T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Devletin illegal yüzü legal iktidara talip!..

Susurluk olayı sonrasında ortaya çıkan Devlet Çetesi'yle ilgili davanın baş zanlılarından Mehmet Ağar'ın DYP'nin başına geçerek legal, (görünen) iktidara resmen talip olduğunu açıklaması, bakıyorum birçok çevrede normal karşılandı. Hatta büyük medyanın bazı kalemlerinde bir sevinç havası bile var. AKP iktidarına karşı, bir blöf olduğu iyice anlaşılan Deniz Baykal yerine, esaslı bir alternatif çıktı diye sanki çok rahatlamış gibiler. AKP'nin hakkından, 'legalite değil illegalite gelir' diye düşünmüş olmalılar.

Ağar'ın DYP'nin başına geçişini ben biraz rahmetli Türkeş'in CKMP'nin (Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi) başına geçişine benzettim. O asker kökenliydi ve milliyetçiydi. Ağar da, her ne kadar kaymakam kökenliyim diyorsa da, daha Mülkiye sıralarındayken Emniyet Genel Müdürlüğü'nün bursuyla yetiştiği için, emniyet kadrolarındaydı.

Ağar, Aydın Menderes'in, DYP'de Ağar dahil polis kökenli adayları eleştirmek için söylediği, "Komiser Şekspir'i mi oynayacağız?" sözüne cevap veririken: "Ne var bunda?" demiş ve Rusya Devlet Başkanı Putin'i örnek göstererek, "O da bir polis şefiydi" karşılığını vermişti. Polis falan ama, ne de olsa Mülkiyeli. Zekasının kıvraklığına ise diyecek yok. Üstelik o da her Mülkiyeli gibi demogojiyi iyi biliyor. Konu Komiser Şekspir olsa biz çoktan razıyız. Adam hiç olmazsa çalışıyor, çabalıyor, zekasını ve dikkatini kullanarak cinayetleri çözüyor. Hatta espri yeteneği de müthiş. Putin ise, bir dönem korkuyla anılan ve lanetlenen Sovyet Gizli Polis Örgütü'nün (KGB) bir ajanı. Sovyet rejimini (Sovyet halkını falan değil) korumak ve muhalifleri yoketmek için her türlü melaneti çeviren bir örgüt. Politbüro patronlarının kendi iktidar kavgalarında kullandıkları bir zulüm mekanizması… Putin cinayetlere karışmış mı? İddiasına göre öyle bir bölümde çalışmıyormuş.

Tabii bu Rusların meselesi…

Netice olarak Ağar da, DYP'yi devralmış bulunuyor. Kendisi bu devir işlemine delegelerin teveccühü diyor… Olabilir… Ağar, bir gönderme yapmak için Putin'i örnek gösteriyor. "Ben de polisim ve Türkiye'yi yönetmeye adayım" diyor. Konspirasyondan (entrika, gizlilik) yana, ama hiç olmazsa bir konuda açık. "Türkiye Cumhuriyeti'nin korunmaya ihtiyacı var" diyor. Bu sözle yukardaki sözü birleştirince şöyle bir durum ortaya çıkıyor: "Ben Türkiye'yi yönetmeye talibim. Bunu yaparken bir tek kriterim olacak: O da güvenlik." 13 Şubat 2000'de Hürriyet'te çıkan söyleşisinde şunları söylüyor: " –Derin devlet eşittir Ağar deniyor. Siz ne diyorsunuz?

–Ağar eşittir devlet, denirse daha mutlu olurum.

Derin devlet diye bir kavram yok yani, uyduruldu! Böyle bir yakıştırma oldu. Güçlü bir devletin var olduğunu insanlara hissettirmek için böyle bir kavram oturtuldu. Olmalı da belki. Belki değil, derin devlet olmalı. Nedir derin devlet? Operasyon gücü olan devlet. Kalıcı bir devlet. Özellikle de güvenlik konularında."

Ağar işbaşına gelince çok daha fazla operasyonel gücü ve donanımı olan, hatta tamamen operasyonel (!) olan bir devlet yapısı kuracak mutlaka… Böylece devleti daha da iyi koruyup kollayacak!.. Onun operasyon dediği, aslında devletin illegal faaliyetleri. Onun emriyle yapılan binlerce 'faili meçhul' operasyonu gibi…

Aynı ropörtajdan bir bölüm daha:

"Zaten devlet hizmetinin içinde illegalite var. Devlet, kendi güvenliğine yönelen tehditleri neyle bertaraf edecek? İllegalite olacaktır. Başına bir bela geldiği zaman devlet onu mutlaka defedecektir.

- Öyle ya da böyle.

Elbette."

Ve elbette bertaraf ederken yerine göre her türlü mekanizma kullanılacaktır. Baskı, hükümet devirme, yeni koalisyonlar kurma, anayasal kurumları, yargıyı, idareyi perde arkasından yönlendirme ve yönetme… Türkiye'de yaşadıklarımız yani… Elbette bunları yaparken de, masum vatandaş, insan hakları, hak, hukuk, adalet vesaire gibi kavramları da düşünmeyecektir. Zaten bu anlayışa göre, sadece devlet önemlidir, birey ayrıntıdır.

Oysa günümüzde devlet ve polis, bireyin rahatlığı ve huzuru için vardır. Polis akademisinde bile artık insan hakları dersleri veriliyor ve vatandaş haklarının önemi anlatılıyor. Devletin kendisini korurken dahi, insan haklarının temel değerlerinden uzaklaşamayacağı birçok uluslararası metinde yer almış bulunuyor. Türkiye, o baskıcı, illegaliteyi seven, kapalı ve operasyonel devlet anlayışından kurtulabilmek amacıyla Kopenhag Kriterlerine uymaya çalışırken, ortaya çıkan hükümet alternatifine bakar mısınız? Zaten gizli-kapaklı ve illegal çalışmaya alışık bir devlet mekanizmasını daha da ileri boyutlara götürecek ve her olaya polis gözüyle bakan yeni bir iktidar adayı…

Bütün özelliği, cumhuriyetin temel ilkeleri denilen, ama aslında toplum içindeki farklılıkların kabul edilmemesi anlamını içeren devlet değerlerini benimsiyor olması.

CHP'nin işi zor… AKP'ye karşı durarak rejim koruculuğuna sıvanmışken, bu işi ondan daha iyi yapabileceğini söyleyen bir rakibi ortaya çıktı. Üstelik da rakibin 'operasyonel' devlet gücü ile bağlantıları var…

Memleketin haline bakar mısınız!

Hakkında dokunulmazlık nedeniyle açılamayan ya da zaman aşımına uğramış davalar bulunan ve binlerce faili meçhulün sorumlusu olduğu iddiaları olan Ağar'ın adaylığı alkışlanıyor.

Kimse de, "Önce Susurluk meselesindeki sorumluluğunu açıkla ve 'devlet sırrı' gerekçesine sığınmadan iddialara açıkça cevap ver" diyemiyor...

Ne diyelim? 'Putin'imiz hayırlı olsun!..


19 Aralık 2002
Perşembe
 
KORAY DÜZGÖREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED