T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Derviş, siyaset ve ekonomi

Fransa'nın "28 Şubat'ının" (!) gerçekleştiğini, Hürriyet gazetesinden öğrendik! Ertuğrul Özkök ve Oktay Ekşi "aşırı uç" tehlikesini bertaraf etmek gayesiyle, Fransa'da seçim sistemi değişikliğine gidildiğini yazıyor. Şu anda, bir bölgede % 12.5'u geçen partiler, ikinci tura kalabiliyor. Değişiklik sonrası, sadece birinci ve ikinci gelen partiler, ikinci turda yarışabilecek.

Savunan demokrasi

Buradan yola çıkarak, "İşte kendisini savunan demokrasi" diye Fransa'yı alkışlıyor Özkök. Sonra da 28 Şubat'ın haklılığını bir kere daha vurguluyor.

Seçim kanunu değişikliği ile, askerin siyasete müdahelesi arasında paralellik kurmanın mantığı nerede?

Hiçbir mantığı olmadığı, Kopenhag kriterlerinin, askerin siyasete müdahale etmemesini şart koşmasından belli değil mi?

Biz fark edemeden meğer Fransa'da "28 Şubat" gerçekleşmiş!!!

*   *   *

Özkök'ün yazısının hedefi, Hıdiv Kasrı bağlantısı dolayısıyla, AK Parti. Peki AK Parti, en yüksek oyu alacak parti olduğuna göre, yarışmadan kârlı çıkmaz mı?

"Demokrasi kendini savunuyor", gerekçesiyle, bazı güç odaklarına müdahale çağrısını haklı görürseniz, asıl o zaman rejimin ırzına geçmiş olmaz mısınız?

Hiyadete ermişler

Belki de Ertuğrul Özkök'ü haksız yere tenkit ediyorum. Öyle ya, bir süredir Özkök, AK Parti'yi öve öve bitiremiyor. Artık Tayyip Erdoğan'ı "tehlike" olarak görmediğini de belirtiyor. Dolayısıyla, amaç, AK Parti'yi Le Pen gibi aşırı uçta göstermek olmayabilir.

Erdoğan'ın değişip değişmediğinin münakaşası süredursun, Ertuğrul Özkök ve gazetesinin değişim geçirdiğini hepimiz görüyoruz.

Tayyip Erdoğan'ı yerden yere vururlarken, birden bire onu tebrik etme fırsatını kaçırmayan yakın takipçisi oldular.

Gittiğim yerlerde bunun sebebini bana soruyorlar. Ben de, -aklıma kötü bir niyet veya gizli maksat getirmeden- diyorum ki: Hidayete erdiler!

Kuşkular

Seçimleri erteleme umudu bazı çevrelerde sürüyor. Bu arada Derviş, CHP'ye girdi.

Ama kuşkular devam ediyor:

1) Acaba, Baykal, seçim sonrası Derviş'i tasfiye yoluna gider mi? Daha önce, Derviş'in ekonomi politikalarını eleştiren CHP'nin, kat'i bir uyum göstermesi mümkün olmayabilir.

2) Acaba, seçimlerden sonra, Derviş, kendisine yakın olan milletvekilleriyle CHP'den kopup yeni bir parti kurar mı? Hiç değilse, Baykal'a karşı elini, bu tehdit ile sağlam tutmaya mı gayret eder?

Tek alternatif

Derviş'in sunduğu modeli tek alternatif gibi gösterenler, sadece halkı aldatıyor. Eğer dalgalı kur tek alternatifse, bu programın öncesinde İMF'nin uyguladığı çıpalı kur neyin nesiydi? Dalgalı kur, bir önceki İMF programının kesin reddiyesi anlamını taşıyor.

Demek İMF modeli her zaman olumlu sonuç getirmiyor.

Bir diğer mesele de şu: Derviş, ekonomik tercihleri alternatifsiz göstermek suretiyle, siyaset alanını daraltıyor.

Oysa ekonomi siyasetten koparılamaz. İktidar, pastadan, kimin ne ölçüde pay alacağını, kaynakların hangi alanlarda kullanacağını belirler.

Derviş'in finans kesimine yüksek meblağlar aktardığını biliyoruz. 2000 yılı sonunda iç borç stoku 36 katrilyon liraydı; Derviş 2001 Şubat krizi sonrasında geldi. İç borcu (Temmuz sonu itibariyle) 130 katrilyon liraya çıkarttı.

Kamu bankalarına 28.8 katrilyon lira, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen bankalara ise 21.5 katrilyon lira para aktarıldı. (O günkü döviz kurlarıyla bu rakamın 45 milyar dolar civarında olduğu biliniyor) (Kaynak Haberx)

İç borçların bu kadar artmasının sebebi zaten bankalara verilen paralar.

Öte yandan, Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu'nun faaliyetleri gün ışığında cereyan etmiyor.

*   *   *

Dünkü gazetelerde, MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin, yeni Ekonomi Bakanı Masum Türker'e "Sizden, BDDK'ya ayrılan paraların miktarı, dış kaynakların nerelerde kullanıldığı konusunda bilgi istiyorum" dediğini okuduk.

Katrilyonlarca liranın sarfiyatından, koalisyon ortağının haberi yok. Bence Ecevit'in de haberi yok.

Ekonomi Derviş'e ihale edilmiş! Siyasetten ve halkın iradesinden koparılmış.

BDDK bağımsız bir kurul. Ama her bağımsız kurulun ülke lehine çalışmalar yapıp doğru kararlar alacağından emin olabilir miyiz?

Anayasa Mahkemesi'nin verdiği her karar doğru mu? YÖK her zaman haklı mı?

Halka karşı siyaseten sorumlu olanların bu kadar yetkisiz hale getirilmelerini onaylamak mümkün değil.

Tarımda durum

21 Ağustos 2002 tarihli Milliyet'te Güngör Uras, Derviş'in tarım politikasını, Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün'ün görüşlerinden hareketle eleştiriyor:

"Tarımsal üretimle iştigal eden çiftçilere 200 dekara kadar, dekar başına 10 milyon lira; 5 dekarın altında arazisi olanlara da, 5 dekar üzerinden (50 milyon lira), doğrudan gelir desteği ödemesi yapıldı. 2001 yılında, doğrudan gelir desteği için çiftçilere, 1 katrilyon 176 trilyon lira dağıtıldı. 2 milyon 182 bin çiftçi yararlandı. (Kişi başına destek 40 dolar) Dünyada tarım ürünlerine her yıl 300 milyar dolar destek uygulanıyor. Ülkemizde, şartlar dikkate alınmadan, arazi üzerinden para verilmesi yoluna gidilirken, doğrudan gelir desteği dünyanın hiçbir yerinde tek başına tatbik edilmiyor. Doğrudan gelir desteği AB'de, tüm destekler içinde sadece % 6 pay alırken, pazar fiyat desteği % 50, girdi kullanımına dayalı destek % 10'luk paya sahiptir."

*   *   *

Güngör Uras bu mukayeseleri yaptıktan sonra, Türkiye'de tarıma desteği kaldırtmak isteyen ABD'nin, kendi tarımına 97 milyar dolar subvansiyon verdiğini hatırlatıyor.

Türkiye'de tarıma verilen desteğin, Gayri Safi Milli Hasıla'ya oranı hiç mertebesinde: 1995'te % 3; 1996'da % 1.5; 1997'de % 1.8; 1998'de % 1.7; 1999'da % 1.5.

Ya faizlerin durumu?

Büyük sermaye çevrelerinin cebine giren yüksek meblağların takib ettiği seyir şöyle: 1995'te faizlerin GSMH'ya oranı % 9.1; 1996'da % 11.9, 1997'de % 11 (Refahyol); 1998'de % 16; 1999'da % 22; 2000'de % 21.9; 2001'de % 23.5.

Gayri Safi Milli Hasıla'nın dörtte biri faize gidiyor. Ama göze batan çiftçiye verilen para.

Siyasetsiz ekonomi

Siyasetsiz ekonomi olmaz. Tek yol İMF reçetesi veya bize dışarıdan dayatılan "doğrular" değildir.

Baksanıza, Devlet Bahçeli'nin bile iktisadî uygulamalardan haberi olmamış. Yeni bakandan yeterli izahatı alınca ona teşekkür ettiği gazetelere yansıdı: "İlk kez ayrıntılı bilgi aldık" diyor.

Ama gene de, BDDK'ya tahsis edilen paraların nerelere sarf edildiğini halâ öğrenememiş. Belki, henüz Masum Türker'e de bilgi aktarılmamıştır.

*   *   *

Derviş-CHP beraberliği hayırlı olsun. Fakat seçim sonrası Baykal'ın ona boyun eğeceğini hiç sanmam.

Sandıktan CHP'li bir koalisyon çıkar da, Derviş ekonomi koltuğuna oturursa, bir çekişme ortamının doğması beklenmelidir.

Ecevit Hükûmeti'nde Derviş başına buyruk hareket etti. Bugün eli kuvvetli ama seçim sonrası, parti içinde parti gibi davranmasına izin verilmeyecektir.

Baykal, yılların politikacısı; ekonominin siyasetle birlikte yürütüleceğini, dünya görüşünün, tercihleri etkilemesi gerektiğini bilmez mi?


23 Ağustos 2002
Cuma
 
NAZLI ILICAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED