|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İngiltere'den gelen bir e-mailde "lütfen ismimi mahfuz tutun" diyen bir okurum şunları yazmış. Hiç ilişmeden aynen koyuyorum. Bir okuyun bakalım siz de hak verecek misiniz? "Sayın Can Bey, Ben İngiltere'de yaşayan ve kendi işini yapan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. 3 Eylül tarihli "Fındık birim fiyatları" ile ilgili yazınızı okudum. "Üçüncü sınıf işlerle birinci sınıf devlet olunur mu?" sorusuna, buradan çağrışım yapan bir ifade ile cevap vereyim: İngilizce'de "peanut" diye bir kelime vardır, esas anlamı "yerfıstığı" olmakla beraber, argoda "çok küçük miktarda para" anlamına gelir. Bu doğrultuda burada söylenen bir söz var: "If you pay peanuts, you get monkeys." Türkiye'de gizli bir güç, hakim zümrenin dışında kalan insanların ticaret yapmasını, ekonomik olarak gelişmesini, devleti kullanarak kasten engellediği için böyle tıkanıklıklar da normaldir. Olaya halk açısından bakılırsa, "aman bedeli fıstık leblebiyle ödeyeyim" diyen halk da, karşısında maymun bulacak tabii, bu kadar basit. Önce insanların kendileri kaliteli olmak isteyecek, kalitesizlikte ısrar edeni de her türlü riski alıp elimine edecek. Yoksa daha çoook beklerler Amerika'dan bir Derviş daha gelsin de bizi kurtarsın diye. He ya, Derviş (ya da Ali ya da Veli, ya da ben, isim önemli değil) kerizdi de, onca yoldan gelecek, bütün bağlantılarını kullanacak, parayı bulacak, getirip bunlara verecekti de, bunlar da, çok affedersiniz, ürkek kıçlarının üzerine oturup afiyetle yiyecekler, sonra "vay be, görüyongu? Getti Avropa'da Ameriga'da böyük adam oldu, he vallahi yauv, acep bizim oğlana da Birlik'te bi iş ayarlar mı?" diye torpil arayacaklardı. Çoook beklerler. Öyle bir millet ki, herkes yetki ister ama kimse sorumluluk almak istemez. Öyle tepede bir baba, her şey ondan sorulur. Yemek ne zaman yenecek, tuvalete ne zaman gidilecek onun iznini bile o verir. İki bin yıllık Türk hiyerarşisi mantalitesiyle devam ediyor insanlar. Ağa-Maraba, Sultan-Kul zihniyeti bu. Adam hâlâ "işçisin sen işçi kal" düsturunu kabullenmekte direniyor. Maraba doğmuş bir kere, üniversite de okusa, doktora da yapsa o köle duygusunu kafasından atamıyor. Bir Başbuğ'a, bir Hoca'ya, bir Karaoğlan'a, bir Baba'ya muhtaç, onsuz yapamıyor. Önce Fatih Sultan Mehmet, beş yüz yıl sonra da Mustafa Kemal bu milletin hayrına o kadar eleştirilmeyi göze alıp değiştirmeye çalıştılar şu geleneği de, bir türlü değişmek istemedi milletin kendisi. Hâlâ aynı terane, herkes kendisini devletin bir malı olarak görüyor bilinç altında. Bir türlü devletin gerçek sahibi olduğunu idrak edemiyor, kafası almıyor. O yüzden her fırsatta yağmalamaya kalkıyor. Tepedeki "höött" dedi mi hemen hamam böceği gibi kaçışıyor. Oy verdiği başbakanı dışarıda asarlarken, kendisi perdelerini kapayıp Fatiha okumakla yapabileceğinin en fazlasını yaptığına kendini inandırabiliyor. Dünya çapında petrole zam geldiğinde Fransa'da, İngiltere'de insanlar benzin istasyonlarını işgal edip hükümete kafa tutmak için sokaklara dökülürken, aynı gün Türkiye'de insanlar sokaklara "En büyük Cimbom!" demek için dökülüyor. Kendi içinden birileri haksızlığa karşı ses çıkartmaya kalktığında da "sus, hain, ekmeğini yediğin devlete millete bunu nasıl söylersin!" diye ona çıkışıyor. Nasreddin Hoca-Timur hikayesi arkasını boşaltıyor (bu arada böyle bir darb-ı mesel de başka bir millette ve kültürde yok, sadece bizde var). Uğruna yazarkasa fırlattığı değerleri ayaklar altına alıp daha hiçbir değişiklik beklemeden g.t korkusuyla özür dileyip el ayak öpüyor. "Allahsız tosbağa komonist" dediği adam, sendikalar birliği yürüyüşüne 15 bin üyeyle gelirken, kendi "dindar muhafazakar" sendikasından onbeş kişi zar zor geliyor. (Bu da belgeyle sabit, isterseniz getireyim). Aradaki fark bu. Hâlâ görmemekte ısrar ediyorlarsa ne yapalım yani? Beter olsunlar... Daha fazla söze gerek yok, anlayan anlıyor zaten. "Ne kadar fıstık, o kadar maymun..." Affedersiniz düzelteyim; "ne kadar ekmek, o kadar köfte." Ya da "öyle saça böyle tarak." Hiç kimse alınmasın. Saygılar. "
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |