T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Yanlış hesap Bağdat'tan döner

"ABD Irak'a karşı bir askerî operasyon düzenleyecek mi?" Bu soruya "Hayır" diyenlerin sayısı, "ABD'nin Irak'a askerî saldırı düzenlemesinin meşru gerekçeleri var mı?" sorusuna "Hayır" cevabı verenlerle ters orantılı: Saldırının meşru bir sebebi bulunmadığı daha iyi görünür hale geldikçe, ABD'nin saldırı niyetindeki kesinlik de artıyor...

George W. Bush, Irak'ı, İran ve Kuzey Kore ile birlikte, 'şer mihveri' içinde ilân etmişti. Bush'un 'Ulusa sesleniş' konuşması sırasında dile getirdiği bu tespitinde iki konunun öne çıktığı anlaşılıyordu: İlki, Saddam Hüseyin'in 11 Eylül uğursuz eylemleriyle irtibatı; diğeri de Irak'ın elinde 'kitle imha silâhları' bulunması... Iraklı bir istihbaratçının, Çek Cumhuriyeti'nde, 11 Eylül eylemcilerinin lideri Muhammed Atta ile buluştuğu haberi, bizzat Çek istihbaratı tarafından yalanlandı; eylemlerle Saddam arasında ilişki ise bugüne kadar kurulamadı. Birleşmiş Milletler'in (BM) görevlendirdiği denetçiler, bir ayı aşkın süredir, saraylara da girerek, Irak'ta 'kitle imha silâhı' arıyor; iddiayı destekleyen en küçük bir bulguya rastlanmadı.

Terör eylemleri ve kitle imha silâhları ile ilgili iddiaların havada kalması Washington'un Irak'a yönelik hazırlıklarında hiçbir değişiklik getirmedi. Tersine, ABD, yaptığı tahkimatla Katar merkezli bir bölge gücü haline dönüştü; şimdi de, Türkiye üzerinde yoğunlaşıyor... Beklediği, varolan üslerine ek olarak ülkenin neredeyse bütün limanları ve havaalanlarından yararlanma izni koparmak ve onbinlerce askeriyle yüzlerce uçağını Türkiye'ye yerleştirmek...

Amerika'nın, 11 Eylül sonrasında Afganistan'da uyguladığı planı, Irak'ta da tekrarlamak niyetinde olduğunu görmemek için kör olmak lâzım. 11 Eylül sonrası şartlarında, "Tâliban rejimini sona erdirmek ve el-Kaide örgütünü yok etmek" amaçlı askerî harekâtı başlatmak zor olmamıştı; amacına büyük çapta ulaştığı halde, ABD, askerlerini Afganistan'dan çekmek niyetinde değil. O harekâtla birlikte, Filipinler'den Gürcistan'a uzanan geniş coğrafyanın hemen her parçasına ABD askerleri yerleşti... "El-Kaide hâlâ faal" bahanesi yetiyor...

Irak'ta da aynı durumla karşılaşılacağı şimdiden belli: 1991 Körfez Savaşı'nda, Bağdat'a girmesine ramak kalmışken askerî harekâtını durduran ABD, şimdi Saddam'ı devirmeyi kafaya koymuş görünüyor. Ortadoğu bölgesindeki askerî varlığını müthiş artırdı ABD; Türkiye'yi de, bütün limanları ve havaalanları emrinde bir üsse çevirmek niyetinde. Afganistan'da nasıl kalmaya devam ediyorsa Irak'tan da kolay ayrılmayacağı anlaşılıyor. Irak muhalefeti kendi kendine gelin güvey olsa da, ülkeyi bir askerî vali ile yönetme niyeti, Pentagon'dan gazetelere sızdırılan planlarda sırıtıyor...

Washington yönetiminin Ak Parti lideri Tayyip Erdoğan'ın önüne kırmızı halı sermesinin sebebi, Türkiye'yi Irak'la ilgili planların içine çekebilmek... Bir ara Ankara'yı komşu kapısına çeviren ABD diplomatları, askerler, muhataplarına niyetlerini aktarmakla yetinmeyip 'dost' bildikleri gazetecilere ayrıntıları da aktardılar. Bu gelişme, Pentagon'un, "Dost ülkelerde para mukabili haber ve yorum yayınlatma" girişiminin fâş olmasından önceydi. Hükümet, Washington tarafından çok yönlü bir baskı altında tutuluyor. Şimdilik kullanılan yardım 'havucu'; hükümet ayak sürürse, IMF 'sopası' da duvardan indirilecektir.

Ak Parti Washington'un Irak'a dönük niyetlerine destek verebilir mi? Uluslararası belgelerin 'savaş sebebi' saydığı güçte kanıtlar olmadan, üyesi bir ülkeye karşı askerî harekâtı BM onaylamadan Irak'a karşı düzenlenecek bir Amerikan saldırısına, hangi hükümet iş başında bulunursa bulunsun, Ankara destek çıkamaz. Ak Parti hükümeti, bu konuda, başka hükümetlerden daha da gönülsüz davranacaktır. Bu bakımdan, ABD, fazla heveslenmemeli. Eğer Irak'la ciddi bir sorunu varsa, Washington, bunu, 'savaş-dışı' yollarla çözmeye çalışmalıdır.

Türkiye, özellikle Ak Parti hükümeti işbaşındayken, uluslararası câmiaya bu alanda yardımcı olabilir. Sorunun 'künhüne' vâkıf olununca, Türkiye'nin, sorunun nasıl ortadan kaldırılacağı konusunda çözümler üretmesi, bu amaçla çok yönlü temaslar yürütüp sonuç alacak arayışlara girmesi kolaylaşacaktır. Türkiye'ye düşen böyle bir rol üstlenmektir. Tayyip Erdoğan 'barış' görevini başarıyla yerine getirebilir...

Halkın istemediği girişimlerden uzak duracağı yolunda millete açık bir taahhüdü var Ak Parti'nin, halkın ezici çoğunluğu Irak'la savaşa karşıyken, Türkiye, 'savaşanlar' safında yer alamaz, almamalıdır, almayacaktır.

Yanlış hesap bu defa da Bağdat'tan dönmeli.


19 Aralık 2002
Perşembe
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED