T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
MHP, savaşın bittiğini bilmeyen Japonlar gibi!..

Avrupa Birliği'ne Uyum Yasa'sı görüşülürken, MHP sözcülerinin seslendirdiği söylemler, bu partinin "Zaman Tüneli"nde takılıp kaldığını gösteriyor.

Eğer sürekli geçmişte yaşamak mümkün olsaydı, gerçekten de 1999'un Nisan'ındaki genel seçimde güncel olan konuları, 2002'nin 3 Kasım seçim kampanyasında, aynen tekrar edebilirdiniz.

Bu açıdan Abdullah Öcalan'ın Kenya'da yakalanıp Türkiye'ye getirilmesi ve onun hangi cezaya çarptırılması gereğinin tartışılması, 1999 seçimlerini sürüklemiştir..

Öcalan'ın getirilmesi başarısı, Ecevit'in başbakanlığında gerçekleştirildiği için, DSP birinci parti olmuştur..

MHP ise, hem Öcalan'ın idamını savunduğu için, hem de 28 Şubat'taki bazı uygulamalara karşı "erkekçe tavır" almasından ötürü, 1999 Nisan seçiminden, 2'nci parti olarak çıkmıştır..

Ama şimdi hem takvimlerin yapraklarında farklı tarihler ve rakamlar var.. Hem de, toplumun gündemindeki öncelikli maddeler, 1999'a göre çok değişik..

Örneğin MHP'nin içinde bulunduğu ve Devlet Bahçeli'nin Başbakan Yardımcısı olarak yaptığı 3'lü Koalisyon iktidarında, Türkiye son yarım yüzyılın en büyük ekonomik krizini ve topyekûn yoksullaşmasını yaşamıştır.

Eğer 1999 seçimlerinin en büyük partisi DSP parçalanmış ve Türkiye nefes nefese yeni siyasi oluşumları arıyorsa, bunun sebebi ekonomik kriz ve topyekûn yoksullaşmadır..

Unutmayalım ki, benzer krizleri yaşayan Rusya'da, Arjantin'de, Endonezya'da, diktatörler devrildi, lider kadroları değiştirildi, rejimler çöktü..

Bu açıdan, Ecevit'in DSP'sinde yaşanılan deprem, krizin Türkiye'ye gecikmeli ve hafif yansımasıdır. Bu ciddi bir artçı depremdir.

Oysa MHP, sanki Türkiye'de kriz ve yoksullaşma yaşanmamış gibi, hâlâ 1999 gündemine ve Abdullah Öcalan'ın kaderine oynayarak, 3 Kasım 2002 seçim kampanyasını sürdüreceğini sanıyor..

Böyle anakronik durumları, değişik konumlarda yaşayan kişiler de, ülkeler de vardır..

Örneğin 2'nci Dünya Savaşı'nın bittiğini haber alamadığı için, Pasifik adalarında tek başlarına savaşı sürdüren Japon askerlerinin öykülerini, hepimiz duymuşuzdur..

Ya da tüm dünyanın farklı bir yapılanmaya girdiği, Sovyetler'in çöküp dağıldığı, Çin Halk Cumhuriyeti'nin serbest piyasa ekonomisine geçtiği bir çağda, hâlâ Kuzey Kore, 1950'nin soğuk savaş yıllarını yaşamıyor mu?

Şimdi MHP bu durumda..

Oysa seçmenler, MHP'lilere soruyor..

Sen, ekonomik kriz üretilirken, bankalar hortumlanırken, her çeşit eleştirdiğin konuya koalisyon içinde destek verirken, ne yapıyordun?

Hem İMF ile yapılan anlaşmalara, hem Avrupa Birliği ile uyum çalışmalarına imza atıp, şimdi 1999 söylemlerine dönmenin ne anlamı var?

Belli ki seçmen, bu 3'lü Koalisyon'un partilerini sandıkta ufalayacak 3 Kasım'da..

Öcalan konusu, MHP'yi bu kaderden kurtarabilir mi? Öcalan'ın kime hayrı dokundu ki, MHP'ye yardımı olsun?

ŞAKA

Ah bu yolsuzluklar..

Atatürk Olimpiyat Stadı'na ulaşmak isteyenlerin yol sorununu çözmek için arayışlar başlamış..

Keşke bu konu da Kopenhag Kriterler'i içine alınsaydı..

Böylece, "yolu olmayan semte 80 bin kişilik stad yapmak, A.B. normlarına aykırıdır" derdik..

Sorunu çözmesek bile, durumun yanlış olduğunu anlardık..

ESKİ İSİMLER BEKLEMEDE

Büyük lider, büyük krizden çıkar!..

Özellikle dış kaynaklar, 2002'nin 3 Kasım seçimlerinde, Türk seçmeninin "siyasi antikalar"ı tasfiye edeceğini sanıyor..

Oysa hepimiz görüyoruz..

Bu seçimlere giren isimler de, kadrolar da eskisinden farksız..

Ayrıca seçmenler de, genç Türkler'in katılımıyla, eskisinin aynı seçmenler olacak..

En yeni ve ne yapacağı bilinmeyen isim olan Kemal Derviş bile, yeni değil.. Daha önce 1970'li yıllarda CHP'ye yakındı, sonra YDH'li oldu ve bir yılı aşkın süredir de Koalisyon'un bir bakanı..

Söylemek istediğimiz şu..

"Yeni isim" veya "büyük lider", ancak büyük krizlerden, olağünüstü durumlardan çıkar..

Çözüm üretimleri, kararlı davranışlar ve vizyon, eski isimlerin içinden bazılarını büyütür, parlatır ve "Devlet Adamı" ya da "Karizmatik Lider" rütbesine ulaştırır..

Şu anda bu tür bir isim, henüz yok ortada..

Ama bütün şartlar, böyle bir liderin çıkması gerektiğini gösteriyor. Çünkü Türkiye, ancak "gerçek lider"in üstesinden geleceği çapta bir krizin ve belirsizliğin içinde..

Yani biraz bekleyeceğiz bu ismi..


3 Ağustos 2002
Cumartesi
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED