T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

G Ü N D E M

Erdoğan'a yasak yok

Diyarbakır DGM Hakimi Yücesoy, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki mahkumiyet kararının ortadan kalktığını bildirdi. Yücesoy, muhalefet şerhinde, 312'deki değişikliği neden gösterdi.

Diyarbakır DGM, AK Parti lideri Tayyip Erdoğan'ın TCK 312. maddeden aldığı mahkumiyetin adli sicilden silinmesi yönündeki başvurusunu 1'e karşı 2 oyla reddetti. Hakim Ali Haydar Yücesoy, muhalefet şerhinde 312'deki değişikliğin mahkumiyet kararını neticeleriyle birlikte ortadan kaldırdığını belirtti.

Kararı Yargıtay verecek

Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın TCK 312. maddeden aldığı mahkumiyet kararının adli sicil kaydından silinmesi yönündeki başvurusuna olumsuz cevap verdi. Red kararı oy çokluğuyla alınırken, DGM'nin red cevabıyla ilgili son kararı Yargıtay verecek. Erdoğan'ın avukatı Hayati Yazıcı, DGM'nin 312'de yapılan değişikliği görmezden geldiğini belirterek, "Bir üst mahkemeye itiraz edeceğiz" dedi.

Diyarbakır 3 No'lu DGM, Erdoğan'ın avukatı Hayati Yazıcı'nın 29 Temmuz tarihinde TCK'nın 312. maddesini yeniden düzenleyen 4744 sayılı yasaya göre, TCK'nın 2. ve 3682 sayılı Adli Sicil Yasası'nın maddeleri uyarınca, "Adli sicildeki mahkumiyet kaydının kaldırılması ve terkinine karar verilmesi talebi" ile ilgili dilekçesini karara bağladı.

Avukat Yazıcı talep dilekçesinde, Recep Tayyip Erdoğan hakkında mahkemenin 1998/36 ve 96 sayılı kararıyla TCK'nın 312/2 maddesinde tanımlanan suçtan 10 ay hapis ve 716 milyon lira para cezasıyla cezalandırdığını ve bu kararın Yargıtay'ca onaylandığını hatırlattı. Bu cezanın infaz edilip adli siciline işlendiğini ve 19 Şubat 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4744 Sayılı Yasayla, TCK'nın 312. maddesinin 2. fıkrası ve 1. cümlesinin tamamen kaldırılarak, bu maddedeki suça yeni düzenleme getirildiğini kaydeden Yazıcı, bu suça ilişkin bilgilerin Adli Sicil Yasası'nın 8. maddesi uyarınca "adli sicilden çıkartılmasına" karar verilmesini talep etti.

Suç ortadan kalkmadı

Mahkeme ise kararında, Erdoğan hakkında mahkemenin aldığı kararın TCK'nın 2/1-3 maddesi anlamında bir değişiklik söz konusu olmadığından Adli Sicil Yasası'nın son maddesi uyarınca, söz konusu kayıt bilgilerinin adli sicilden çıkartılması talebinin de reddine karar verdi.

Çelişkili karar

Erdoğan'ın avukatı Hayati Yazıcı, DGM'nin verdiği kararı çelişkili ve yanlış olarak değerlendirdi. DGM kararının TCK 312'de yapılan değişikliği yok saydığını ifade eden Yazıcı, "Kararda Yargıtay yolu açık deniyor. Ancak evrak üzerinden verilen karara karşı bir üst mahkemeye itiraz hakkı var. 3 nolu DGM'nin kararına karşı nereye itiraz ediliyorsa o yapılacaktır" dedi.

'Haklarla ilgili bir sonuç doğurmaz'

AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, Diyarbakır DGM'nin kendisi hakkında verdiği son kararla ilgili yeterli bilgiye sahip olmadığını belirterek, "Arkadaşlarımızın mahkemeye yaptığı başvuru oy çokluğuyla reddedilmiş. Konunun detayını bilmiyorum, inceliyoruz. Zannediyoruzm haklarla ilgili bir sonuç doğurmaz" dedi.

Ankara'dan İstanbul'a gelişinde dün Atatürk Havalimanı'nda gazetecilerin sorularını cevaplandıran Erdoğan, AB uyum yasalarının birinci maddesi olan idamın kaldırılması ile ilgili madddenin oylanması sırasındaki tavırların liderler zirvesindeki tutumları ile aynı olduğunu söyledi.

İdamın kaldırılması

Bugünde yine aynı noktada olduklarını ifade eden AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan şöyle dedi:

"Bugün TBMM'deki oylama sırasında verdiğimiz önerge ile idam cezası ile ilgili maddeyi paketin dışına çıkartalım. Bunun dışındaki herşeyi zaten destekliyoruz dedik. Fakat sadece ölüm cezasının kaldırılması konusunu dışarı çıkartalım. Burada Anayasal güvence yok. Kanunla getirilen bu değişikliği ise bir güvence olarak görmüyoruz. 'Üçte iki' diyorlar bu üçte iki bir kanuni değişkilik.Yasaldır. Yine bir yasa değişikliği ile bu kolayca ortadan kaldırılabilir. Dolayısıyla bir kritik manevra ile böyle bir adım atıldı. Bunun dışındaki diğer maddelere zaten arkadaşlarımız olumlu yaklaşıyorlar."

Çiller'in iki türlü seçim önergesi

DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'in iki türlü seçim önergesinin hatırlatılması üzerine de AK Parti lideri Erdoğan, "Bu önerge mecliste kabul görür mü görmez mi bilemiyoruz. Bizim siyasi partiler kanunu ve seçim yasası geneli üzerine endişelerimiz vardı. Öncelikle demokrasiyi iyi anlamak iyi kavramak gerekiyor "dedi.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------

MÜT. NO.: 2002/92

KARŞISINDA TCY'NİN 2. MADDESİNİN 1. FIKRASI 3. CÜMLESİ HÜKMÜ GEREĞİNCE, İCRASI VE YASAL NETİCELERİYLE BİRLİKTE KALKTIĞI HUSUSUNUN KABUL ve TESPİTİNE İLİŞKİN TALEBİN REDDİNE,

TCY'nın 2/1-3 Maddesi anlamında bir değişiklik sözkonusu olmadığından, 368 Sayılı Adli Sicil Yasası'nın 8/Son Maddesi uyarınca, sözkonusu mahkumiyete ve bu mahkumiyetin infazına ilişkin kayıt bilgilerinin adli sicilden çıkartılması TALEBİNİN DE REDDİNE,

Dosya üzerinden, Üye Hakim Ali Haydar YÜCESOY'un muhaletefiyle OY ÇOKLUĞUYLA, mütalaaya uygun olarak, Yargıtay yolu açık olmak üzere karar verildi.
01.08.2002

BAŞKAN 29554 ÜYE 29611 ÜYE 30850 Z.K.95

MUHALEFET KARARI GEREKÇESİ:

YASA DEĞİŞİKLİĞİNE, TCY'NIN 2. MADDESİNE ve ADLİ SİCİL YASASI'NIN 8/SON MADDESİNE İLİŞKİN DEĞERLEND İRMEMİZ:

Mahkememizin ilgili hükmünde uygulanan TCY'nın 312. maddesinin 2. fıkrası 1. cümlesi hükmü şöyleydi:

"Halkı, sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek, kin ve düşmanlığa açıkça tahrik eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve (....) liradan (.....) liraya kdar ağır para cezası ile cezalandırılır."

Yasa değişikliği öncesinde (hüküm tarihi itibarıyla da) yürürlükte olan, TCY'nın 312. maddesinin 2. fıkrası 2. cümlesi hükmü ise şöyleydi:

(Bu hüküm, bir önceki hükümde düzenlenen suçun, ağırlaştırılmış (nitelikli-mevsuf) halini tanımlamakta ve ceza artırımını öngörmektedir.)

"Bu tahrik, umumun emniyeti için tehlikeli olabilecek bir şekilde yapıldığı takdirde, faile verilecek ceza üçte birden yarıya kadar artırılır."

MÜT: NO: 2002/92

2476 Sayılı ve 19.02.2002 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla yürürlüğe giren ve halen yürürlükte olan, 4744 Sayılı Yasa'yla değişik TCY'nun 312. maddesinin 2. fıkrası hükmü de şöyledir:

"Sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak, halkı birbirine karşı kamu düzeni için tehlikeli olabilecek bir şekilde, düşmanlığa veya kin beslemeye alenen tahrik eden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir."

Bu yasa değişikliğiye, dosyamız sanığına uygulanan (önceki) TCY'nın 312. maddesinin 2. fıkrası 1. cümlesi hükmü kaldırılmış, ilga edilmiştir.

T CY'nın 312 maddesinin 2. fıkrası hükmü, yürürlükte olan son haliyle, değişiklikten önceki TCY'nın 312. maddesinin 2. fıkrası 2. cümlesi hükmünde tanımlanan suç tipine isabet etmekte, ancak bir unsur değişikliğini de içermektedir.

(Önceki) TCY'nın 312. maddesinin 2. fıkrası 2. cümlesi hükmü, "bu (halkı, sınıf, ırk, mezhep veya bölge farklılığı gözerek, kin ve düşmanlığa açıkça) tahrikin, umumun emniyeti (kamunun güvenliği) için tehlikeli olabilecek bir şekilde yapılmasını" nitelikli suç olarak tanımlamaktayken; (sonradan yürürlüğe giren) TCY'nın 312. maddesinin 2. fıkrası hükmü, "aynı farklılıklara dayanarak, halkı birbirine karşı kin ve düşmanlığa açıkça (alenen) tahrikin, kamu düzeni için tehlikeli olabilecek bir şekilde yapılmasını" suç olarak tanımlamıştır.

Bu duruma göre; aynı fıkranın 1. cümlesinde yeralan hüküm ilga edilmiş, aynı fıkranın 2. cümlesinde yeralan suçun nitelikli, mevsuf, ağırlaştırılmış hali, (suç unsurlarından birinde yukarıda belirtilen değişiklik yapılarak) tek fıkra biçiminde yürürlüğe konulmuştur.

Yasa koyucu iradesinin, özellikle, (talepçi hakkında da uygulanan) TCY'nın 312. maddenin 2. fıkrasının 1. cümlesi hükmü ilga ederek, (kamu düzeni için tehlike doğurmadıkça) düşünceyi ifade etme ve yayma özgürlüğüne daha geniş olanaklar tanımak olduğu anlaşılmaktadır.

TCY'nın 2. maddesinin 1. fıkrası 2 ve 3. cümleleri hükümleri şöyledir:

"... İşlendikten sonra yapılan kanuna göre cürüm ve kabahat sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandıralamaz /Eğer böyle bir ceza hükmolunmuşsa icrası ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar."

TCY'NIN 2. Maddesinin 2. Fıkrası hükmü ise şöyledir:

"Bir cürüm veya kabahatin işlendiği zamanın kanunu ile sonradan neşrolunan kanunun hükümleri birbirinden farklı ise failin lehine olan kanun tatbik ve infaz olunur."

Olayımızda TCY'nın 2. maddesinin 2. fıkrası hükmünün uygulanması yeri yoktur. Zira, yukarıda "Yasa değişikliği değerlendirmesi" bölümünde de açıklandığı üzere, Yasa Koyucu, dosyamız sanığına da uygulanan (önceki) TCY'nın 312. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi HÜKMÜNÜ yürürlükten kaldırmayı, bu hükümde düzenlenmiş fiili suç olmaktan çıkarmayı amaçlamıştır.

TCY'nın 2. maddesinin 2. fıkrası suçun işlendiği zamanda yürürlükte olan yasa hükmünde suç olarak tanımlanan ve cezalandırılan fiilin, sonradan yürürlüğe giren yasa... hükmünde de cezalandırılması gerekmektedir. Burada ifade edilen, her iki yasal düzenlemede öngörülen farklı yaptırımlardan (cezalardan) lehe olanının sanığa uygulanacak olmasıdır.

(Önceki) TCY'nın 312. maddesinin 2. fıkrası (1. ve 2. cümlelerinde); nitelikte aynı nicelikte ise farklı, basit ve mevsuf olmak üzere iki ayrı suç tipini düzenleyen, bağımsız (kaynaşmamış), ayırt edilebilir hükümleri içermektedir. Bu iki cümle hükmü, aynı nitelikte de olsa unsurları değişen, farklı fiileri cezalandırmaktadır.

Ceza yasaları, suç oluşturan fiilerin tanımı unsurlarıyla birlikte bir bütün olarak ve (diğer suç oluşturan fiillerle karışıklığa yol açmadan) yapar. Fiile bağlı suç tanımı yapan ve sonuçta yaptırımı belirleyen, her yasa tümcesi, ayrı bir hükümdür.

Nitelikte aynı, ancak nicelikte farklı suçların bir kısım unsurlarının ortak olması, yaptırımlarının miktar ve oranlarının birbirlerine bağlı biçimde saptanması, ayrı suçları (ayrı suç hükümlerini) oluşturmaları gerçeğini değiştirmez.

Yapılan yasa değişikliğiğiyle, uygulanan (önceki) TCY'nın 312/2-1 maddesi kapsamında nitelenen ve bu niteliği kesinleşmiş hüküm nedeniyle tartışılamayacak olan dosyamız konusu fiil, suç olmaktan çıkarılmış mıdır? Daha doğrusu, artık suç sayılmamakta mıdır? Öncelikle yanıtlanması gereken soru budur.

Yasa koyucu düşünceyi ifade etme ve yayma özgürlüğü sınırlarını genişletme saikıyla, sözkonusu düzenlemeyi yapmıştır. Yeni düzenlemeye göre; belirtilen farklılıklardan hareketle halkı alenen tahrik edenlerin sözleri, sonuç itibariyle (hangi nitelikte olursa olsun) "tehlike olasılığı yaratmıyorsa" artık suç sayılmayacaktır.

Dosyamız sanığının mahküm olduğu (önceki) TCY'nın 312/2-1 maddesindeki suç ise, "fiilin (herhangi bir şekilde) tehlike olasılığı yaratması" unsurunu içermemektedir.

312'deki değişiklik

Sanık (önceki) TCY'nın 312/2-2 maddesinden mahküm olmamıştır. (Ki, fiili buraya uysaydı, ek savunmasının alınması sonrasında, bu maddeden mahküm edilmesi gerekirdi.) (Önceki) TCY'nin 312/2-2 Maddesi hükmünden mahkumiyet kurulmuş olsaydı; bu hüküm ile yeni düzenlenen TCY'nın 312/2 maddesi hükmü, (diğer benzer unsarların yanı sıra) "farklı tehlike nitelemesiyle de olsa" "Tehlike olasılığı yaratması" unsurunu da taşıdıklarından, "aynı fiille ilgili, farklı suç tanımlaması yapıldığından ve yaptırım saptandığından" sözetmek mümkün olacaktı.

TCY'nın 2. maddesi; önceki hükümle suç kabul edilen fiilin (eylemin, sözlerin), yürürlüğe giren yeni hükme göre, artık suç sayılmaması durumunu aramaktadır. Yasa Koyucu burada, "İşlendikten sonra yapılan kanuna göre cürüm veya kabahat olmaktan çıkarılan fiil" tanımı yerine "...cürüm veya kabahat sayılmayan fiil" tanımını getirerek, uygulama alanını, "suç fiillerinin tüm unsur ve koşullarını kapsayan tam ilgalarla" sınırlamak istememiştir.

Bu nedenlerle, dosyamız mahkumiyetine konu fiili; TCY'nın 2. maddesinin 1. fıkrası 2. ve 3. cümleleri hükümleri anlamında "işlendikten sonra yapılan kanuna göre cürüm veya kabahat sayılmayan fiilerdendir."

TCY'nın 2. maddesinin 1. fıkrası 3. cümlesi olayımıza uygulanabilir mi? Yani, işlendikten sonra yürürlüğe giren yasaya göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı verilmiş cezanın icrası ve yasal sonuçları kendiliğinden kalkacak mıdır?

Söz konusu ceza hükmü; 21.04.1998 Tarihi'nde verilmiş, 23.09.1998 Tarihi'nde Yargıtay'ca onanıp kesinleşmiştir.

Ceza hapis ve ağır para cezasıdır. Bu cezanın infazı ise hapis cezası yününden 20.01.2000 bihakkın tahliye tarihi itibarıyla, ağır para cezası yönünden ise 24.111998 tahsil tarihi itibarıyla yerine getirilmiştir.

Yeni yasal düzenlemenin yürürlük tarihi ise 19.02.2002 tarihidir.

Asli cezaları infaz edilmiş cezanın/cezaların, artık "icrasının kendiliğinden kalkacağından" sözedilebilir mi?

İnfazdan kaçmadı

"İcra", infaz sonrası süreçteki yürürlüğü de kapsayan, ifade eden bir terimdir. Yasa koyucu, suç ve ceza terminolojisi yönünden, eğer infaz hukukunun kendine özgü anlam ve sonuçları olan "infazı" kastetmek niyetinde olsaydı, doğrudan "infazın kalkacağından/daha doğrusu durdurulacağından" sözederdi.

Yasa koyucu amacını kuvvetli bir şekilde vurgulamak, ortaya koymak için, "cezanın icrası ve yasal sonuçlarının kendiliğinden kalkacağını" birlikte ifade etmiştir.

Çünkü, (infazdan kaçmamış) asli cezası infaz olunmuş kişilerin de, hapis ve/veya para cezaları infaz olunmasına karşın, "cezalarının icrasının ve yasal sonuçlarının kalkmasında" her koşula hukuki yarar sahibidirler.

Ayrıca, TCY'nin 2/1-3 Maddesi, "(işlendikten sonra yapılan kanuna göre cürüm veya kabahat sayılmayan bir fiilden dolayı) hükmolunan cezanın icrası ve kanuni neticelerinin kendilerinden kalkacağını" bildirirken, "asli cezaların infaz olunmasıyla, bu Yasa hükmünün uygulanamayacağına" ilişkin istisnai hüküm içermemektedir.

Asli cezalar yönünden infaz edilmiş olsalar dahi, cezaların icrasının (yürürlüğünün) en önemli sonuçlarından biri de, başka yasal sonuçlar da doğuran, sabıkadaki (adli sicildeki) suçluluk/hükümlülük kaydının geçerliliğini korumasıdır.

Yasa Koyucusu'nun iradesine koşut olarak, yürürlüğe konan yeni yasal düzenlemeyle, geçmişte suç kabul edilen fiil artık suç kabul edilmediğine göre, başta suçluluğa/hükümlülüğe ilişkin olan ve yasal sonuçlarının yürürlüğü devam eden adli sicil kaydının çıkartılması, silinmesi gerekir.

Nitekim, 3682 sayılı Adli Sicil Yasası'nın 8/Son maddesi, (infaza, zamana bağlı koşul ve sınırlamalar getirmeden) "kanunlarda yapılacak değişiklikler sonucu suç olmaktan çıkarılan (...) suçlarla ilgili bilgiler, Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'nce re'sen adli sicil kayıtlarından çıkarılır" hükmünü getirerek, "kanunlarda yapılan değişiklik sonucu suç olmaktan çıkarılmış olma" koşulunun gerçekleşmesi durumunda, asli cezaları infaz edilmiş olsalar da bu suçlara ait bilgilerin adli sicilden çıkartılmasını emretmiştir.

"Suç olmaktan çıkarılma" ve "suç sayılmama" durumlarının farklılık gösterdiği de gözardı edilmemelidir. "Suç olmaktan çıkarılma" kesin, mutlak ilgaları ifade ederken, TCY'nın 2. Maddesi'ndeki "suç sayılmama" durumu ise, yargısal değerlendirmeye ihtiyaç duyulan durumları anlatmaktadır.

Siyasi Partiler Yasası

Sonradan yapılan yasa değişikliği kapsamına göre, hakkındaki hüküm kurulmuş fiilin artık "suç sayılıp-sayılmayacağını", (iade-i muhakeme yasa yolu işlemeyeceğinden) öncesi yargılamayı yürütmüş mahkemenin, kesinleşmiş yargılama dosyası üzerinden değerlendirilip tespit edilmesi gerekir.

Cezanın diğer icrası (yürürlüğü) ve yasal sonuçlarının neler olabileceğinin; asli cezaların infazından sonra, TCY'nin 2/1-3 Maddesi'nin uygulanmasıyla doğan hukuki yararın ortaya konması açısından yarar vardır:

Anayasa'nın 76. Maddesinde "...ideolojik (...) eylemleri TAHRİK ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler" hükmünü içermektedir.

2802 Sayılı Siyasi Partiler Yasası'nan 11/2 b-5 Maddesi, 2839 Sayılı Milletvekili Seçim Yasası'nın, 11 f-3 Maddesi, 2972 Sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Yasa'nın 9. Maddesinde de; "affa uğramış olsalar bile (...) TCY'nin 312. Maddesi'nin ikinci fıkrasında yazılı suçlardan mahkum olanlar (...) siyasi parti üyesi/milletvekili, belediye başkanı, il genel ve belediye meclisleri üyesi seçilemezler" biçiminde hükümler yeralmaktadır.

TCY'nin 2. Maddesinin 1. Fıkrası 1 ve 2. Cümleleri hükümlerinin, aftan farkı nedir?

Bu Yasa hükmünün uygulanmasıyla, yeni (son) düzenlenen yasal düzenleme çerçevesinde, Yasa Koyucu'nun yeni beliren iradesine koşut olarak, fiilin suç olmaktan çıkmasıyla, bireyin suçsuzluğu geriye doğru yürürlük kazanarak vücut bulmaktadır.

Afta ise, suç olduğu kabul edilen fiilin, suç olmaktan çıkarılması sözkonusu değildir. Belirli bir dönem içinde işlenmiş, belirli tipteki suçlar cezalarının infazının uygulanmaması, bağışlanması vardır. Yoksa, aftan yararlanan suçu işlediğinin sabit olduğu hususu tartışma konusu değildir. Ancak af yasaları, belli veya bütün yasal sonuçların da ortadan kalkacağına dair özel hükümler içerebilir.

Sonuç

Sonuç olarak, kesinleşmiş kararla niteliği tartışmasız olan dosyamız konusu fiilin; TCY'nin 2. Maddesinin 1. Fıkrası 2 ve 3. Cümleleri hükmü anlamında, "işlendikten sonra yapılan yasaya göre cürüm ve kabahat SAYILMAYAN, buna bağlı olarak cezasının icrası ve yasal sonuçları KENDİLİĞİNDEN kalkacak bir fiil olduğunun; (önceki yasal düzenlemeye göre suç niteliğini belirleyen Mahkememizce, mevcut tamamlanmış yargılama dosyası üzerinden) kabül ve TESPİTİNE karar vermek gerekirdi.

Sözü edilen Yasa hükmünün yasal sonuçları ise, kendiliğinden/ re'sen doğmak durumundadır. Yasanın hükmü amirdir.

Açıklanan gerekçeler ışığında oluşan vicdani kanaatle;

Başvuran Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili,

Mahkememizin 21.04.1998 Karar Tarihli, 1998/36-Esas, 1998/69 K. Sayılı kararıyla verilip ve Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 23.09.1998 Karar Tarihli, 1998/10296-E, 1998/1162-K. Sayılı kararıyla onanıp kesinleşen; hapis cezası yönünden 20.012000 bihakkın tahliye tarihi itibarıyla, ağır paza cezası yönünden ise 24.11.1998 tahsil tarihi itibarıyla infaz olunan, TCY'nin 312/2 ve TCY'nin 59. Maddeleri uyarınca hükmolunmuş, 10 (ON) AY HAPİS ve 716.666.666 TL AĞIR PARA CEZASININ, 4744 SAYILI BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN'UN 2. MADDESİYLE, TCY'NİN 312. MADDESİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİK KARŞISINDA, TCY'NİN 2. MADDESİNİN 1. FIKRASI 3. CÜMLESİ HÜKMÜ GEREĞİNCE İCRASI VE YASAL NETİCELERİYLE BİRLİKTE KALKTIĞI HUSUSUNUN KABÛL ve TESPİTİNE ve TCY'nin 2/1-3 Maddesi ile 3682 Sayılı Adli Sicil Yasası'nın 8/Son Maddesi uyarınca, sözkonusu mahkumiyete ve bu mahkumiyetin infazına ilişkin kayıt bilgilerinin adli siçilden çıkartılması görevi, re'sen (mevcut idari görev gereği) Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'ne ait olduğundan, BU HUSUSA YÖNELİK TALEBİN İSE REDDİNE, KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ GÖRÜŞÜNDE OLDUĞUMUZDAN, SAYIN ÇOĞUNLUĞUN KARARINA KATILMIYORUZ.
01.08.2002
MUHALİF ÜYE 29611




3 Ağustos 2002
Cumartesi
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED