T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Biri tutmuş, biri kesmiş...

"İhanet tek başına olmaz" diye bir söz var; çünkü içine sindirme güçlüğü çeker insanlar. Başkalarıyla birlikte olursa, ihanet bile daha kolay hazmedilir.

"Seçime engel olmak" ihanet mi, tartışılabilir. Ama, partilerin seçimi engelliyor gözükmekten bu kadar korkmalarına, hem seçimi engelleyici adımlar atıp hem de "aslında biz de seçime taraftarız" demelerine bakılırsa, seçmen nazarında, "ihanet"ten daha masum görülmediği de farzedilebilir.

İşte şimdi o oyun oynanıyor:

Biri tutmuş, biri kesmiş, biri pişirmiş, biri yemiş....

Seçime bir buçuk ay kalmış

Her şey seçime endekslenmiş.

Ve kimi çıkışlar...

Bu ortamda seçimin önüne geçecek her şey, ne kadar masum gözükürse gözüksün seçim korkusuna bağlanmaz da ne yapılır?

En başta MHP'nin çıkışı... AB yasaları için Anayasa Mahkemesine başvurmak, ardından Abdullah Öcalan'ı İmralı'da tuttukları gerekçesiyle Ecevit ve iki Adalet Bakanı hakkında "teröriste yataklık"tan suç duyurusunda bulunmak...

Ne bu? Apaçık bir seçim korkusu... Ben MHP'nin barajı geçeceği iddialarını hep ihtiyatla karşıladım. Kahramanmaraş'ta, MHP'ye sempati duyan ve şehrin nabzını okuyan birisi, MHP'nin oylarının beşte bire düştüğünü söyledi bana... Konya'da bitmiş MHP. Bütün yurttan böyle haberler geliyor. Teşkilat yoklamalarının, Bahçeli'nin yıldızlarını nasıl birer birer kaydırdığı ortada... Seçim sonuçlarından emin değil MHP. Seçime gidilecekse, çıkış için tek umudu, AB ve APO işini kaşımak. Onun da prim yapacağı kuşkulu. Ecevit ve iki Adalet Bakanı, teröriste yataklık yapıyormuş... Alın size suç duyurusu... MHP dışındaki 6 parti ihanetin içindeymiş... Aynı hükümetin ortağısınız ve varsa bir ihanet paylaşmıyorsunuz... Nasıl mantık bu? MHP, ANAP'la kapışırken bile, provokatif biçimde ANAP'ın seçimi erteletme hesabına katkıda bulunduğunu görmemek mümkün mü?

ANAP... Baraj korkusu en çok ANAP için kimya bozucu bir nitelik taşıyor. Koca parti erimiş, bitmiş... Ve o da AB yasalarını ve MHP'nin tavrını kullanıp, seçimi bir biçimde erteletmenin hesabı içine giriyor. MHP'yi hükümetten çıkarmak, mevcut hükümeti düşürmek, yerine AB'yi destekleyen geniş tabanlı hükümet kurmak, ve bunları seçime beş kala yapmak... bunların hepsi macera, hepsi Türkiye için birbirinden vahim batak...

DYP... DYP barajın kıyısında köşesinde dolaşıyor. Acaba altında mı üstünde mi? Üstünde olduğundan eminse Çiller, neden bir o yana bir bu yana ittifak arayışları içine girer? Baraj endişesi var ve bu yüzden Çiller de ikircikli bir tutum içinde... Bir yandan "seçimin ertelenmesi yolunda hiçbir girişimle birlikte olmayız" diye net bir tavır sergilerken, işin içine hükümet ve Çiller'e vadedilen muhtemel başbakanlık yemi girince, hesaplar değişiveriyor. "Sorunları çözecek bir hükümet kurulacaksa... neden karşı çıkalım!!!" Ülkeyi seçim sath-ı mailinden alıp sorun çözmek... Bir buçuk ay içinde nasıl olacak bir yeni hükümet ve Çiller nasıl sorun çözecek? Ya da Çiller, seçim konusunda gerçekten samimi ise, "Bundan sonra biz seçimlerden önce hiçbir hükümet kompozisyonu ile ilgilenmeyiz" diye bir açıklama yapmaz?

Saadet Partisi'nin gensorusu... "Bu hükümet çok günahlar işlemiştir, öyleyse düşürülsün..." Bu hükümetin çok günahlar işlediği doğru, düşürülmesi gerektiği fikri de paylaşılabilir. Ama seçime bir buçuk ay kala mı? Bu talebin de mantığı sadece seçimleri engellemekle ilgili olabilir. Özellikle Saadet açısından bu hükümeti düşürüp, yerine yeni bir hükümet kurmanın birebir getirisi yok; seçim öncesinde ortaya çıkacak karışıklık bir getiri olarak görülmüyorsa... Saadet sözcüleri, "sırf seçimi erteletmek için gensorunun kullanılmasına razı olmayız" deseler de, "Ama hükümet düştükten sonra sorun çözecek bir hükümet kurulacaksa, ona da olumlu bakarız" diyerek, çok esnek ve seçimi dışlayan bir tavır sergilemiş oluyorlar.

YTP, Derviş'in CHP'lileşmesinden sonra prematüre bir nitelik kazandı, dolayısıyla onun için seçim zor.

Şu andan sonra seçimden başka çıkış yoktur, seçimden başka her şey net bir kaos çağrısıdır.

MHP'nin Öcalan ve Anayasa Mahkemesi çıkışı ile hükümet içi sancıyı derinleştirmesi de, ANAP'ın yeni hükümet formülleri arayışı da, DYP'nin "yan canibime koy" davranışları da., Saadet'in gensorusu da...

Seçimin bile ne getireceği tartışılabilir ama, seçimden vazgeçtikten sonraki dönemin kaostan başka bir sonucu olmayacağı kesindir.


12 Eylül 2002
Perşembe
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED