T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Ankara'da son tango

11 Eylül gibi her bakımdan önemli bir tarihi, ilân ettiği seçim takviminde aday listelerinin teslim günü olarak belirleyen Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) târizim var. Mesut Yılmaz'ın atağını o tarihe denk düşüreceğini hesap etmeliydi YSK... 11 Eylül olayını bir yıl sonra ağız tadıyla anmamızı engellediği için Mesut Yılmaz'ın da alacağı olsun...

Haberi ilk Washington duydu. Önemli bir kuruluşta görevli bir dostum, "Mesut Yılmaz konusunda uyarmanı unutmadım" demek için aradı. Görüştüğüm herkese, bir süreden beri, tahlillerimi aktardıktan sonra, "Ancak, Mesut Yılmaz faktörünü unutmayın" uyarısında bulunuyorum... Görüştüklerim ve tabii bu sütunu sürekli izleyenler, bu yüzden, ANAP liderinin son çıkışına şaşırmadılar...

Mesut Yılmaz hayranlıkla izlediğim bir politikacı. Kendisinden önce de yabancı meslektaşlarına parmak ısırtacak politikacılar çıkardı bu topraklar; ancak hiçbiri Mesut Yılmaz'ın eline su dökemez... İtiraz edip "Ya Süleyman Demirel" diyecekler, Çankaya Köşkü'nde beş yıl daha oturmak isteyen Demirel'in yeniden Güniz Sokak'a dönmesini kime borçlu olduğunu düşünmeliler... Doğrudur yanlıştır bilemem; ama bildiğim, Süleyman Bey'in kendisini açıkta bırakan süreçten Mesut Bey'i sorumlu tuttuğu...

Süleyman Demirel'in bir dönem daha Çankaya'da kalması gerektiği fikrini ilk ortaya atan da, bu amaçla '5+5' formulünü ilk seslendiren de Mesut Yılmaz'dı. Anayasa değişikliği sırasında ANAP'lı milletvekillerini zorlamayarak formulü boşa çıkartan da o oldu. Bir ara, İsmet İnönü için, "Kafasında kırk tilki dolaşır, kırkının kuyruğu da birbirine değmez" denirdi. İsmet Paşa'ya oturan bir benzetme... İsmet İnönü'nün kafasında kırk tilki dolaşır idiyse, Mesut Yılmaz'ın kafasındaki tilki sayısının en az elli olması gerek. Onun tilkilerinin kuyrukları da birbirine değmiyor...

Yaşı hatırlamaya müsait olanlar, Mesut Yılmaz'ın ANAP genel başkanlığına tırmanması olayını gözlerinde canlandırsınlar... O zaman çok daha yakın olduğu 'milliyetçi' bir yazarın antrenörlüğünde, kendisini kongreye ısındırmıştı Mesut Bey... Yaşar Okuyan'ın düzenlediği bir basın toplantısında, 'milliyetçi yazar dostu' tarafından hazırlanmış, içinde Nurettin Topçu, Remzi Oğuz Arık, Necip Fazıl gibi isimlerin bol geçtiği bir metni okumuştu...

ANAP delegelerinin kendisine geçit vermeyeceği bilincinde olduğu için, dengeleri değiştirecek girişimlerine tanık olundu. Semra Özal'ın İstanbul il başkanlığına heveslenmesi, Ahmet Özal'ın devreye sokulması o yönde adımlardı. Bu arada, kongrede aday olduğu taktirde genel başkanlığa seçilebilecek Hasan Celal Güzel'in itibarını zedeleyen 'Hande Olayı' yaşandı... Son darbe Güneydoğulu delegeler üzerinden vuruldu; Yıldırım Akbulut'la beraber duran biri, bakanlık sözü verilerek delegeleriyle birlikte karşı kampa çekildi.

1983'te partisini kurmak üzere çalışmalara başlayan Turgut Özal'a, "Kabiliyetli bir gençtir" diye tanıtılan Mesut Yılmaz, Özal Ailesi'nin katkıları ve Turgut Bey'in göz yummasıyla, ANAP'a lideri oldu...

Önceden kulaklara kar suyu düşürülmese, "Mesut Yılmaz sürpriz aday" yayınlarımız MHP tarafından ciddiye alınıp Meclis önünde erketeye yatılmasaydı, Süleyman Demirel'in önünün kesilmesinden sonra Çankaya'ya da çıkabilecekti Mesut Bey. Cumhurbaşkanlığına adaylık koyma süresinin son saatlerinde Sadi Somuncuoğlu ile bazı MHP milletvekilleri arasında çıkan itişme-kakışmayı herhalde hatırlarsınız. MHP'liler orada adaylığını engellemek üzere Mesut Yılmaz'ı bekliyorlardı; Somuncuoğlu tesadüfen tartışmanın tarafı oldu...

Bugün, bütün anketlerin baraja takılacağını göstermesiyle birlikte, ANAP'lılar birkaç tür tepki verdiler. Bazıları, daha rahat seçileceklerine inandıkları partilere kapağı attılar. Bazıları, akılları hâlâ Meclis'te olduğu halde siyasete veda etmeyi yeğlediler. "Mesut Bey bizi bu durumdan kurtarmanın yolunu mutlaka bulur" diyenler ise içeride kaldı.

Ben, iflâh olmaz eski bir 'Mesut Yılmaz hayranı' olarak, büyük bir heyecanla onun nerede sahneye gireceğini, elindeki kartları nasıl oynayacağını bekleyip durmaktaydım. Elbette, ANAP genel başkanlığına yürüdüğü sırada elinin altında tuttuğu kartların, yoldaş olarak seçtiği dostların, kullandığı argümanların çoğuna bugün sahip değil. Onun gibi 'becerikli' politikacılar, başarılarının her safhasında, farklı 'dostlara' dayanırlar... Politikada her kullanılan kart artık kullanılamaz hale gelir... Mesut Yılmaz şimdiki girişiminden beklediği sonucu alamazsa, bunun sebebi, ANAP liderinin 'beceriksiz' oluşu değil, elinde kullanabileceği pek az kart kalmasıdır...

Elinde bir önemli kart var: Tansu Çiller'in seçime başbakan olarak gitme arzusu... Bu yüzden, Ecevit'in başkanlığındaki hükümeti düşürüp yerine Çiller'li bir hükümet kurmaya çalışıyor... Kendisi nâmına 'güvendiği bir kişi'nin Özer Çiller ile Rodos'ta yaptığı ve fâş olduğu için unutulmaya terk edilen pazarlığın mutabakatı devreye sokuldu...

Bu defa işi zor... Tek 'hayranı' ben olmadığım, ustalığı artık çok kişi tarafından takdir edildiği için zor...

Bütün bunlara rağmen, siz yine de ihtiyatı elden bırakmayın. Mesut Yılmaz içeride manivela bulamazsa dışarıya başvurur. Yeter ki, sonunda kendisini aytakta tutacak sonucu alacağına inansın.


12 Eylül 2002
Perşembe
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED