|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ergin kardeşlerin büyüğü Alaattin Çakıcı için "Onu mermi manyağı yapacağım" demişti bir ara. Nasıl olur "mermi manyağı" pek biliyor değilim, ama Türkiye siyasetinin kimi iç – dış güç odaklarınca "Derviş manyağı" haline getirilmesinden yola çıkarak, "mermi manyağı"nı da anlamak mümkün olabilir diye düşünüyorum. Osman F. Seden Türkiye siyasetinin son günleri için bir film çekecek olsaydı, hiç şüphesiz adını "Dervişomani" diye koyardı. Önce ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın "sizi barajın altından kurtaracağım" vadiyle ve "merkezde buluşma" ümidi verilerek zihnen iğfal edilmesi, ardından Mehmet Ali Bayar'ın ikinci bir "merkezde buluşma" vadiyle zihnen iğfali, ardından Cem ve Özkan'ın "siyasi nikah" vadiyle bir alay adamla birlikte DSP'den boşandırılması, tam herkes tam mutlu buluşmalara kenetlenmişken, merkezdeki adamın "aslında sol" bir birliktelik arayışında olduğunu söyleyerek, vaadlerini unutması ve gidip yepyeni bir nikah arayışına girmesi ve hatta Cuma'ya Nikah Memurluğundan randevu alınması... Ortada bir siyaset donjuanı var... Yanılıyor muyum? Değme siyaset simalarını sıraya dizdi... Sorun bakalım Yılmaz'a, Bayar'a, Cem'e, nihak hayalleri ile yaşayan Özkan'a, tam bir terkedilmişlik duygusu yaşamıyorlar mı? Cem'in tavrı, "yıkılmadım ayaktayım" türünden bir terkedilmiş ama onuruna düşkün flört havası vermiyor mu? Ecevit, kızı aldatılan ve yuvası dağıtılmak istenen bir baba rolünde bugün. Üstelik aldatma işini organize edenler tarafından, barışma teklifi adı altında "gel bizde otur" gibisinden bir "istiskal"e maruz bırakılması bir daha yıkıyor Ecevit'i... Bu siyaset donjuanlığında, en büyük "iğfal"in yaşanan toz duman içinde solun fikri muhtevasına yönelik icra edildiğini ise kimse görmek istemiyor. Baykal solcuymuş ya..
Bir yandan IMF şablonları, bir yandan Amerika'nın Türkiye'de güvenilir partner arayışı içinde şekillenen bir solculuk! IMF ve Amerikan nesebine yazılan bir sol çizgi... Ne ala memleket.
KESK Başkanı Sami Evren, kendilerini Derviş solculuğu ile bütünleştirmeye kalkışanlara büyük tepki gösterdi. "Onlar IMF'nin, biz emekçi halkın temsilcileriyiz. Nasıl birlikte olabiliriz? Derviş, IMF adına Türkiye siyasetini tanzim etmeye çalışıyor" dedi. Zihinleri iğfal edilmeyenler de var böyle... Oysa Türk-İş ve DİSK Başkanları ne de çabuk konu mankeni haline geliverdiler... Onlar da solcuydu öyle mi? Şu DİSK'e bakın ne hallere düşmüş! Kaç işçiye sormuşlardı acaba Derviş'e zihinlerini kiraya verme noktasına geldiklerinde? İşini kaybeden kaç insana sormuşlardı? "Tut elini Derviş'in", tuttular... Bu kadar kolay dönüşümü IMF yetkilileri bile tahmin edemezlerdi. Acaba tüm sol böyle midir? Bu kadar kolay teslim olacak bir savrulmuşluk mu yaşamaktadır sol? Bu kadar açık bir IMF kuşatmasına sol damgası vurdurmaya isyan edecek bir yürek kalmamış mıdır? Gene de en dirayetli kişi olarak Ecevit kaldı ortada... Hiç olmazsa onda, tecrübeden geçmiş bir "Baykal notu" var. Baykal'ın solunun molunun hikaye olduğuna, ortada çok somut bir hırs anıtı bulunduğuna inanan bir Ecevit... Baykal – Derviş nikahı bugün kıyılıyor. Bakalım ne kadar sürecek? Burada da bir takım gariplikler var. Üç flörtle ününe ün katan Derviş, nikah masasına tek bir kişi gibi değil, adeta bir müessese gibi oturdu. Bu haliyle CHP'nin yedi kocalı olmasa bile, iki kocalı Hürmüz'e döndüğü pekala söylenebilir. Oysa "iktidarın tecezzi etmeyeceğini - bölünmeyeceğini" en iyi bilenlerden birisi Baykal'ın ruh dünyasıdır. Baykal'ın yürüttüğü hizip savaşlarında kırılan ünlü, çok ünlü sol simalar da bilir, ona boyun eğmediğiniz takdirde Baykal'la barışın kazanılamayacağını... Sol bugün, ünlü simalar mezarlığına dönmüşse, bu katliamda, Baykal'ın hizip savaşlarında verdiği amansız mücadelenin payı inkar edilemez. Baykal'ın son zamanlarda dillendirdiği "değişim – dönüşüm" söylemlerinin özünde bile, gerçek bir değişim – dönüşüm değil, 18 Nisan seçimlerinden kulaklarımızda kalan "Başbakan olmak istiyorum, artık sıra bende" hırsının gizli olduğundan endişe ediyorum. Baykal – Derviş ikilisinin, sol – mol diyerek birilerini tasfiye etmelerine mukabil, bu seçimlerde hiç de "sol söylem" kullanmayacaklarından adım gibi eminim. Çünkü bu haraketin "sol söylem"ini Türk-İş ve DİSK Başkanları dışında kimse yutmayacak! Onlar da kendilerini işçiye satmak için solun idealizasyonuna sahip çıkmak zorunda hissedecekler. Bu hareket, tamamen, "AKP'ye karşı iktidar bloku oluşturma" tema'sı ile oy toplamaya çalışacak. "Güç birliği yapalım, falancalar iktidara gelmesin" söylemi, öncelikle DSP, YTP gibi soldaki diğer partileri vuracak biçimde derin propaganda halinde sürecek. AKP karşıtlığında ise "sol hüviyet" değil, IMF ve Amerika gibi dış güç odaklarının yanında kimi işverenler, kimi medya grupları, kimi mezhep mutaassıpları yer alacak... Emekçi, yoksul kesimleri mesele edinen bir sol, Derviş – Baykal ikilisinin bugünkü görüntüsünde de yer almayacak, hızlı bir virajla IMF'ciliğe terfi eden yarınki görüntüsünde de... Çünkü emekçi ve yoksul kesimlerin "tepki oyları" yaftalaması ve küçümsemesi ile bu ikiliye arka çıkan kesimler tarafından daha şimdiden AKP cenahında hesaba geçildiği ortada. Peki filmin sonu nasıl bitecek? "Etme – bulma dünyası" derler bu dünyaya... Derviş, Türkiye siyasetine verdiklerini (!) alacak, bir gün... Baykal'ın fendi herkesi yeniyor, siyaset bu, birinin hakkından gelecek birileri her zaman çıkıyor... Şimdilik Dervişomani filmini seyretmekle yetineceğiz. Gelecek sezon ne çıkar o da Türkiye'nin bahtına...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |