|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Neye yüreğini üflüyor
Dünyanın her yerinde konserler verdi Süleyman Erguner. Neyi piyano, caz ile birlikte kullandı. Alevi, Bektaşi ve Sufi müziğini birleştirdi. Müzikteki ustalığını Doğu-Batı müziğini sentezleyerek sergiledi. Senfoni ile birlikte ney çaldı ama neyi, ney gibi çaldı. 1986 yılında, yayımladığı 'ney metodu' isimli kitabı, neyin teknik özelliklerini, usulünü, tavrını, tutuş biçiminden üfleme metodlarına kadar her türlü bilgiyi ihtiva eden küçük bir ney okuluydu. Daha geniş kapsamlı yeni metod kitabı ise piyasaya geçtiğimiz Mayıs ayında Erguner Yayınları arasından çıktı. Aileden neyzen... Müzisyen bir aileden gelen Süleyman Erguner'in babası ve dedesi de neyzendir. Malumunuz ama biz yine de söyleyelim; Kutsi Erguner'in kardeşidir. Neyi bir ideal olarak daha 5 yaşındayken benimseyen sanatçı, 12 yaşından itibaren topluluklar karşısında eserlerini icra etmeye başladığı sanat yolculuğunda, o günlerden bu vakte sürekli yükselen bir trendle zirveye ulaşır. TRT İstanbul Radyosu'nda çalışır. Polonya, Fransa ve Paris'teki ilk konserlerin ardından Avrupa ve tüm dünyayı kapsayan bir çalışma temposuna ve Doğu-Batı sentezli büyülü bir müzik atmosferinin içine girer. Yurtdışında alnımızın akıdır, alanında adı dünya çapında bir markadır, hatta yurtdışındaki ünü kendi ülkesindekinden daha büyüktür. Sanatçımızla, yaşam serüveni, dünyaya açık olmanın getirileri, yok olmaya yüz tutan değerler ve Türk Müziği'nin geleceği üzerine konuştuk. Teknoloji kulağı sağırlaştırır Ney'in mükemmelliği ve tinsel boyutunu insanlığa duyurmak çabasında olan sanatçı bu amaçtaki hedeflerini "Teknolojinin insanları sağırlaştırdığına inanıyorum. Kulak sağırlaştıkça yüksek ses ister, kitleler, müziği her geçen gün daha yüksek sesle dinliyorlar, bu kulağın tatminsizliğidir. İnsanlar zamanla doğal sesleri arıyorlar. Tekno'da neyi yakalayan da eninde sonunda neyin özüne dönüyor. Ben neyi öz kültürümüzde, Türk tavrında dünyaya tanıtacağım" şeklinde özetliyor. Müziği evrensel bir değer olarak kavramanın ve birleştirici özelliğinin üzerinde duran Neyzen "Sanat adına Alevi, Bektaşi, Mevlevi ayrımını yanlış buluyorum. Ben herkesi kucaklıyor, biraraya getiriyorum. Çalışmalarımdaki sentez, öncelikle kendi kültürümüz içindeki sentezi oluşturmayı amaçlıyor. Bunu önce kendi müziğimizde sağlamalı, sonra dünyaya açılmalıyız. Müzik güzel oldu mu zaten uyum sağlanır" diyerek düşüncelerini bizlerle paylaşıyor. Ve herşey aslına rucu eder Günümüzde sentez adı altında, barlarda yapılan tekno tasavvuf hakkında ise, değerlere sahip çıkmak adına duyduğu endişeyi dile getiriyor Süleyman Erguner ve ekliyor: "Ney zaten sesi güzel olan bir enstrüman, teknoloji ile birlikte ney'in zorlanarak başka bir müzik yapılmasına karşıyım. Bence bu tarzda yapılan müzik, ulaşabileceği son noktaya ulaştı. Bundan sonra bir öze dönüşün yaşanacağını düşünüyorum. İzlenimlerim de bu yönde, insanlar en sonunda gelip benden 'şah ney' isimli ilk CD albümünü istiyorlar. Olay ters orantı şeklinde gerçekleşiyor. Herşey sonunda özüne dönecektir."
"Popüler kültüre direnmeliyiz" "Yurtdışındaki konserlerimden birinde, Almanlar'ın Segah peşrevini milli marş gibi mırıldandıklarını gördüğümde çok duygulanmıştım. Benim asıl amacım, neyin harikulade olan teknik yapısını insanlara göstermek ve Türk ney tavrını vurgulamak" diyen Süleyman Erguner, mevcut toplumsal yapıyı ve yapılması gerekenleri şöyle özetliyor: "Toplumun büyük bir kesiminde yozlaşma ve yabancılaşma var, hemen her alanda popüler bir kültür hakim. Bu beni, sanat ve toplumsal alanda yapacağım çalışmaları hızlandırma noktasına getirdi. Değerlerimizin yok oluşu beni üzüyor, milli kimliğimizi korumalıyız. Bundan sonraki çalışmalarımı farklı bir platforma taşımayı düşünüyorum. Özellikle eğitim alanındaki çalışmalara ağırlık vermeyi hedefliyorum. Türkiye için de, bir ney okulu projem var. Çünkü buna ihtiyaç ve talep var. Özellikle Milli Eğitim tedrisatına Türk Müziği'nin alınmasının gerekliliğine inanıyorum" AYİN ÇIKTI, 'TENDE CANIM'SA ÇIKACAK Süleyman Erguner'in son Albümü 'Mevlevi Töreni' Erguner Müzik'ten ney severlerin beğenisine sunuldu. Gerçek bir mevlevi töreni kaydı olan albüm, Mevlevi ayini mukabelesinin usul ve erkanı dikkate alınarak hazırlanmış; Kur'an-ı Kerim, Nat'ı Mevlana, çeşitli ayinlerden II. Selamlar, Segah Niyaz İlahisi, diğer ilahiler, Dilkeşhaveran Salat, kasideler, taksimlerden oluşuyor. Sadece vokal, kemençe ve neyden müteşekkil, hazırlığı tamamlanmış olan 'Tende Canım' albümü pek yakında musıki dostları ile buluşacak. Ayrıca proje aşamasında olan, Lale Devri Türk Müziği'ne ait hiç bilinmeyen 50 eseri kapsayan bir albüm çalışması bulunmakta. HALE KAPLAN ÖZ
|
|
|
|
|
|
|
|