayamamışsanız, geleceğin asla sizin olamayacağını, dolayısıyla bu ülkenin bir geleceği olmayacağını bilin. Not: Bu yazı, bir iki yıl önce bu sütunda yayımlanmıştı. Şu an yaşamakta olduğumuz süreci iyi açıkladığını düşündüğüm için yeniden yayımlama ihtiyacı hissettim.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |