|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hep böyle oluyor. Bize hep aynı filmi gösteriyorlar. Aynı filmi gösteriyorlar ki, herhangi bir şeyin değişeceğine ilişkin bir umudumuz varsa o da kırılsın diye... Ne zaman iyimser bir hava esse, Türkiye'nin çözülmesi istenmemiş sorunlarından sadece bir bölümünün çözülme ihtimali gündeme gelmiş olsa, çok geçmeden aynı filmi izlettiriyorlar bize. İstemesek de yapıyorlar bunu. Türkiye insanının makus talihi olmuştur bu rezil 'film'i sürekli izelemek zorunda kalmak... Kimileri, güya böyle bir filme karşı imişler gibi "Yeniden aynı filmi görmek istemiyoruz" diyorlar. Kimileri de "Bu rezil filmin üstünde çok fazla durmuyormuş gibi" yaparak, sanki bu filmin yapımcılarını, yönetmenlerini ve tezgahlayıcılarını bu işi yapmaktan caydırabileceklerini sanıyorlar... Yıllardır aynı filmin gösteriliyor olmasında kendilerinin hiç kabahati yokmuş gibiler... Ne zaman Avrupa Birliği'e tam üyelik meseleleri gündeme gelse, ne zaman demokratikleşme ve Avrupa kriterlerini benimseme yolunda çabalar yoğunlaşsa, ne zaman bazı sorunlarımızın çözülmesi için bazı girişimler olsa, yani ne zaman Türkiye'nin özgürleşmesi ve refaha yönelmesi yolunda umutlar doğsa, aynı 'film'i izlettiriyorlar... Evet, AKP seçim öncesi ortaya çıktı ve ,"Size aynı 'film'i izlettirmelerine artık engel olacağız" dedi. "Bu 'film'den yaka silken ve bir daha görmek istemeyen yığınlar da, gittiler devlet zulmünden kurtulabilme, özgürleşme, ve karınlarını doyurabilmek umudu adına oylarını, AKP'ye verdiler. Tabii ki, bu vekaletin içinde, bu 'film'den sorumlu olanların, bu filmi halka zorla izlettiren mekanizmaların değiştirilmesi talepleri de vardı. AKP hükümet olunca, memleketin çözülmeyen sorunlarını hayat kaynakları olarak gören 'film'cilerden devreden sorunları kucağında buldu. İki sorun da, -AB ve Kıbrıs- Türkiye'nin özgürleşmesi, hukuk devleti olması ve şampiyonlar liginde oynayabilmesi bakımından en önde gelen sorunlardan ikisi. Aslında ikisi de birbirine bağlı. Aslında çözülmeyen sorunların hepsi birbirine bağlı. Biri çözülse diğerleri arkadan gelecek, kimse artık o 'film'i izlemek zorunda kalmayacak. AKP, AB için elinden geleni yaptı. Bana göre fazlasını bile yaptı. AB'ye girilmesin diye el sürülmemiş bir mesele için, elde edilecek sonuçların bence en iyisini de elde etti. Bilirsiniz, 'film'ciler, hep, "Türkiye AB'ye girerse bölünür" diyorlardı. Son zamanlarda bu konuda sesleri pek çıkmıyor... Bu konuda fikirleri mi değişti? Hayır. Bu konuda öyle düşünenler tasfiye mi edildi? Hayır. Hepsi yerlerinde duruyor. AKP iktidarının tökezlemesini ve geri adım atmasını bekliyorlar. AKP'ye geri adım attıracak konu ise Kıbrıs... Ve AKP, göz göre göre, ağırlaştırılmış film çekiminde olduğu gibi, tökezlettirildi. Kıbrıs meselesini çözmesi Denktaş faktörü öne sürülerek engellendi. Film kadroları aynı... Herşey aynı. Niye düşünceleri ve tavırları değişsin ki? Şimdi yine ayni şekilde o menhus 'film'in bir başka versiyonunu sahneye koymaya hazırlanıyorlar. Terör bölümünü... Son siyasi cinayetle demek istiyorlar ki: "Bu Kıbrıs gibi meselelere falan al atmasanız iyi olur" Kıbrıs öyle bir konu ki, ve Denktaş bu konuda öyle bir figür ki, ne zaman çözüm yolunda umutlar belirse cenazeler kalkıyor. Devlet içinde, Kıbrıs'ı çözmek yerine, dünyaya savaş açmayı tercih edenler oluğu söyleniyor. Kıbrıs siyasi tarihi de, -anavatanda olduğu gibi- Kıbrıs sorununun çözülmesini isteyen ve çözüm önündeki en büyük engel olarak da Denktaş'ı gören aydınlara yönelik siyasi cinayetlerle dolu... Hiçbirinin de faili bulunmamış... Tıpkı anavatandakilerde olduğu gibi... Bunun dışında, Türkiye'nin meselelerinin çözümü konusunda adım atmak isteyen AKP'ye yönelik 'derin' hamlelere bakalım... Soğuk savaş artığı Denktaş hasta yatağında çözüm olmasın diye aslanlar gibi savaşıyor. Dışişleri'nin bir bölümü, sanki başka bir hükümetin emrinde çalışıyor havasında.. (Gerçeği de bu galiba) Cumhurbaşkanı'nı hadi bu katagoriye sokmayalım ama, netice olarak o da şimdi 'film'cilerle aynı cephede... Türkiye'nin şu anda en gerici kurumu olan YÖK ve Kemalist rektörler hükümete savaş açmış durumda. Sebebi, AKP'nin bazı şeyleri tamamen değiştirmek ve toplumsal barışı getirmek istemesi. Hepsinin arkasında malum odaklar var. Cesaretleri oradan geliyor... Bu arada başka cephelerden de saldırlar beklenmeli. Memleketi bu hale getiren ve her türlü çözümü engelleyen bu kadrolarla bir değişim nasıl sağlanacak? Bütün amaçları, AKP'yi iktidar yapmamak ve uygun bir şekilde hükümetten de uzaklaştırmak. Allah için, AKP de onlara her türlü kolaylığı gösteriyor. Bizzat içlerinde, "Gelin biz şu işi 'film'cilerle birlikte yapalım" diyenler var... Bu amaçla bazı yasalar yumuşatılmaya çalışılıyor. Hâlâ açlık grevlerinden ölümlere kayıtsız kalıyor ve cezaevlerinin ayrı bir zulum makanizması olarak çalışmasına göz yumuyor. Hâlâ direnen bürokrasiye karşı önlemler alınamıyor. AKP, o malum 'film'in yeniden ve zorla gösterilmesini engellemek istiyorsa, öncelikle Kıbrıs meselesini halletmek ve bu yolda gerekirse Denktaş'ı tasfiye etmek zorunda... Denktaş'ı tasfiye etmek ve Kıbrıs meselesini çözmek, bana kalırsa yeni bir devlet kurmak kadar önemli bir mesele. AKP tarihe geçecekse, bunu yaptığı için geçecektir... Aksini söylemeye dilimiz varmıyor...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |