T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
İki tarafı keskin bıçak

BRÜKSEL (Belçika)- Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerinde son aşamaya doğru hızla yol alınıyor. Altı ay sonra, AB, Türkiye ile ilgili 'kesin' kararını muhtemelen verecek; kararın olumlu olup olmayacağının ilk sinyali de, ekim ayı içerisinde açıklanacak 'ilerleme raporu' ile belli olacak...

Böylesine kritik bir eşikte Türkiye...

Türkiye gibi bir ülke için, AB, 'olmazsa olmaz' bir şart veya 'tek seçenek' değil elbette; ancak şu an mevcut seçenekler arasında, tarihi beklentileriyle uyumlu, ekonomik çıkarlarına denk düşen en mâkul olanı AB üyeliği... Sadece son 200 yılını 'Batılılaşma' amacına hasretmedi; İkinci Dünya Savaşı sonrasında neredeyse bütün Avrupalı kurumlar içinde yerini aldı Türkiye ve son 40 yıldır da AB ile irtibatlı. Girmeye hak kazanmak üzere olan ülkeler arasında, Türkiye kadar AB ile uzun geçmişi bulunan ve gümrük birliğini tamamlamış bir ülke bulunmuyor.

Türkiye, coğrafi olarak, Avrupa'nın Ortadoğu ve Kafkaslar'a doğal uzantısı. Üç milyona yakın vatandaşı yarım yüzyıldır Avrupa ülkelerini mesken tutmuş durumda. Bir zamanlar en büyük parçası Avrupa'da bulunan bir imparatorluğun mirasçısı olduğunu da unutmamak gerekiyor. Cumhuriyet bir 'çağdaşlaşma' projesi değildi yalnızca, bir 'Avrupalılaşma' projesiydi de; bu projenin gereği olarak bayağı yüklü bir bedel de ödedi Türkiye: Alfabeden takvime, kılık-kıyafetten hukuk sistemine kadar hemen her alanda köklü bir değişimden geçti...

Kim ne derse desin, Türkiye'nin AB üyesi olma arzusu önündeki en büyük engel AB değil, Türkiye'nin kendisi... Cumhuriyet'in ilk döneminde 'Avrupalılaşmak' uğruna katlanılan büyük bedel ile karşılaştırıldığında sözü bile edilmeyecek basit 'değişimlere' ayak sürüyor Türkiye'nin 'çağdaşlaşmacı' oldukları iddiasındaki elitleri... İdam cezasının kaldırılması, anadille öğretim ve yayın gibi basit düzenlemeler, çok su götürür bahanelerle, onlar tarafından geciktiriliyor. Ön planda bazı bildik siyasiler gözükse ve tavırları 'parti çıkarı' ile irtibatlı olsa bile, değişime esas kimlerin direndiğini herkes biliyor...

AB karşısında oluşturulan direniş cephesi, keşke, bu tavra paralel olarak Türkiye için düşünülen esas projeyi tartışmaya açsaydı... Bunun bir yararı, Türkiye'yi 200 yıldır Batı peşinden koşturanların bundan neden vazgeçtiklerini anlamamız olurdu. 'Batılılaşma' yanlış mıydı, onca sancılı dönüşüm boşuna mı göze alındı? AB'ye üyelikten "Batı'nın Türkiye'yi bölme niyeti" ile irtibatlı mülâhazalar yüzünden vazgeçiliyor ise, içinde yer aldığımız çok sayıdaki Batılı kurumdan da aynı gerekçe yüzünden çekilmemiz gerekmez mi?

Türkiye'nin önündeki tek seçeneğin AB olmadığı iddiası, bizler gibi 'daha kişilikli bir Türkiye' idealini savunanlar açısından farklı, AB karşıtı 'Batıcılar' açısından çok daha farklı anlamlar taşıyor. Türkiye, AB üyesi olmadan da, kendisine üstünlük sağlayan coğrafi konumunun dikte ettiği 'köprü' görevini ifa edebilir. Ancak, Kafkaslar'dan Orta Asya'ya, Karadeniz'den Kızıldeniz'e uzanan Batılı değerlerle mücehhez bir köprü olmayacaksa, milli ve dini değerlerine daha fazla bürünüp o değerlerin temsilcisi olarak Batı'ya doğru uzanan bir köprü olması beklenir Türkiye'den... Bu da, 1920'lerde yaşadığı köklü altüst oluşa yakın bir temel dönüşümü zorunlu kılar. "Türkiye AB seçeneğine mahkum değil" diyenler, bu sözün gereğini yerine getirmeyi de düşünmeliler.

İç siyasetin bir erken seçimi zorlayacağı günlerde Türkiye ile ilgili nihai karar aşamasına gelecek AB. Türkiye, son 200 yılını peşinde geçirdiği 'Batılılaşma' idealinin doğal son durağı olan AB kapısından 'Avrupalı olma kriterlerine uyum sağlayamadığı' gerekçesiyle geri çevrilecekse, bu yeni durumun dayatacağı 'yeni kimlik arayışı'nda rehberlik edecek farklı kadrolara ihtiyaç duyacaktır. Bizden söylemesi: Konumlarını yitirmemek için AB'ye direnen 'Batıcı' kadrolar, AB'den uzaklaşan Türkiye'de iktidarlarını daha kolay kaybedeceklerdir.

Öyle de kaybedecekler, böyle de... Bari, tercihlerini ülke için en az zararlı olandan yana kullansalar...


26 Haziran 2002
Çarşamba
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED