T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

H A Y A T
Yüzyılın sorunu sağlık

Medya, bugüne kadar genellikle sağlık sektöründeki skandalları ve yaşanan dramları manşetine taşıdı. Hastane kapılarında uzayıp giden kuyruklar, ya da doktor hatalarından mağdur olmuş insanlar haber oldu hep. Sektörün devasa sorunları, çözüm önerileri nedense tartışılmadı pek. Bunun sebebi, belki de kronikleşen sorunların çözümünün pek mümkün görünmeyişiydi. Bugün sağlık sektöründeki sorunları masaya yatırdık. Radikal çözüm önerilerini tartıştık. Sağlık sorunlarına çözüm önerilerini konuştuk konuğumuz Dr. Turhan Çömez. 1965 yılında Bandırma'da dünyaya gelen Çömez, İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. Devlet ve özel sağlık sektöründe değişik kademelerde çalışan ve yöneticilik yapan Çömez halen Vakıf Gureba Hastanesi'nde genel cerrahi uzmanı olarak görev yapıyor.

Sağlık sektöründeki temel sorunlar ve çözüm yolları nelerdir?

En temel sorun, sağlık sektöründeki organizasyon bozukluğudur. Sektördeki sorunların pekçoğu planlı bir reorganizasyonla aşılabilecek niteliktedir. Türk sağlık sistemi, hâlâ 1928 yılından kalma kanunlarla idare edilmektedir. Bunların güncelleştirilmesi ne yazık ki bugüne kadar yapılamamış. İktidarların bu konuda hiçbir inisiyatif ve becerisinin olmadığını görmek üzüntü verici. Sağlıkla ilgili tüm mevzuat yeniden ele alınıp sadeleştirilmeli ve günümüze adapte edilmeli ki sektörün önündeki bürokratik ve mevzuata dayalı engeller kalkabilsin. Sağlık Bakanlığı'nın uzun yıllar değiştirilmemiş, yenilenmemiş, demode ve hantal bir yapıyla yönetildiğini görüyoruz. Tüm yönetim yeniden ele alınmalı ve bu reorganizasyon derhal hayata geçirilmelidir.

Ülkemizdeki bebek ölüm oranları hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Tabii. Sadece bebek ölüm oranlarıyla ilgili değil, doğumda beklenen yaşamla ilgili, hatta bazı ülkelerin sağlık harcamalarının bütçedeki payları ve yıllık kişi başına yaptıkları dolar bazındaki harcamalarıyla ilgili veriler de önemlidir gösterge olarak.

Türkiye'nin görüntüsü nasıl verilerden hareket ettiğinizde?

İçler acısı denebilir. Türkiye'nin sahip olduğu rakamlar demirperde ülkesi olarak adlandırılan ülkelerin bile gerisinde. Mesela Türkiye'de doğumda beklenen hayat süresi 70 yaş civarında iken, bu rakam Fransa'da 78, Japonya'da 80, Polonya'da 73, Bulgaristan'da ise 72. Türkiye'de insanların ortalama ömür beklentisi 70 iken, bir Japon bir Türk'ten 10 yıl daha fazla yaşayacak, yine bir Fransız 8 yıl, bir Bulgar 2 yıl fazla yaşayacak. Ortalama hayat beklentisi, tamam kaderle de bağlantılandırılabilir, ama bir ülkenin sağlık hizmetlerindeki kalitesiyle de doğrudan bağlantılıdır. Bu rakamlar Türkiye'deki, Avrupa Birliği'ne girmeye hazırlanan Türkiye'deki, sağlık hizmetlerinin yetersizliğinin çok açık göstergesi.

SSK, Bağkur gibi farklı sosyal güvenlik kurumlarının tek elde toplanması mümkün mü?

Koordinasyon sadece Sağlık Bakanlığı'nca yapılmalı. Yetkisini yerel yönetimlere devretmiş Bakanlık sadece, organizasyon, koordinasyon, yol gösterici, denetleyici, takip edici, politika üretici bir rol üstlenmelidir.

Yerel yönetimlere yetki devrinden bahsettiniz?

Devlet artık her alanda olduğu gibi, sağlıkta da küçülmelidir. Desantralizasyon mantığı ile yetki ve sorumluluklar yerel yönetimlere devredilmelidir. Sağlık Bakanlığı'nca yeni sağlık sisteminin devreye alınmasıyla tüm yerel yönetimler de buna entegre olmalı ve süratle kendi ihtiyaçlarını belirleyerek planlamalarını yapmalıdır. Yerel yönetimler kendi sınır ve sorumluluklarında bulunan alanların sağlık profillerini de dikkate alarak (coğrafi yerleşim, mevcut nüfus, nüfus artış oranları, hastalık profilleri) kısa, orta ve uzun vadeli yatırım programlarını belirlemeli. Fakat bu çalışmaların koordinasyonu Sağlık Bakanlığı'nın görüşü ile olmalıdır.

Ülkemizdeki tabip odalarının asli görevlerinin dışına çıkması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ülkemizde tabip odaları ne yazık ki siyasallaşmıştır. Bu kurumların siyaset dışı, demokratik, sağlık politikası üreten ve denetleyen rolleri ön plana çıkartılmalıdır. Her hekimin bu odalara kayıt yaptırması zorunlu olmalıdır. Tabip odalarının görev, yetki ve sorumlulukları yeniden düzenlenmeli ve fonksiyonel hale getirilmeli. Bu kurumlar, bulundukları bölgelerde hekimlerin haklarını korudukları gibi, hekimlerin çalışmalarını da denetleyebilmelidir.Yine bulundukları bölgelerin sağlık standartlarını yükseltmek, işleyişteki aksaklıkları sorgulayıp çözüm üretmek, gelecek dönemlere sağlık projeleri üretmek için çalışmalılar ve bu çalışmaları desteklenmelidir.

İlaçlardan alınan KDV oranının yüksekliği konusunda ne düşünüyorsunuz?

İnsan sağlığı için hizmet veren her sektörde KDV oranları azaltılmalı. Halen özel sağlık hizmeti veren kuruluşların hemen hepsi vergi oranlarının yüksekliği nedeni ile usulsüz ve kanunsuz yollara başvurmaktadır. Pekçok hastanın tedavisi kayıt dışı olarak yapılmaktadır. Kayıtsız ve denetimden uzak sağlık hizmetleri ise sakıncalar ve riskler içermektedir. Bugün özel sağlık sektörü pek çok eksiklerine rağmen devletin sırtındaki önemli bir yükü almaktadır. Son 20 yılda nüfus artışı dikkate alındığında devletin hemen hiç yatırım yapmadığı ve bu açığın özel sektör tarafından kapatıldığı görülür. Bu önemli gerçekler göz önüne alındığında özel sektörün vergi indirimi ile desteklenmesi şarttır. Bu sayede herşey kayıt altına alınmış olacağı gibi, hizmetler resmi ve denetime açık olarak yapılır hale gelecektir. Bu sayede toplanan gerçek vergi artacak, hizmetlere de kalite anlayışı hakim olacaktır.

Konumuzun dışında gibi gözükebilir, ama ben yine de sormak istiyorum. Bizim bir de Adli Tıp Kurumuz var...

Bugün modern dünyada medikal dedektiflik ve adli tıp kurumları suçlunun zamanında ve doğru olarak bulunabilmesi için son derece önemli fonksiyonlar üstlenmektedir. Ülkemizde bu kurum ne yazık ki modernize olamamış yıllar boyu siyasilerin etkisinden kurtulamamıştır. Adli Tıp Kurumu, tam özerk çalışan, tüm alt birimleri ile modernize edilmiş bir kurum haline getirilmelidir. Bu kurumun koordinasyonu Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Emniyet Müdürlüğü ile sağlanmalıdır.

Hastanelerde meydana gelen yığılmalara gelelim. Bunun temelinde sağlık personelinin mesaisinin düzenlenmesinde meydana gelen bir organizasyon eksikliğinin olduğu söylenebilir mi?

Bugün Türkiye genelinde hastanelerin fizik kapasitelerinin yetersizliği, doktor sayısının azlığı tartışılırken diğer yandan tüm mekanların ve medikal cihazların uygun ve rantabl kullanılamayışı gerçeği sözkonusudur. Halen ülke genelinde kapasite yetersizliği söz konusudur. Ancak bundan çok daha önemli olan bir gerçek ise bu kapasitenin çok uygunsuz kullanılışıdır. Bu amaçla, ülke genelinde, yeterli kapasiteye tam sahip olana kadar mevcut imkanların tam olarak kullanılabilmesi sağlanmalıdır. Bu da yerel yönetimlerin, hastane yönetimleri ile ortak alacağı tedbirlerle, mevcut imkanların 24 saat kullanılması şartlarının belirlenmesi ve uygulanması ile olacaktır. Böylece, hastanelerdeki kuyruklar kısa sürede azalacak, kapasite artacak, sağlık çalışanlarının gelirleri yükselecektir.

RÖPORTAJ: ALİ SALİ

 
Kalite standardı çok önemli
Söylediklerinizin gerçekleştirilebilmesi için herhalde teknolojiye de ihtiyaç olacaktir.
Muhakkak. Sağlıkta öncelikle merkezi bir otomasyona geçilmesi gerekmektedir. Tam bir otomasyona geçiş uzun yıllar alabilir. Ancak bu doğru ve olması gereken bir çalışmadir. Bu sayede sağlıkta maliyetler düşer, rantabilite ve kalite artar. Her vatandaşa verilecek bir sağlık numarasi ile (yenilenecek kimlik kartlarında bu numara olmalıdır) sağlık sorunları hızlı ve güvenilir şekilde tüm birimlerden takip ve koordine edilebilir. Ülke genelindeki tüm sağlık birimleri neredeyse tamamen kendi otomasyonlarına geçmiştir. Bakanlığın buradaki rolü eksikleri tamamlamak ve koordinasyonu sağlamak şeklinde olacaktir. Tüm sağlık profili ve istatistikler tam olarak bu sayede çıkartılabilir.
Bilimsel araştırmalara destek verilmediğinden de şikayet edilir. Bu şikayet sağlık sektörü için de geçerli mi?
Tabii ki geçerli. Türkiye'de her şey birbiriyle bağlantılı olarak ya iyiye gidiyor, ya da kötüye. Mesela bu konuda benim önerim de şu: Tüm hastanelerin bütçelerinden bilimsel çalışmalara pay ayrılmalı. Devlet hastanelerindeki bütçelerin belirlenen oranı bu çalışmalara tahsis edilmeli, karşılığında yapılmış olan konferans, kongre, toplantı deneysel çalışma, yurt içi ve yurt dışı yayınlar, dergi ve kitap çalışmaları bakanlıkça denetlenmelidir. Özel hastanelerin bilimsel çalışmaları için yaptıkları harcamalar, vergi dışı bırakılmalı. Tüm üniversitelerin bünyelerinde deneysel tıp araştırma enstitülerinin kurulması teşvik edilmeli ve bunlara özel fonlar oluşturmalıdır. Bu arada koruyucu hekimlikle ilgili de görüşlerinizi alsak...
Sağlıkta esas olan hastalanmadan tedbir almak ve hastalık oluşmuşsa erken davranmaktır. Bu sayede iş gücü ve zaman kaybını önlemek, maliyetleri azaltmak ana hedeftir. Sağlık Bakanlığı bu amaçla ülke genelinde tedbirler almalı, ciddi ve rantabl projeleri desteklemelidir.
ÜLKEMİZDE YEŞİL KART SİSTEMİ ÇÖKMÜŞTÜR
Yeşil kart sistemi var ülkemizde ve yine uygulamada şikayetlere konu olan bir sistem. Bu ülkede yaşayanların genel sağlık sigortası gibi bir uygulamaya geçmeleri gerekmez mi?
Emekli Sandığı, Bağkur, SSK ve özel sağlık sigortası şemsiyesi dışında bulunan tüm vatandaşlara merkezi yönetim ve yerel yönetimlerce belirlenen standartlarda sağlık sigortası yapılmalı. Bununla sıkıntıların birçoğu ortadan kalkabilir. Sosyal devlet vatandaşının asgari olarak sağlık ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür. Bugüne kadar yanlış uygulanan yeşil kart sistemi gündemden kaldırılmalı ve kademeli olarak yerel yönetimlerin desteği ile genel bir sağlık sigortasına geçiş yapılmalıdır.
22 Eylül 2002
Pazar
 
Künye
Temsilcilikler
Reklam Tarifesi
Abone Formu
Mesaj Formu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED