T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Veysel Çolak'ın teraneleri...

Şair Veysel Çolak'ın E dergisinde "İm" başlıklı bir köşesi var. Çolak, her ay bu köşede şiir ile ilgili görüşlerini, poetik yaklaşımlarını seslendiriyor ve bizleri bu konuda aydınlatıyor!

Derginin Aralık sayısında Çolak'ın yazı başlığı "Şiir İnsanın Renaıssance'dır" başlığını taşıyor ve özünde şiirin muhalif gücüne ve toplumsal aktivitesine, verdiği kimi örneklerle göndermede bulunuyordu. Ancak verdiği örnekler yanında şiirin doğasına, varoluşuna ilişkin kimi bakışları yadırgatıcı olmaktan da öte, yer yer itici bir veçhe kazanmakta zorlanmadı benim nezdimde.

Yazısının bir yerinde bakın ne diyor Bay Çolak: "Şiirsel çıkışın insanın doğasında olması daha bir önemsenmesine neden olmuştur. Marx'ın, kapitalizmin sanata, özellikle şiire düşman olduğunu düşünmesinin nedeni budur. Moşe Dayan'ın, Fatva Tukan'ın her şiirini on gerillaya bedel görmesi de, şiirin gücünü açıklamaktadır. Eflatun ile Muhammed'i şiir konusunda buluşturan aynı kaygıdır. Eflatun'un 'Devlet'i ile Kur'an'ın şiire bakışı karşılaştırıldığında birbirlerini destekledikleri görülecektir. Gerek Eflatun, gerekse Muhammed şiirin gücüne sonuna kadar inanmaktadır. Ona karşı çıkışlarının nedeni de, bir gün kendilerine karşı yazılması olasılığı ve tehlikesidir."

Öncelikle, bir üslûp çirkinliğinden söz etmemiz gerekiyor. Çolak'ın bir müsteşrik edasıyla Peygamber Efendimiz'i sıradan, alelâde biriymiş gibi görüp, saygısız bir tavırla, yani "Muhammed" şeklinde dillendirmesi, bana sorarsanız küstahça bir tutumdur. Peygamberimiz'i, "Hz. Muhammed" biçiminde yazarak, içinde yaşadığı toplumun dînî değerlerine, hassasiyetlerine saygı göstermek, soruyorum, çok mu zordur? Bay Çolak, nerede yaşadığını zannediyor, bu ülkenin insanı değil mi? Ayıptır ayıp!.. Terbiyesizliğin lüzumu yok!..

Kur'an-ı Kerim'in şiir ve şair karşısındaki tutumu bellidir; Türkiye'de şiiri ciddîye alıp da bunun ne olduğunu bilmeyen şairlerin bulunabileceğini sanmıyorum. Veysel Çolak da biliyordur umarım; o bakımdan Kur'an-şiir-şair konusunda fazladan yorum yapmak abestir bana göre...

Eflatun'un, Devlet'inde şairlere yer açmamasının nedeni, 'bir gün kendisine karşı yazılma olasılığı ve tehlikesi' değil; şiirin bazı şairler yoluyla insanları ve bu arada Devlet'i miskinliğe, atalete sürükleyeceği kaygusudur. Cesareti, kahramanlığı öven şiire karşı çıkmaz Eflatun. Peygamber Efendimiz'in ise, hiçbir zaman böyle bir endişesi olmamıştır. Hayatı boyunca kendisini hedef alan şiir olmadığı gibi, zaten böyle bir saike yol açacak toplumsal ortam da söz konusu değildi. O'nun devrinde insanlar mutlu ve güvenliydi Bay Çolak! Muhalefet edilecek bir durum yoktu ki! Sovyet totalitarizmiyle, Stalin'le karıştırıyor olmayınız... Bakın bakalım İslâm tarihine.. Hz. Muhammed aleyhine yazılmış kaç şiir var? Veysel Çolak, belki bilmiyor, belki de bilmezden geliyor: Bizim klâsik edebiyatımızda "Naat" diye bir şiir türü var! Peygamber Efendimiz'i konu edinen şiirlere "Naat" diyoruz, Bay Çolak! Birkaç örnek gözden geçirilirse, "Naat"in içeriği de anlaşılır!

Yazarımız söz konusu denemesinde öyle sonuçlara varıyor ki; sanki kastı var, nerdeyse küçük dilimizi yutturacak bize. Bunu yapma Çolak! İdealizmle İslâm felsefesini birbirine karıştırma! İslâm felsefesinin baskın içeriği, 'oluş'un, 'yaratılış'ın sürekli olduğunu vurgular. Yanlış veya eksik bilgilerden kalkarsanız, insanı gülümseten sonuçlara varmanız kaçınılmaz olur. Bu hususta şöyle diyor: "(...) Çünkü şiir, biraz da Tanrı'yı yadsımaya yönelik bir içerik oluşturuyordur. Şiirin tanımlandığı noktadır bu. Eflatun değil ama büyük bir devrimci olan Muhammed, kendi değerlerine karşı olabilecek, özünde devrimci olan şiire karşı çıkacaktır. Ancak şiire, kendi yedeğinde işlerlik gösterdiği oranda şans tanıyacaktır"!

Fesüphanallah!..

Şiirin tanımlandığı nokta, Tanrı'yı yadsımaya yönelik bir içerik oluşturuyormuş! Yok artık, daha neler.. Veysel Çolak, 'metafizik endişe'lerden yoksun olduğu hâlde, 'büyük şiir' niteliği kazanabilmiş örnekler sıralayabilir mi? Hz. Muhammed hem devrimciymiş ve fakat hem de özünde devrimci olan şiire karşı çıkacakmış! Kurgulamaya bakın siz; kendi çalıp kendi oynuyor! Atıp tutmayın bayım, örnek verin, örnek! Siyer kitapları ortada; Peygamber Efendimiz, nerede ve ne zaman devrimci (!) şiire karşı çıkmış, totaliter bir tavır takınmış, hangi şiire şans tanımamıştır?

Aslında, Veysel Çolak gibiler beni şaşırtmıyor: Her şeye ve bu arada şiire de kaba bir 'materyalist algı'la yaklaşır ve her kilidi Marx'la açmaya kalkışırsanız, saçmalamamanız için hiçbir sebep yoktur! Veysel Çolak, 70'lerde çakıldı, kaldı.. Hâlâ, şiire bir şair gibi değil de bir militan gibi bakıyor! Dünya değişiyor, hayat evriliyor, insanın düşünce ufku genişliyor; bunlar, kemikleşmiş görüşleriyle buzdan adamlar gibi hâlâ aynı teraneleri sayıklıyorlar..

Bir kez daha anlaşılıyor ki, "ahmak solculuk"un dibi yok!

Ve öyle anlaşılıyor ki; "Renaıssance", öncelikle ve acilen Veysel Çolak'a lâzım!

Zira, "Yazık!" bile değil!..

NOT: Geçirdiği rahatsızlıktan dolayı, şair arkadaşım sevgili Lale Müldür'e geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, kendisine Allah'tan acil şifalar diliyorum.


23 Aralık 2002
Pazartesi
 
İHSAN DENİZ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED