|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
LEFKOŞE - Üç hafta sonra yeniden Kıbrıs'tayız ve bir kez daha ısrarla ve inatla "çözüm" isteyen kalabalıkların, ama "gerçek" kalabalıkların haykırışına tanık oluyoruz. Kıbrıs, Annan Planı açıklandığı günden beri hem Ada'da çözümü, hem de Avrupa Birliği yolunu açacak imzanın atılması için istim üzerinde bulunuyor. İki miting arasında, Kıbrıs sorunu için çok önemli bir fırsat olan Kopenhag Zirvesi yaşandı, tarihi dönemecin ilk aşaması boşa geçirildi. Ama, hemen ardından ortaya konan yeni uzlaşma hedefi 28 Şubat ve Tayyip Erdoğan'ın bir sürpriz yaparak, çözüm yolunu açma ihtimali umutları yeşertti. Açıkçası bu iki umut Kıbrıs Türkü'nü hem ayakta tutuyor, hem de "ayaklandırmış" bulunuyor. Yani, 5 yıl önce Türkiye'ye kâbus yaşatan meş'um 28 Şıbat tarihi, BM takviminde anlam değiştiriyor ve Ada'da umudun adı haline gelmiş bulunuyor. Geçen birkaç haftada yaşananlar bununla sınırlı değil... 40 yıllık çözümsüzlük politikası gibi, o politikanın "milli şef"i, Denktaş da eriyor. İlk mitingte biraz ürkek, biraz saygı ve biraz korku karışımı tek tük söylenen "Denktaş istifa!" sesleri şimdi artık bütün meydanı kuşatmış bulunuyor. Bu arada, Denktaş'la aynı politik paralele düşen CHP lideri Deniz Baykal da "yuh"lardan nasibini alıyor. Çünkü, Kıbrıs'ta kimsenin barışa direnen, çözüm için ayak sürüyen, hamasete sığınan ve mutlu bir gelecekten haber vermeyen sözlere tahammülü kalmamış bulunuyor. Kıbrıs artık, barış sağlanamazsa Denktaş'ın da ayakta kalamayacağı bir döneme adım atıyor. Sendikalar, dernekler ve CTP, TKP ve YBH gibi partilerin oluşturduğu "Bu Memleket Bizim Platformu", dünkü mitingte 20 binin üzerinde insanı toplayarak Kıbrıs'taki siyasi kırılmayı yani; "Ankara-Lefkoşe hattindaki iktidar"la Kıbrıs halkı arasındaki politik makasın ardına kadar açıldığını ilan etti. Türkiye'de 7-8 milyon kişinin katıldığı bir miting düşünün.. İşte o kadar önemli bir buluşma yaşandı Ada'da... Herkes bir ağızdan, Denktaş'a ve artık Ada'da her analizde mutlaka anılan "derin devlet"e Annan Planı'nın imzasının 28 Şubat'a yetişmesi için derhal masaya oturulması çağrısında bulundu. İnsanlar, "Kıbrıslı'ya rağmen Kıbrıslılık" yapılmasına isyan ediyorlar. 1968 Beyrut buluşmasından beri Klerides'le karşılıklı oturan ama bir çıkış üretemeyen, belki de üretmek istemeyen Denktaş'ın bugün kapıları zorlayan çözüm için "vakit yok" mazereti artık kötü bir espriden ibaret kalıyor. Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, "Erdoğan ve Gül derin devleti aşarsa bu sorun çözülür. Süreç de ancak böyle aşılabilir" diyor. Talat, son rotüşlerle ortaya biraz daha lehimize bir metin çıktığını, masaya "iyi niyetle"oturulursa planın ruhunda olan, "en az göç, en yüksek tatmin" hedefinin tutturulabileceğini belirtiyor. Gerçekten de Türk tarafından yükselen itirazlar sonucunda plan, Güney'den Kuzey'e geçecek Rumlar'ı hem sayısal olarak hem de siyasal haklar açısından kısıtlayan bir şekilde yeniden düzenlendi. Yani toprak oranı dışındaki en büyük itirazımız hemen hemen ortadan kalkmış oldu. Peki ya toprak! Yani KKTC'nin halen yüzde 37 civarında sahip olduğu toprakların yüzde 28.5'e inmesi konusu... Toplumcu Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Hüseyin Angolemli (bu ilginç soyadı Angolem isimli Türk köyünden geliyor), "Denktaş, 1983'te toprakta yüzde 29+'ya kadar inebileceğimizi açıkladıktan sonra halk da artık bunu benimsedi" diyor. Amgolemli bir şey daha ekliyor: "Yıllardır hep siyasi eşitlik, eşit egemenlik ve Türkiye'nin garantörlüğünü istedik. Plan bize bunların hepsini sağlıyor..." Kıbrıs'ta umudun yol haritası artık belli... 28 Şubat'a kadar imza, 30 Mart'a kadar Türk ve Rum kesimlerinde referandum ve 16 Nisan'da da Denktaş ve Klerides'in AB'ye giriş belgesini birlikte imzalamaları. 7'den 70'e herkes gelecek için bu haritanın kılavuzluğuna güveniyor. Çözüm için, arkadaşları Hasan İnce, Mustafa Damdelen ve diğerleriyle geceli gündüzlü çalışan Ticaret Odası Başkanı Ali Erel de "Çocuklarımızı bu ülkede tutmak istiyorsak masaya oturmalıyız" diyor. Erel'in çocukları Didem, Cemre ve Derviş ile Ticaret Odası'nın "AB savaşçısı" Derya Beyatlı ve genç arkadaşları da zaten, kendi gelecekleri işin kolları sıvıyor ve sadece iki saatte 10 bin imza toplamayı başarıyorlar. "imzakampanyasi@yahoo.co.uk" adresinde de herkesten destek bekliyorlar. Kıbrıs bugün, harcanan 40 yılın ardından tarihinin en önemli tercihiyle karşı karşıya bulunuyor. Ve maalesef seçenekler de "olmak ya da olmamak"tan ibaret görünüyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |