T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Cepheler oluşurken...

Türkiye'de politikanın politika-dışı etkilere açık olduğundan kimse kuşku duymaz da, sıra seçim sonuçlarının da 'belirlendiği' iddiasına gelince, neredeyse herkes ciddi bir tereddüt geçirir. 'Gizli oy-açık tasnif' sisteminde milletin iradesini değiştirecek biçimde sandığa müdahale edilebilir mi hiç?

Oysa, şu günlerde gözümüzün önüne cereyan eden olaylar, sandığa olmasa bile sandığa yönelecek milli iradeye nasıl etki edildiğini görmemize yarıyor. Ülke sınırları dışında kotarılmış bir 'proje' adım adım uygulanıyor. Projenin son karesi sahneye konulduğunda, düne kadar hiçbirimizin aklından geçmeyen sürpriz bir 'iktidar' ile karşılaşabiliriz...

'Erken seçim' sözcükleri ilk kim tarafından telâffuz edildi? Koalisyonu oluşturan üç partinin lideri "2004'e kadar devam" kararına vardıktan kısa süre sonra DSP'nin içini karıştırarak MHP'yi "3 Kasım'da erken seçim" restine kim sürükledi? Yeni kurulan YTP'yle M. Ali Bayar'ın DTP'sini birbirine yakınlaştırarak solu-sağı şaşırtacak çıkışları ilk kim yaptı? Şimdi de, anafora terk ettiği DSP ve YTP'yi (veya onlardan kopacakları) CHP saflarında buluşturma çabası veren kim?

Bu soruların bir tek cevabı var: Kemal Derviş... Ağır bir kriz geçiren Türk ekonomisini kurtarsın diye 18 ay önce Washington'dan ithal edilen Dünya Bankası başkan yardımcısı, adım adım, Türk seçmeninin önüne sandığı getirdi. DSP'yi ele geçirmek için oyunlar kuruldu, MHP ve Ecevit tarafından oyunlar bozuldu, ama Kemal Derviş'in oyunu hiç kesilmeden sonuca ulaştı. Şimdi de, sandıktan, elindeki projeye uygun bir iktidar çıkarma çabasında Derviş... Bugün karşımızda 'tek seçicisi' Kemal Derviş olan bir politik tablo var; birkaçı dışında hemen bütün partilerin âkıbeti Derviş'in insafına kalmış durumda.

"Derviş bu gücünü nasıl kullanacak?" sorusuna cevap arayanlara yardımcı olmak boynumuzun borcu. Washington'da yazılan projenin daha kapağında "Katkılı CHP" sözcükleri yazılı. Bunun anlamı şu: Derviş'e görücüye çıkartılan CHP, iki uzun görüşme maratonu sonrasında, geleneksel tabanını zorlayacak bir oya tâlip hale getirilmek üzere kalafata alınacak ve listeler hazırlanırken CHP'nin geleneksel kadroları ihmal edilebilecek... Önümüzdeki günlerde, Baykal ve Derviş'in 20-25 kişilik çekirdek kadrolarına ek olarak, DSP, YTP, ANAP ve DYP'yi zayıflatacak bazı isimlerin CHP saflarına katılma sürpriziyle karşılaşabiliriz...

Washington'u böyle bir projeyi düşünmeye sevk eden AKP'nin durumu. Bununla, yalnızca AKP'nin kamuoyu yoklamalarına yansıyan kitle desteğini kast etmiyorum; AKP'ye bakınca başkalarının iştahını kabartan esas unsur, hiçbir zaman gerçekleşmeyeceği sanılan 'sağı toparlama' ameliyesini kendiliğinden başarmasıdır. Aday olmak üzere başvuranlardan henüz kamuoyuna yansımayan isimlere baktığımızda, AKP'nin, 'sağı' neredeyse bütün renkleriyle içinde toplayabildiği görülüyor...

AKP'ye muhalif cephe de Kemal Derviş'in 'katalizatörü' olduğu bir projeyle oluşturuluyor. Bu proje, sanılanın aksine, 3 Kasım'da sandıktan iktidar olarak çıkabilir... "Olamaz" diyeceklerin, nisan ayından buyana olanlara bir de bu gözle bakmalarını tavsiye ederim...

Türkiye, öyle anlaşılıyor ki, seçime iki cephe halinde gidecek. Mesut Yılmaz'ın "AB yandaşları – AB karşıtları" tarzında olacağını umduğu bir bölünme, Meclis 'AB uyum yasaları'nı en geniş katılımla çıkartınca gerçekleşmedi. AKP'nin zengin başvuruları akıllıca değerlendirmesiyle oluşturacağı aday listeleri, büyük ihtimalle, "Çağdaşlar ve gericiler" türü bir cepheleşmeye imkân vermeyecek. Kendisinin iktidara yürüyüşünü durdurmayı amaçlayan yabancı damgalı projeyi ciddiye alır biçimde davranırsa, AKP, seçim kampanyasını sonuçta başarıyı getirebilecek uygun bir zemine çekebilir...

Solu Kemal Derviş'le takviyeli CHP'de buluşturmayı hedefleyen projenin 'yabancı' damgalı oluşu, AKP'yi 'yerli' olma noktasına kendiliğinden sürüklüyor... Çağdaşlığı kollayan 'yerli değerler' ile dışarıda pişmiş 'yabancı' bir projenin çarpışması seçmenin kafa karışıklığını da önleyecektir. Ya IMF ve Dünya Bankası tarafından yönlendirilen, yabancı başkentlerin telkinlerine açık bir iktidar çıkacak sandıktan, ya da egemen hale getirilmek istenen global çılgınlığı önlemeyi görev bilecek 'yerli' bir iktidar...

Bakalım son kare Derviş projesinde öngörülen gibi mi olacak, yoksa sonunda yerli değerler mi üstün gelecek?


23 Ağustos 2002
Cuma
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED