T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Ak Parti, yeni bir 28 Şubat getirir mi?

Seçime doğru vakit azaldıkça, Türkiye'nin 3 Kasım'dan elde edeceği faydayı azaltmaya yönelik zihin karıştırıcı çabalar da hız kazanmaya başladı. Seçimin beklendiği gibi yenilenmeye değil, politik karmaşaya hatta kaosa yol açacağı fikri üzerinden yapılan halkla ilişkiler faaliyetleri, diğer bütün iyimser projeksiyonlara baskın çıkartılıyor. Daha sandık kurulmadan, sis makineleri faaliyete başlamış bulunuyor. Özellikle, Ak Parti'nin oy potansiyelinin kristalize olmasından sonra, görüş mesafesini azaltma çabalarının daha da artacağı anlaşılıyor.

Bütün bunlar bir anlamda, Türkiye'nin sorunlarını demokrasi aracılığıyla çözemeyeceği, millet iradesinin krizleri aşmaya yetmeyeceği sabit fikrinin uzantılarıdır. Bu fikrin son yenilenme tarihi de 28 Şubat 1997'dir. Nitekim, seçimin önemini azaltmaya ve seçim sonrası tabloyu flulaştırmaya yönelik girişimlerin ilki ve en önemlisi de AK Parti iktidarında yeni bir 28 Şubat ihtimalinin doğabileceği senaryosunun yayılmasıdır.

Önce şunu söyleyelim. Bu ülkede 28 Şubat'ın hemen öncesindeki baskıların ve demokrasiye yönelik kısıtlama girişimlerinin hayaleti, o dönemi kuşatan korku senaryolarının referansı 12 Eylül dahil, bütün eski darbelerdi. Darbe retoriği, siyaset dışı güçler marifetiyle siyaset üzerinde acımasızca ve sonuna kadar kullanılmıştı.

Bugün ise, değişen roller tabloyu tam anlamıyla dramatikleştirmiştir. Çünkü, herhangi bir derin güç odağının avazı olmadığı halde; bizatihi meşru, legal siyasi güçler yani siyasi partiler, meydanlarda hedefinde Ak Parti'nin bulunduğu yeni bir 28 Şubat korkusu yaratmaktadırlar. Bu korku üzerinden de oy devşirmeye çalışmaktadırlar. İlginçtir, aynı korku senaryosu bir seçim önce yine meydanlardaydı ama o zaman daha nazik ifadeler kullanılıyordu. 19 Nisan 1999 seçimleri öncesinde Fazilet Partisi'ni geriletmek için "istikrar" silahı kullanılıyordu.

Bu saatten sonra, yeni bir 28 Şubat iddiasını değil düşünmek ve yaymak, terennüm etmek bile hem siyasal ayıp, hem de ahlaki bir zaaftır. Hele hele, bunu meydanlara taşımak, seçmen tercihleri arasına asker ya da derin devlet korkusunu bir faktör olarak dahil etmeye çalışmak tehlikeli bir oyundur.

Nitekim, Akart Akademik Araştırmalar Şirketi tarafından yapılan bir araştırma bu tehlikeli oyunun ipuçlarını ortaya koyuyor. Şirketin, seçim için yaptığı araştırmada deneklere yönelttiği sorulardan birisi de şu: "Muhtemel bir AKP iktidarında yeni bir 28 Şubat'la karşılaşılabileceğini düşünüyor musunuz?" Seçmenin yüzde 60.6'sı "hayır böyle bir şey olmaz" diyor. Yüzde 38.3'ü ise "Türkiye bu sürece girer" şeklinde cevap veriyor. Bu dağılım çok ürkütücü değil, çünkü yeni bir 28 Şubat sürecine ihtimal veren kitlenin aslında bunu "politik analiz"den çok bir "politik aidiyet"e hatta "politik fanatizme" dayandırdığı kolaylıkla anlaşılıyor. Yani, seçmen oy vereceği partinin lideri gibi bu acımasız ve tehlikeli oyuna ortak oluyor. Nitekim, bu sürecin yaşanacağına ihtimal verenler kümesi CHP, DSP ve MHP'ye oy vereceğini söyleyen seçmenlerden oluşmaktadır. Üç parti liderinin dilindeki nakaratın bir ölçüde seçmene de malolmasının, siyasal değil ama sosyal açıdan can sıkıcı bir durum olduğunu belirtmek gerekiyor.

Akart'ın anketinde 3 Kasım'a ilişkin ortaya çıkan bir başka kaygı verici rakam, "seçim sonrası kurulacak hükümete ilişkin düşünceler" başlığı altında sıralanıyor. Biraz geçmiş dönemin yarattığı tahribattan, biraz da siyasetin yıllar içinde gerilemesinden dolayı olacak, seçmenlerin yüzde 42,6'sı uzun ömürlü bir hükümetin kurulabileceğini ummuyor. Yüzde 27.7 bu konuyla hiç ilgilenmezken, sadece yüzde 18,2 uzun süreli bir hükümete ihtimal veriyor. Bu dağılımdan anlaşılan, post-28 Şubat dönemin yarattığı özel depolitizasyonun derinleşmekte olduğudur. Seçmen, sahip olduğu oy gücünün sınırını zihninde daraltıyor ve kendi iradesinden çok sistemin üreteceği hükümet seçeneklerine rıza gösteriyor.

İki farklı soru, iki farklı bilgi... Türkiye, şimdiden sonra bunları konuşacaktır. Önemli olan korkular falan değil, siyaset kurumunun 3 Kasım'da alacağı onay ile bu kaygıları giderebilme becerisini gösterebilmesidir.


22 Ekim 2002
Salı
 
MUSTAFA KARAALİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED