|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Demek ki dışarıdan bakınca öyle görünüyor. Epeydir ülkemizde yaşadığını bildiğim bir yabancı gazeteci, "Suç işleyenin cezalandırılmasına neden itiraz ediyorsun?" diye sordu bana. Tayyip Erdoğan, onun baktığı pencereden, İngilizce deyimiyle 'criminal activity' yapmış görünüyor olmalı... Kullandığı sözcüklere itiraz edince lâfı çevirip, "Senden bu cevabı almak için öyle sormam gerekiyordu" deyiverdi... Yüksek Seçim Kurulu (YSK), yalnız Tayyip Erdoğan, Necmettin Erbakan, Murat Bozlak ve Akın Birdal'ın adaylıklarını engellemedi; onlarla birlikte önleri kesilen 60 kadar kişi var... Kimi, TCK 312'den, kimileri Terörle Mücadele Yasası 8. maddeden, bazısı da cinayet, ırza geçme gibi suçlardan mahkum olmuş kişiler bunlar... Yabancı meslektaş, "Geçen seçimde de bu kadar çok adayın önü kesilmiş miydi?" diye sorunca, "Tayyip Erdoğan o zaman aday değildi ki" cümlesi dışında verecek bir cevap bulamadım... Benim gibi 'siyasi gerilim' romanları meraklısı, son hukuki keşmekeşte 'sağlam' durmuş, gazetesini de demokratik çizgide tutmuş bir meslektaş 'Red Rabbit' romanını kendisinden önce okuduğum için beni tebrik etti. Romanı piyasaya çıkmadan sipariş verip getirtmiş, okuyormuş... Duruşu sağlam olduğu için söylediklerine kulak verdiğim meslektaş dikkatimi bu seçimde çok fazla kişinin milletvekilliğinin engellenmesine çekti... Aday listeleri kesinleştikten sonra ortalığın iyice karışmasını bekliyor... "Bir o kadar kişi de, listelerde yer aldıkları halde, adaylıkları engellenenlerle aynı durumda oldukları için, milletvekili olamayacak; seçilseler bile milletvekillikleri düşebilecek" görüşünü aktardı bana... Bir okur, seçimlere katılan partilerden birinin internet sitesinden, aday olan genel başkanla ilgili bir kısa bilgi gönderdi... İstanbul 2. bölgeden aday olan ve YSK'nın önünü kesmediği lider için, kendi partisi, şu bilgiyi sunuyor: "1991 seçimlerinde TRT'de yapılan liderler açık oturumundaki konuşması nedeniyle Terörle Mücadele Yasası 8. maddeye dayanılarak verilen 14 ay hapis cezası infaz edildi. 8 Ağustos 1999'a kadar 10 ay 10 gün Haymana Cezaevi'nde kaldı. Daha sonra çıkan basın suçlarını erteleyen yasayla yeniden siyasal haklarına kavuştu ve 19 Ekim 1999 günü toplanan parti olağanüstü kongresinde genel başkan seçildi." YSK, bu liderle aynı durumdaki kişilerin adaylığını engelledi. İhtimal yok, ama seçilebilirse, küçük bir ihbar, liderin milletvekilliğinin sonunu getirecektir... Hayır, şimdiye kadar 'yasaklı' olduğunun farkına varılmadığı için Meclis'e girenlerin önünü kesecek olan Tayyip Erdoğan'a getirilen yasak değil... Bu defa, Merve Kavakçı'ya uygun görülen uygulama devreye girecek ve seçildiği sırada 'milletvekili yeterliliğine hâiz olmadığı' tespit edilenlerin milletvekilliği düşürülecek... Merve Kavakçı olayını hatırlayalım: FP listesinden Meclis'e giren Kavakçı'nın milletvekilliği, başı örtülü olduğu ya da kürsüye çıkıp yemin etmediği için düşürülmemişti. "Bu hanıma haddini bildirin" diyen Bülent Ecevit'in başında bulunduğu hükümet, önce 'izinsiz olarak ABD vatandaşlığına geçti' diye TC vatandaşlığını iptal etti, sonra da, seçildiği sırada 'TC vatandaşı olmadığı için' milletvekilliği 'yeterliliğine sahip bulunmadığı' gerekçesiyle seçilmesini geçersiz saydı. Bu konudaki son hükmü de, hatırlayacaksınız, yine YSK vermişti... Partisinin "Terörle Mücadele Yasası'nın (TMY) 8. maddesi yüzünden 14 ay hapis cezası" aldığını ilân ettiği lider sözgelimi; seçilebilirse, milletvekilliği sıfatı düşürülebilir biri. Tayyip Erdoğan'ın adaylığı engellenebilsin diye hukukun 'farklı' yorumlanması yüzünden bütün TCK 312 ve TMY 8. madde mahkumları 'milletvekili olamaz' duruma geldi; ilk elemeden geçip Meclis'e girdikleri taktirde, Merve Kavakçı'ya uygulanan yöntem onlar için de çalıştırılabilecek... Benim korkum, 3 Kasım seçimlerinden sonra oluşacak Meclis'in, 1789 Fransız İhtilâli sonrasında fazla mesai yapan giyotin yerine, 'Erdoğan-Kavakçı ölçüleri' giyotinine muhatap hale gelmesidir... Bülent Ecevit, 1980 sonrasında, askeri yönetime meydan okuduğu için birkaç kez hapse girmemiş miydi? Birileri, Ecevit'in bu geçmişini hatırlayıp cezasının "Affedilseler bile aday olamazlar" diyen anayasa maddesi (m. 76) içerisine girip girmediğini araştıracak, giriyorsa YSK'ya yapacağı ihbarla milletvekilliğinin sonunu getirebilecek... Geçen seçim sonrasında, bazı MHP milletvekillerinin, mahkumiyetleri yüzünden seçilemeyecekleri tartışmaları çıkmış, itham edilen milletvekilleri adli sicilden aldıkları "Kaydı silinmiştir" belgesini göstererek kendilerini savunmuşlardı. Erdoğan ve Erbakan'ın da elinde aynı belgeden olduğu halde, YSK, Yargıtay başsavcısının başvurusu üzerine, adaylığı engelleyici karar verebildi. Bunun anlamı, milletvekilliğine engel sayılan suçları işlemiş olanların, adli sicilden temiz kâğıdı alsalar bile, engelli durumlarının devam ettiğidir. Şimdiden 60 kişinin canını alan giyotin, esas seçimden sonra boyun kesecek... Hukuk işte böyle bir şey... Tek kişinin önünü kesmek için uyguladığınız kurallar, bir gün gelir, sizin korumak istediklerinizin de sonunu getirir. Hukuk, bu yüzden, iki tarafı keskin bıçağa benzetilmiştir... Yabancı meslektaş sanıyorum anladı...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |